Kıbrıs’ta Avcılık


 Büyük av ve birinci ince av olmak üzere Kıbrıs’ta iki tane ana av olmaktadır, bunlara ek olarak yaz aylarında gidilen bir ikinci ince av daha vardır.

-Büyük av 4 Kasım'dan 30 Aralık’a (tarihlerde yıl yıl değişiklikler olabiliyor) toplam 10 hafta sürüyor, her haftanın sadece pazar günleri büyük ava gidiliyor ve toplam 10 gün ava gidilmiş olunuyor. Bu av “tavşan, turaç, keklik, sülün, fassa, yaban güvercini, çulluk, bıldırcın, karga ve saksağan” dan oluşuyor. Karga ve saksağan Kıbrıs’ta nüfusu çok olduğundan çiftçinin mahsüllerini tüketiyor böylelikle avları yasal hale gelmiş durumda.

-Birinci İnce av, cikla avı olarak da bilinen bir avdır. Cikla adaya gelen göçmen bir kuştur ve 12 Ocak’tan 4 Mart’a kadar (tarihlerde yıl yıl değişiklikler olabiliyor) avlanması yasaldır. Bu av haftada 2 kez çarşamba ve pazar günleri oluyor ve 16 gün ava gidilmiş olunuyor. Bu avda ekstra olarak “üveyik, fassa, yaban güvercini, karga ve saksağan” avlanabiliyor.

-İkinci ince av eylül ve ekim ayları arasında bir av olduğu için aşırı sıcaktan dolayı çok katılım gösterilemiyor. Bu avda ise cikla hariç birinci ince avda avlanılan hayvanlar oluyor.

1-) Kıbrıs’ta avın sürdürebilir olması için bugüne kadar neler yapıldı?

-Ava serbest bölgelerde koruma cep bölgeleri oluşturuldu, bu bölgeler hayvanın avcıdan kaçıp birebir canının kurtulmasına sebep oluyor ve avcı bu cep bölgelere giremiyor.

-Seçilmiş bölgelere su depoları yerleştirildi ve yerleştirilmeye devam ediyor. Bu su dolu depolar av kuşlarının, diğer kuşların, dağ keçilerinin ya da diğer tilki gibi hayvanların su ihtiyaçlarını karşılıyor, fakat yerleştirilmiş olan su depolarının bazıları bir hafta içinde maalesef çalınıyor ya da keçiler boynuzlarıyla depoları deliyorlar. Tekrar çalınmasını ve delinmesini engellemek için su depoları ya yere gömülüyor ya da betondan depolar dökülüyor.

-Caydırıcı cezaların uygulanıyor olması; örneğin yasak alanda avlanmak, ince avlarda “keklik, tavşan” ya da büyük avlarda “cikla” avlamak, ruhsatsız avlanmak, av günü dışında bir gün avlanmak, av gününde verilen av limitini (örneğin hakkın 8 keklik ise sen 10 keklik vurmuşsan) aşmak ve bunların görevli av koruyucuları tarafından tespit edilmesi, 1 asgari ücret cezasından başlayıp 5 asgari ücret cezasına kadar sonuçlanabiliyor ve ateşli silah bir daha geri verilmemek üzere el koyulabiliyor.

-Keklik üretim çiftliği; belirli yıllarda üretilen keklikler doğaya salınıyor ama nedense başarılı olunamıyor, çiftlik kekliklerinin doğadaki kekliklere hastalık bulaştırıyor olmaları ya da keklikleri salan kişilerin av günü saldıkları yerlere gidip onları vurdukları söyleniyor tabi bu şehir efsanesi de olabilir.

KKTC’nin, avı sürdürebiliyor olması yani (av hayvanının tükenmemesi, bilinçli avcılık) şu anda Güney Kıbrıs’tan çok gelişmiş.

-Cikla avının uzatılmasını ve büyük avda da avlanılmasında avcılardan talep gelmiştir, ama bu talep reddedilmiştir.

 

-2010 senesinde gazetenin hediye ettiği büyük avın haritası.-

 

2-) Silah yasası

-Yasaya göre sadece çifte kullanılıyor ve bulundurulabiliyor, (yivli veya pompalı tabiriyle 2’den fazla art arda fişek atan silahları hem bulundurmak hem de taşımak yasak, aynı şekilde tabanca ruhsatı sivil halka verilmiyor)

-21 yaşını dolduranlar silah alabiliyor.

-Üç tane avda kullanılan çifte, iki de poligon için kullanılan çifte (toplam 5 adet çifte) alınabiliyor.

-Arabada giderken avcının silahının boş ve kırık vaziyette olması gerekiyor.

-Hava silahı veya hava tabancası ateşli silah kategorisine giriyor. (Kurusıkı ve airsoft silah yasak)

 

“Beretta 682 deluxe”, Beretta’yı Beretta yapan silahlardan biri. Trap sporting yoluyla bu silahla tanışmış oldum. Umarım ilerde bana kısmet olur.

 

3-) Kıbrıs yerli av köpeği (yerli belosu)

-Köpekler avcılara büyük avda eşlik ediyorlar.

