Amerikan Avcısı İle Söyleşi


Değerli okuyucu,

Avcılık bir çok Amerikalı için bir tutku… Kuzey Amerika’da yaşayan avcı, biz Türklerden daha çok avlanıyor ve daha fazla av hayvanı vuruyor. ABD’de 13 milyon avcı, avlakta yılda 228 gün geçirmekte, 200 milyon av yolculuğuna çıkmakta ve yaklaşık yılda 20.6 milyar doları avcılık amacıyla harcamaktadır

Amerikalı avcı avlanmak için kapsamlı planlar yapmakta ve çok fazla efor sarfetmektedir. Amerikalı bir avcının ördek avlamak için katettiği ortalama mesafe 194 km.’dir1. Amerikan avcısı dünyada avcılık için en çok para harcayan avcıdır. Ortalama Amerikalı avcının yılda avcılık amaçlı harcamalarının toplamı 1.570 Amerikan Dolarını bulmaktadır.

Amerikalı avcı avcılık ve silahlarla ilgili kural ve kanunlara titizlikle uyar. Habitat ve yaban hayatı konusunda çok duyarlıdır. Boş zamanını ve parasını yaban hayatının korunmasına harcamaktadır. Amerikalılar, ördek avı pulu yoluyla sulak alanların korunmasına bugüne kadar 670 milyon dolarlık katkıda bulunmuşlardır. Her sene avcıların ödemiş olduğu federal vergilerden 200 milyon dolarlık kısım, Eyaletlerce yürütülen yaban hayatı yönetimi programlarını, avcılığa açılacak arazilerin satın alınmasını ve avcı eğitimi ve güvenliği kursları verilmesini desteklemek amacıyla, yerel teşkilatlara aktarılmaktadır. Korumacı avcı örgütleri her yıl binlerce dönümlük habitatı satın alarak ve/veya koruyarak yaban hayatının geleceğini korumaya çalışmaktadırlar.

Sonuç olarak, Amerikalı avcı hayatı boyunca, bizim gördüğümüzden daha çok çeşitli bir yaban hayatı görmek ve onarılmasına katkıda  bulunduğu bu ekosistemde bizden daha iyi avlanmak ayrıcalığına sahip olmaktadır. Bugün ABD dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir geyik avı rakamına sahiptir. Bu ülkede korumacılık büyük bir başarı öyküsüdür. Avcılık geleneğinin Amerikan yaşamındaki önemi son derece iyi anlaşılmıştır.

Amerikan avcısı bunu nasıl başarmıştır? Onu bu kadar farklı kılan, duyarlı olmasını ve başarıya ulaşmasını sağlayan nedir? Bu sorulara yanıtı araştırırken Amerikalı avcının düşünüş biçimini anlamamız gerekmektedir. 

---0---

Sayın Darrell Smith Amerikalı bir avcı ve korumacı. ABD’nin ortabatısı olarak bilinen Illinois Eyaletinin Champaign kentinde yaşıyor. 1947’de doğan Smith, İllinois Üniversitesi tarımsal iletişim bölümü mezunu. Halen ulusal düzeyde 500.000’lik tiraja sahip Farm Journal (Tarım Dergisi)’nin Koruma ve Makine Editörlüğünü yapmaktadır.

Darrell, askeri tarih ve Amerika tarihi konularında okumayı, eski country tarzı müzik dinlemeyi sevmekte; beyzbol maçlarını izlemekten ve bahçesiyle uğraşmaktan hoşlanmaktadır.

Mehmet Ekizoğlu – Sayın Smith, avcılık dünyasına nasıl girdiniz? Avcılık size ailenizden miras kalan bir gelenek mi?

Darrell Smith- Babam, dedem ve amcam avcıydı. Dolayısıyla avcılık bana aileden miras diyebilirim. Amcam ve dedemle hiç avlanamadım, çünkü ben yetişirken onlar artık çok yaşlanmıştı. Babamla da fazla ava gidemedik, zira son zamanlarında sağlığı pek iyi değildi, fakat o benim ilgimi çekmek için yeterli oldu.

ME- Ne tür av hayvanları avlıyorsunuz? Avını en çok sevdiğiniz tür ve en çok sevdiğiniz avlanma şekli nedir; en sevdiğiniz bir av günü nasıldır?

