Sülün Salımı


Fotoğraf / M.Emin Bora

Sayın Ekizoğlu’nun keklik ve sülün salımlarına karşı yazısına katılmamak elde değildir. Önceki yazılarımda detaylara yer vermeden değinmiştim. Sayın Ekizoğlu detaylarına girerek çok güzel anlatmış. Salımların hem şekli hem de zamanı yanlıştır. Yetiştirilip güya doğaya salınan bunca kanatlının telefi bir yana günahından korkmak gerekir. Ama Avlaklar Daire Başkanlığı’nın doğrularını aşmanın mümkün olmadığı, siz doğrusunu anlatsanız da yine kendi doğrularını uygulaması alışıla gelmiş bir davranıştır. Tüm illerin Şube Müdürlerinin katıldığı toplantıda salım şekillerini ve zamanlarını anlatmama rağmen bir adım yol bile alınmamıştır.  Yaban kekliğin olduğu bölgeye keklik salmak yabana ihanettir. Kesinlikle yerli kekliğin olduğu bölgeye keklik salımı yapılmaz. Hem çiftleşme aşamasında hem arazi paylaşımında çok büyük sorunlar doğurur. Sayın Kantarlı’nın %20 yerleşme oluğunu söylemesi de hiçbir gözlem ve bilimsel gerçeğe dayanmamaktadır. Tamamen varsayımdır. Salınan kuşu kim takip etmiş? Kim gözlemlemiş? Kim ne zaman saymış? Hiçbir bilgi ve bu işleri yapacak eleman yoktur. O nedenle avcılık okuyan yüksek okullardaki öğrencilerin bu işlerde staj yaparak çalıştırılmasını defalarca önermişimdir. Bu işlerin yevmiyeyle, aylıkla olamayacağı bir gerçektir. Vermeye çalıştığım tüm bilgiler kendi fikirlerim, çok bilmişliğim değildir. GCT (GAME CONSERVANCY TRUST) Tarafından senelerce araştırılıp ortaya konmuş know-how’ lardır.

 

Sülün arazide yerleşmeyen bir av kuşudur. İsteseniz de sülünü yerleştiremezsiniz. Sülünün yerleşmemesi için yapılan açıklama şöyledir. Sülün yumurtaları 7 günde bir kuluçkaya girmektedir. 7 günlük yumurtaların bile çıkım oranı bilimsel olarak %60 olarak kabul edilmiştir. 8. günden sonra dramatik bir düşüş olur. Bir sülünün 15 yumurtaya kuluçkaya yattığını düşünürsek %50 yumurta 7 tane zaten çıkmayacaktır. Kalan 8’in de %60’ı  5 civcivin de mutlaka zayiata uğrayacağı düşünülürse sadece birkaç civciv yaşayabilir, hiç yaşamayabilir. 

Bu nedenle dünyanın her yerinde sülün kuluçka makinelerinde üretilerek araziye salınır ve avlatılır. Bu her sene rutin olarak devam eder. Bu konuda 80 senelik deneyimi olan ülke İngiltere’dir. Milyon adetlere ulaşan sülün salımı yapılmakta ve avlatılmaktadır. Ancak bu ülkede ve birçok Avrupa ülkesinde gece gözü parlayan her türlü yırtıcı vurulur.Ama bir gerçek vardır ki o da araziye salınan sülünlerin elbette hepsi avlanıp yok olmaz. Arazide kalmış olan sülünler yabana, yırtıcıya, habitata alışmış yabani olmuş sülünlerdir. Kaç defa tüfekten bile kurtulmuşlardır.  O nedenle araziye üstü açık çiftleşme bölgeleri kurulmakta yabani olmayan volierlerden çıkarıp koyduğunuz dişi sülünlerle çiftleştirilmektedir. Sülün kanatları kesildiği zaman, kanatlarını yenileyen, hiçbir hasara uğramadan uçma kabiliyeti gösteren bir kuştur. Onun için ince lastikle dişi sülünlerin kanat telekleri birbirine bağlanarak uçup açık çiftleşme bölgelerinden dışarı çıkmaları önlenir.

Çiftleşme bölgeleri daha önce salım yapılmış arazilere yapılmaktadır. Etrafı muhkem bir şekilde çevrilerek içeri yırtıcı girmesi önlenir. Çalılık bir bölgeye yapılması gereklidir. Dışarıdaki erkek sülünler ziyarete gelip çiftleşirler. Yumurtlama başlayınca her gün akşamüzeri yumurtalar toplanır. Dişi sülün içgüdüsel olarak bir yuva yaparak aynı yere yumurtlar. İlk yumurta işaretlenerek fol olarak bırakılır veya yapma, yalancı yumurta konur. Yumurta çıkış oranını %60 üzerine çıkarmak için 6 günde bir kuluçka makinesine girilir. Amaç kan değişimi ve yabana yakın bir ırk elde etmektir.