-On yıl önce her avcı kendisi için Kıbrıs yerli belosu sahipleniyor, fakat yıllar geçtikçe herkes cins av köpeklerini sahiplenmeye başlıyor ve yerli belo neslini sürdüremiyor, şu anda adada toplasak on tane yerli belo bulunabiliyor mu emin değilim. Yerli belo uzun boylu, yanaklı, uzun kulaklı ve yağlı bir deriye sahip kırma bir köpektir, hangi iki köpeğin kırmasıdır bilinmiyor. Eğitilince avda Alman pointeri kadar etkili bir köpektir.

Kıbrıs’ta bu köpeğin değeri bilinmemiştir.

 

-Fotoğraftaki köpek Fır Fır, bütün kardeşleri doğduktan bir gün sonra ölüyor, sadece “Fır Fır” hayatta kalıyor ve annesinin bütün sütünü içiyor. Deli köpeğin teki. Kalan son yerli köpeklerden biri oluyor.

 

-Fotoğraftaki köpek Rock. Rock’un annesi sahibinin tenhasını yakalıyor ve çiftleşiyor. Doğuma son bir hafta kala annesine araba çarpıyor ve köpek erken doğum yapıyor. Rock , annesinin karnından ilk çıkan yavru köpek oluyor, fakat annesinin karnında olan bir yavru doğamıyor ve anneyi zehirliyor, veteriner muayenede annenin içinde kalan yavruyu fark edemiyor. Anne doğumdan 1 gün sonra falan ölüyor ve köpekleri emziremiyor. Sahipleri biberonla hepsini emziriyorlar ama maalesef Rock hariç hepsi ölüyor. Rock iki aylık olunca anne sütünden mahrum kaldığı için arka iki ayağı kırılıyor ve alçıya alınıyor, sahiplerinin çevresinden acaba Rock’u uyutsanız mı gibi sorular geliyor ama sahipleri bunları ciddiye almıyor ve Rock uyutulmuyor. Ona evin içinde bakıyorlar, Rock büyüyor ve iyileşiyor. Rock şimdi başarılı bir av köpeği ve ailenin kahramanı.

4-) Avdaki tehlikeli sorun

-Gufi engerek (sağır yılan) adıyla bilinen kıbrıs yılanı çok zehirli bir yılandır ve çok iyi kamufle olma özelliğine sahip muhteşem bir avcıdır. Üstüne basmadıkça ya da kışkırtılmadıkça ısırmayan bir yılandır. Gufi engereği ısırığı vakalarında henüz insanlarda kötüyle sonuçlanan bir olay olmamıştır. Isırıldıktan en geç 3 saat içinde panzehir alınıyorsa hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Köpekler için aynı şeyi söylemek zor, büyük avda bazen “Gufi” kayanın üzerine güneşlenmek için çörekleniyor ama köpekler bilmeden koklamak amacıyla yılana yaklaşıyorlar tabi yılanda boş durmuyor, hızlı bir hamle yaparak köpeği ya yanağının kenarından ya da kulağından ısırıyor ve zehrini boşaltıyor. Köpeği arabaya götürene kadar maalesef köpek ölüyor, bunların yaşanmaması için avcının gerekenden daha dikkatli olması gerekiyor, yılanı gördüğü gibi köpekleriyle oradan uzaklaşmak durumundadır. Yılanı vurmanın bir çözüm olmadığını düşünüyorum, sonuçta biz avcılar yılanın ortamına giriyoruz.

 

Gufi engereği (sağır yılan)

Küçük bir anım

12 Ocak 2019 Pazar günü ince avın (cikla avının) ikinci günüydü. Cumartesi akşamından hazırlıklar yapıldı. Sabah saat üçte diğer avcılarla buluşacağımız noktaya doğru yola çıktık, avcılar ile buluştuk ve av bölgesine doğru ilerlemeye başladık. Av bölgesine vardığımızda saat altıya geliyordu, gittiğimiz bölgede başka avcılar da vardı, arabadan indik silahlarımızı kurduk ve bir zeytin ağacının altına iki kişi olacak şekilde durduk, her iki buçuk metrede bir zeytin ağacı, her ağacın altında da iki avcı vardı bir anda -cav cav- silah sesleri yükselmeye başladı, cikla vadiden gelmeye başlamıştı, başımın üstünden bir cikla geçtiğini gördüm, hemen nişan aldım ve onu süzmeye başladım, tetiği yavaş yavaş ezerken aynı ciklaya beş avcının aynı anda nişan alıp, ateş ettiğini görünce elimi tetikten çektim. Avcılar hırslarından vuramamışlardı. Beni rahatsız eden asıl konu beş avcıya bir cikla düşmesiydi, küçük bir kuşa beş adamın aynı anda ateş attığını düşünün ortada kuş falan kalmaz.

 

(Cikla) ince avda avlanılıyor. Göçmen kuş olarak biliniyor.

Kıbrıs’ta avcılık gerçekten çok güzel ama daha büyük avlara (geyik, domuz gibi) gitmek istiyorum. Umarım bir gün gidebilirim.

Zeka Hansel

19.Mart 2020 /Ankara

 

Bu yazı 67 kez okundu...