DS- Son beş yıldır çok fazla ava gidemedim, en azından kendi ölçülerime göre istediğim gibi avlandığım söylenemez. Her sezon yivsiz av tüfeği ile geyik avladım ve genelde her sülün sezonunda iki veya üç kere sülün avladım. Son üç yılda sadece bir kere yaban hindisi avına gittim, her ne kadar seninle yaban hindisi avı yapmak, kendi başıma avlanmak kadar keyifli, belki de daha keyifli olsa da. Daha fazla avlanamayışımın sebeplerine gelince... Gidebileceğim çok fazla avlanma yeri yoktu ve bana ait olan arazi de üç saatlik mesafede... Haftasonlarında daha çok çalışmaya başladım ve inadına özellikle de bahar ve güz aylarında işler çoğaldı. Ava gidebileceğim araziye de onca saat araba kullanmak için zamanım kalmamış oldu. Hemen yapamasam da, birkaç sene içerisinde emekli olunca bunun değişeceğini umuyorum.

Avlamayı sevdiğim hayvanlar konusunda: Çoğunlukla tavşan ve sincap avlayarak büyüdüm, hala da bunları avlamayı ve yemeyi çok severim. Bunun yanında, geyik, yaban hindisi, üveyik ve sülün avına gidiyorum. Eskiden ara sıra tavşan avlarken ördek parladığı ve benim de vurduğum olurdu. Daha gençken Wyoming Eyaletinde antilop ve mule geyiği; Colorado’da ise elk geyiği avına gittim. Antilop ve mule geyiği avladım, ancak hiç elk geyiği vuramadım.

En çok ne avını mı seviyorum? İşte bu zor bir soru. Sanırım, en çok yaban hindisi avını seviyorum. Sebebi baharın o güzel havası, avın zorluğu ve sonunda eğer vurabilirseniz avın heyecanı. Yaban hindileri bu kadar bol olmadan önce, belki inanmayacaksınız ama, sincap avı benim en sevdiğim avdı. Bu küçük hayvanları .22 kalibrelik tüfekle kafalarından vurmaya çalışmak inanılmaz heyecanlı bir avdı. Tabii sincap eti de benim en sevdiğim av eti idi.

Hayalimdeki av günü... Herhalde bu başarılı bir yaban hindisi avı sabahı olurdu. Bahar sabahının serinliğini tadını çıkarmak, güneşin doğuşunu izlemek, bir yaban hindisi düdüğüyle kuşu yakınlaştırmaya çalışmak ve en sonunda da baba hindiyi avlamak. Bu duygu moralimi günlerce yüksek tutuyor. Aylar sonra, bir şirketin personel toplantısında otururken, bir sürü insanın kendilerinin ne kadar zeki olduklarını ve parlak yönetimleri sayesinde şirketin ne kadar mükemmel çalıştığını (fakat ne yazık ki biz yazarlara maaş zammı verecek kadar mükemmel değil) dinlerken kendi kendime şöyle derim: “Ah, hepinizin canı cehenneme..! Ben geçen bahar bir hindi avladım.”

Tabii bir de ne avladığınız ile değil kim ile avlandığınızla ilgili hayalimdeki av günü olabilir. Gerçekten iyi bir av arkadaşı altından daha değerlidir. Jerry Misek adlı arkadaşımla ne yazık ki artık avlanamıyorum, ancak onunla birlikte yirmili ve otuzlu yaşlarımızdayken, sülün ve tavşan avladığımız günler hayatımın en güzel günleriydi.

ME- Eti için avlanmak ve trofe avcılığı... Sizin her ikisini de yaptığınızı biliyorum. Sizce bu iki tür avcılık tarzını ayrı ayrı değerlendirmeyi gerektirecek kadar büyük farklılıklar var mıdır?

DS- Aslında ben kendimi bir trofe avcısı saymıyorum. Evimde doldurduğum iki geyik trofesi var ama onları da arkadaşlarımın zoruyla yaptırdım, iyi ki de yaptırmışım. Trofeleri büyük olduğu için değil, büyük de sayılmazlar, fakat duvardaki bu trofelere bakmak bana bu avlarımı hatırlatıyor. Birisinde yapmış olduğum zor bir atışı ve diğerinde de beraber avlandığımız arkadaşlarımızın hatırası canlı kalıyor.