 

Çıkan civcivler 2 hafta kapalı yerde bakılır. 2 haftadan sonra dışarı çıkmaları sağlanır. Bu şekilde büyütülen civcivler 7 haftalık olunca salınacaktır. Kesin ve net olan sülünlerin salım yaşı 7 haftalıktır. Daha sonraki günlerde, haftalarda salınmazlar. Salımdan önce üst gagaları, ve kanatları kesilerek üstü açık volierlerde salınırlar. Bir volierden 500 adet sülün salınabilir. Her sülün başına 15 metrekare alan hesap edilerek volierler inşa edilirler. Köşelerde yığılmalar olmaması için köşeler kırılarak yapılırlar.

7 haftalık sülünlerde kanat kesimi yapılarak volierlere konurlar. Sülün kanat yenileyen bir kuştur. 3 hafta ile 4 hafta arasında kesik teleklerini atacak yeni telekleri çıkaracak, uçacak hale gelecektir.

7 haftalık sülün palazlarında kanat kesimi

Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi büyük teleklerin üzerine gelen tüylerin hemen altından kesilecektir. 7 adet telek tüyü tek kanatta kesilir. Kanat kesimi yapmanın amacı: Üzeri açık volierde 3-4 hafta araziye alışmasıdır. 4 hafta sonra açık volierden dışarı uçarak çıkmalar gerçekleşir.

Aşağıdaki resimde üzeri açık volier görülmektedir. Volierin 4 yanında tilki girişi tabir edilen ama, asıl karşılığı sülünün bir yırtıcıdan kaçarken içeri gireceği ızgaradır. İşte ilk sülün palazı volier dışında görüldüğü zaman bu tilki girişleri açılacaktır. Izgara araları içten içe 9 cm boyu ise 30 cm ebadındadır. Her iki tarafında yuvarlanmış tel örgü vardır. Sülün bir saldırıda alışkın olduğu voliere koşar ve deliği bulması için yuvarlanmış telden içeri girer. Senelerdir yapılan incelemelerle tilki giriş ebadı tespit edilmiştir. Sülün geçer, tilki geçemez. Ayrıca volier çevresi akü ile çalışan  elektrikli telle çevrilir. Tilkiden büyük yırtıcılar için gereklidir. (Porsuk, domuz.vb.) Tırmanıcı yırtıcılar için volier duvarlarını çevreleyen tel duvarların üstü yarım daire şeklinde kıvrılır. Tırmandıktan sonra ters dönecek bu cins yırtıcılar (sansar, gelincik, fare) içeri giremeyecek ve düşeceklerdir. Tüm bu önlemlere rağmen İngiltere’deki 1980 senesinde meydana gelen çok büyük bir kuraklıkta porsuk hücumuna uğrayan volierler çok büyük kayıplar vermişlerdir.

Tilki Girişleri

Yasal olarak korunan kanatlı yırtıcılar için (kartal, doğan, şahin, atmaca, baykuş) volier kenarlarına direkler dikilerek beyaz şeker, un çuvalları asılır. Bu tip yırtıcılar beyaz çuvallardan ürkmektedirler. Gece yırtıcısı olan baykuş için ise sarı renkli yanıp sönen lambalar yerleştirilir.

Volierin kurulma yeri çok önemlidir. Kurulacağı arazinin %60’ı ormanlık, çalılık, %40’ı açıklık olmalıdır. Sülün yere tünemeyen bir kuştur. Ormanlık olarak ayrılan %60 bölgede kırık dallardan veya alt dallar kırılarak tünekler yapılır.

Fotoğraf / M.Emin Bora

Volierlere otomatik yemleme makineleri konabilir ama her gün sabah aynı saatte, aynı kıyafetli bir kişi tarafından yemlenmesi önerilir. Ayrıca yemlikler de yerleştirilir. Sabah yemlemenin amacı gözleri artık salınan sülüne alışmış olan bakıcının sayım yapabilmesidir. Aynı zamanda ileriki tarihlerde araziye dağılmış sülünü toplayıp gözlem yapabilmektir. Yemlemeden önce sülünler bir sese alıştırılır. Bu ses boş bir teneke kutuya vurarak da çıkartılabilir, düdükle de olabilir. İleri tarihlerde araziye dağılmış olan sülünler bu sese karşılık verip öterek volierlere geleceklerdir. Sülünde aynı tavuklarda gördüğümüz eşinme iç güdüsel olarak vardır. Bu nedenle yemleyen tarafından yere saçılan yemler serilmiş iri saman üzerine atılır. Sülünlerin eşinmesi yem bulma becerisi sağlanır.

Açık  volierde salınmış sülünler yemleniyor

Bu olay köy tavuklarının evden uzaklaşıp geh, geh sesi ile hepsinin toplanıp kümese kapatılması ile aynıdır.

Sizce elle kafesten alıp, uçurtmak, hazırda bekleyen yırtıcıları yemlemek, fiyaka yapmak varken:

Bakanlık böyle bir zahmete girer mi?

Mehmet Arpaz

18.05.2015 / İstanbul

Bu yazı 3007 kez okundu...