Ben esasen eti için avlanıyorum. Bana göre, kendi yiyeceğim eti temin etmek, hayvanı kendi kendime yüzüp kesmek, derin dondurucuyu doldurmak ve bütün bir yıl bu etle yaşamak olmadan avcılıkta tatmin olmuyor. Mahallemizde herhangi bir akşam yemekte geyik eti yiyen tek insanın ben olduğumu bilmek çok hoşuma gidiyor. Genelde yetenekli bir kişi değilimdir, marangozluk veya tamir işlerine yatkınlığım yoktur. Bu başkalarına ihtiyaç duymadan yapabildiğim tek şeydir diyebilirim. Böyle büyüdüm, babamın, amcamın ve dedemin avcılık yapmasının tek sebebi eve et getirmekti. Hiçbir zaman trofesi için bir hayvanı vurmadılar. Son olarak, bir canlıyı öldürmek, bence ciddi bir iştir. Bence, eğer et yiyeceksem mümkünse başkasının benim için öldürme işini yapmasından çok, hayvanı kendim öldürmeliyim ki benim et ile karnımı doyurabilmem için bir canlının ölmesi gerektiğini hiçbir zaman unutmayayım. Çoğu avcının benim gibi hissettiğini zannetmiyorum ve belki de böyle düşündüğüm için deli olduğuma hükmederlerdi ama ben böyle hissediyorum ve bunun için avlanıyorum.

Trofe avcılığına karşı değilim. Bu iki tür avcılığın farklı olarak değerlendirilmesine de gerek yok bence... Herkesin tercihi farklı...

ME- Yılın hangi zamanında hangi avlara çıkarsınız? Bir başka deyişle, her istediğinizde ava gidebilecek olsaydınız, bir yılınız nasıl geçerdi?

DS- Baharda yaban hindisi avı, Eylül ayının ilk haftasında üveyik avı, yapraklar düşmeye başladığında ve ağaçlarda sincapları görüp .22 kalibre tüfekle vurabilir hale geldiğinizde, Ekim ayında Kuzey İllinois’te sincap avı (buralarda yapraklar Kasıma kadar düşmez), Kasım ve Aralık aylarında sülün, tavşan ve geyik avı. Sezon ilerledikçe hava soğuyup her yer kar olduğunda sülün ve tavşan avının keyfine diyecek yoktur.

ME- Sizin sözlüğünüzde korumacılığın anlamı nedir?

DS- Bütün doğal kaynakların (toprak, su, hava, bitkiler ve hayvanlar) azalmaması, bozulmaması ve gelecek nesillere de kalabilmesi için sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesidir. Yaban hayatı ile ilgili olarak, korumacılık fazla değerlerin yiyecek için avcılık şeklinde veya eğer sizin için trofe avcılığı sözkonusu ise bu amaçla kullanımı da kapsar, etini israf etmediğiniz sürece. Aynı zamanda bütün türlerin yaşaması için yeri olması konusunda elimizden geleni yapmamız anlamına da gelir. Bence herşey varolma hakkına sahiptir, sadece insanlar değil...

ME- Peki etik anlayışınız nedir?

DS- Bana göre korumacılık ile aynı. Bu iki kavramı ayrı değerlendirebileceğimizi zannetmiyorum.

ME- Yaban hayatı için habitat oluşturulması, bu alanların korunması ve kamuoyunun bu konuda bilinçlendirilmesi konusunda çok çalıştığınızı biliyorum. Bu amaçla hangi örgütlere ve neden katkıda bulunuyorsunuz?

DS- Pheasants Forever kuruluşuna destek veriyorum, çünkü elde ettikleri bütün gelirleri merkeze aktarmıyorlar ve yerinde harcıyorlar. Bu paranın çok büyük bir kısmı da paranın toplandığı yerdeki habitatın durumunun iyileştirilmesi amacıyla kullanılıyor. Buna karşın diğer gruplara bağış yapmama gibi bir tavrım da yok. Ducks Unlimited, Whitetails Unlimited ve National Wild Turkey Federation örgütlerinin toplantılarına da katılıyorum ve destek veriyorum. Neden mi? Çünkü hepsi de habitat ve yaban hayatı için çalışıyorlar ve çok iyi işler yapıyorlar. Ben de bir avcı olarak, yaban hayatına bir şeyleri geri vermekten çok mutlu oluyorum.

Aynı zamanda National Rifle Association örgütüne de bir miktar bağış yapıyorum. Bu grup olmasaydı, silah sahibi olma haklarımızı kolaylıkla kaybedebilirdik diye düşünüyorum. Devlet bir kerede bütün silahlarımızı elimizden almayabilir, ama adım adım silah sahibi olmayı ve almayı daha zor, zaman alıcı ve masraflı bir hale getirebilir ki bir çok vatandaş bunun çektirdiği sıkıntıya değmeyeceğini düşünebilirler. Ben silahlarımı hem avcılık, hem de kişisel korunma için tutmak istiyorum.

ME- Mesleğiniz korumacılık ve doğal hayat ile çok ilgili. Her iki konuyu da birarada düşündüğünüz oluyor mu? Başka bir deyişle, avcı özelliğiniz işinizi nasıl etkiliyor?

DS- Bu ilginç bir soru. Yaban hayatı ve korumacılık açısından duyarlılık hissettiğimden dolayı, arazilerini dümdüz eden, habitatı yok eden, sonuçta da erozyona yol açan çiftçiler hakkında makale yazmak durumunda kaldığımda bir çok çatışma yaşadım. Genelde çiftçiler, içlerinde avcı olanlar hariç, yaban hayatına ne olacağına aldırmıyorlar. Heryerde arazilerindeki çalılık ve korulukları yok ediyorlar ve iyi bir şeymiş gibi tarla kenarındaki çit ve sınırları kaldırıyorlar, yol kenarlarındaki otların bile büyümesine katlanamıyorlar. Dolayısıyla bir çok durumda dilimi ısırmak zorunda kalıyorum. Tabii ki bunun yanında, Martin Ailesi gibi doğaya önem veren çiftçiler hakkında yazı yazmaya ve onları örnek göstermeye gayret ediyorum. Bir de arazisinde ücret karşılığı ava izin veren çiftçiler hakkında yazılar yazıyorum, çünkü benim bir görevim de çiftçilere yeni para kazanma yollarını göstermek. Ücretli avcılık olayına bir çok açıdan bakmaya açalışıyorum. Bir kere yaban hayatı için iyi bir şey, çünkü çiftçilerin başka türlü yok edecekleri habitatı koruyup geliştirmelerine neden oluyor. Öte yandan, ücretli avcılık çoğalırsa avcı sayısı azalır diye düşünüyorum.

ME- Siz de avcılıkta hep o eski günlerden özlemle bahseden avcılardan mısınız? Yoksa bulunduğunuz Orta İllinois bölgesinde güzel günler şimdi mi yaşanıyor?

DS- Aslına bakarsan evet, gidebileceğimiz çok avlak olduğu o eski günlerden çok bahsederim. Fakat bu Kuzey İllinois’teydi. 1950lerde ve 60larda burada değildim ve herkesin bahsettiği o sülün bolluğu yıllarına denk gelemedim. Fakat bildiğim bir şey var ki, modern tarımın yoğunlaştığı 1970li ve 80li yıllarda burada avcılık namına bir şey kalmamıştı. CRP gibi devlet programları sayesinde şimdi durum iyileşti. Araziye girebilen avcılar için tabii. Ailelerinin arazisi olan genç avcılar için avcılığın altın çağı yaşanıyor olabilir. Bu ne kadar sürecek veya sürer mi bilmiyorum, çünkü artık bu bölgede artık tarımdan habitata dönüştürülecek arazi kalmadı denilebilir. Hala no-till için fırsatlar var, herhalde bu sayede av kuşları için daha fazla fırsatlar yaratılabilir. Yaban hindisi ve geyik açısından gerçekten de avcılığın altın çağı yaşanıyor. Daha önce Amerika’a hiç olmadığı kadar geyik ve yaban hindisi var. Ancak bu hayvanları avlamak için biraz yol katetmeniz gerek.

ME- İllinois Eyaletindeki ve genel olarak ABD’deki avcılık kurallarını nasıl buluyorsunuz? Devlet avcılık hakkında “aptalca” bir karar almış olsa, örneğin limitleri yanlış belirlemiş olsa ne yapardınız?

DS- Avcılık yasaları ve kurallar ile ilgili bir sıkıntım yok. Bir sorun olsa ne yapardım? Ben pek protestocu biri sayılmam, herhalde avcılık örgütlerine kürekle para aktarmayı sürdürür ve onların baskı yaparak sorunun giderilmesini sağlayacağını umardım. Sadece bir kuralın doğru olmadığını düşündüğüm için o kuralı ihlal edebileceğimi sanmıyorum.

ME- Büyük bir silah koleksiyonunuz olduğunu biliyorum. Hepsi ile avlanıyor musunuz? Aralarında sizin için özel olan bir silah var mı? Hangisi ile hangi avı yapmayı seviyorsunuz?

DS- Keşke hepsiyle ayrı ayrı avlanabilecek zamanım olsaydı, çünkü hepsiyle atış yapmak ayrı birer keyif. Atış yapmayı seviyorum ama bunun için yeterli zamanım yok. Bu nedenle emekliliğimi dört gözle bekliyorum.

Gelecek sezon yaban hindisi avına çıktığımda Escort marka tüfeğimi denemeyi çok istiyorum. İyi bir hindi avı tüfeği olacak gibi görünüyor, ancak daha hiç deneme fırsatım olmadı.

Evet, özel bir tüfeğim var. Breziya yapımı Rossi Bonanza marka 20 numara namlu bir yan çifte. 1971 yılında Milwaukee’deyken 80 dolara satın almıştım. Tavşan avı için aldım ve gerçekten de tavşan avı için mükemmel bir tüfek, kısa namlulu ve taşıması kolay. Bu tüfeği satın aldığımda çok tavşan avına çıkardım ve genelde de arkadaşım Jerry Misek ile ava giderdik. Bana o güzel günleri de hatırlatıyor. Bir de ben tavşan avını ve tavşan etini gerçekten çok severim.

ME- Sizce bugün Amerikan avcısının karşı karşıya olduğu en büyük tehdit nedir? Gelecekte bazı türleri avlayıp avlayamayacağı mı, gelecekte de bugünkü gibi silah edinme özgürlüğü olup olmayacağı mı, avlaklara istediği gibi girebilmesi mi yoksa başka bir şey mi?

DS- Bence en büyük tehdit avlaklara erişim sorunu olacaktır. Devlet desteği olan programlar ile bile, Champaign Bölgesi gibi yerlerde özel çiftlikler ve tarım arazileri o kadar fazla ki, geriye fazla bir habitat kalmıyor. Ücret karşılığı arazilerde av yapılmasının yaygınlaşmasıyla da düşük gelirli avcılar için büyük bir engel olacak. Bir çok avcı ava zengin iken başlamıyor. Şu an için, silah sahibi olma özgürlüğü konusunda bir sorunumuz yok gibi, fakat bu yeni bir yönetim ile her an değişikliğe uğrayabilir. Sürekli genç avcıları avcılığa kazandırmak zorundayız, çünkü avcı sayısını koruyamazsak haklarımız eriyip gidecektir. Ancak gittikçe azalan avlaklar ve kamuoyundaki olumsuz avcı imajı ile gençleri avcılığa kazandırmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

ME- Türkiye’ye hiç gelmediniz. Ülkemiz hakkındaki fikriniz nedir? Türkiye’de günün birinde avlanmak ister miydiniz?

DS- Seninle tanışıncaya kadar Türkiye hakkında tek bildiğim, bu ülkeden çok iyi askerler yetiştiği idi ve bu bence çok iyi bir özelliktir. Senin sayende, Türkiye hakkında çok şey öğrendim ve daha çok şey öğrenmek de istiyorum. Resimlerinden gördüğüm kadarıyla, Türkiye çok güzel bir ülke. Senden, Hilmi’den, arkadaşlarından ve ailenden gördüğüm kadarıyla Türk insanı dost canlısı, misafirperver, kültürlü ve doğa konusunda duyarlı. Ve tabii iyi atıcı da. Ülkenizde avlanmaktan veya sadece görmekten büyük mutluluk duyardım.

ME- Teşekkür ederim, Sayın Smith.

Mehmet Ekizoğlu

 

 

Dear Reader,
Hunting is a passion for many Americans. North American hunter hunts hard and kills more than we, hunters in Turkey do. 13 million people enjoy hunting in the U.S. Those 13 million hunters spend 228 days afield, take 200 million hunting trips and spend $20.6 billion pursuing their passion.
He spends a lot of time planning and effort for the hunt. The average mileage a hunter travels in order to hunt ducks for weekend is 120 Ms. The average American hunter spends more money on hunting more than any national does. The average hunter in the U.S. spends $ 1,570 annually for hunting.

He strictly obeys the hunting and gun regulations and laws. He cares a lot about the habitat and the wildlife. He contributes more of his spare time and definitely more of his own money on wildlife and conservation than we do. The American hunters contributed more than $ 670 million to the wetlands conservation through duck stamps. Each year, nearly $200 million in hunters' federal excise taxes are distributed to State agencies to support wildlife management programs, the purchase of lands open to hunters, and hunter education and safety classes in the U.S. (USFWS). The conservation organizations work to protect the future of wildlife by setting aside thousands of acres of habitat.

As a result, the North American hunter sees and hunts very diverse wildlife in his lifetime. Today hunters in the U.S. harvest more deer annually than any other hunters in the world. Conservation has been a big success in this country. The importance of hunting heritage in the American life style is well understood.

But, how American hunter accomplished this? What makes him different and caring and successful? We have to understand the way of thinking of the North American Hunter.

 

---0---
Mr. Darrell Smith is an American hunter and a conservationist. He lives in Champaign, Illinois. Born in 1947, he is a college graduate (majoring in agricultural communications) from the University of Illinois.  He works for Farm Journal, a national magazine with more than 500,000 circulation, as the Conservation and Machinery Editor. 

He likes to read especially about military and frontier history, listen to bluegrass and old-time country music, watch professional baseball games, and gardening. 
Mehmet Ekizoglu – Mr. Smith, how did you get into the world of hunting? Is it a family tradition?

Darrell Smith-My father, grandfather and uncle hunted, so it’s an inherited trait.  I never hunted with my uncle or grandfather because they were too old by the time I came along.  And I only hunted with my dad a few times because his health was poor, but it was enough to get me interested.   
Q- What species do you hunt? Which species and what kind of chase do you like most? I mean, how is your favorite hunting day alike? 

A- The past five years or so, I haven’t hunted much, at least by my standards.  I’ve hunted deer each season, with shotgun, and usually gotten out for one or two days of pheasant hunting.  I’ve only hunted turkey once out of the last three years—although hunting with you this season was just as good as hunting for myself, and maybe better.  The reasons I haven’t hunted more: I don’t have that many places open to me, and the land I own is a three-hour drive away.  I wind up working a lot of weekends—especially in spring and fall, ironically--and just don’t take the time to drive to where hunting is available.   I hope that will change when I retire in a few years, if not sooner.
As to what I like to hunt: I grew up hunting mostly rabbits and squirrels, and I still love to hunt, and eat, both.  I also hunt whitetail deer, turkeys, doves and pheasants.  Years ago, I used to jump-shoot an occasional duck while I was rabbit hunting. In my younger days, I hunted antelope and mule deer in Wyoming and elk in Colorado.  I’ve shot antelope and mule deer, but never an elk.
Which do I like to hunt most?  That’s a tough call, but, I guess, turkeys, because of the beautiful weather in the spring, the challenge and the thrill when you actually kill one.  Before turkeys came along, believe it or not, I think squirrel hunting was my favorite.  It is just incredible sport to try to bag those little animals with head shots with a .22 rifle.  And squirrel is my very favorite meat.
My favorite hunting day: I guess it would be a successful morning of turkey hunting: enjoying the spring weather, watching the sun come up, working a bird with a call, and finally bagging him.  That feeling keeps me high for days.  Months later, I’ll be sitting in some company staff meeting, listening to a bunch of people talk about how smart they are and how wonderfully the company is doing thanks to their brilliant management (but not quite well, enough, unfortunately, to be able to offer any raises to us writers), and I’ll think to myself, “Ah, f--- all of you—I killed a turkey last spring.”   
There’s another way of picturing one’s favorite hunting day, and that involves not the type of game but who you’re hunting with.  A really good hunting buddy is more precious than gold.  I no longer hunt with Jerry Misek, unfortunately, but the days I spent afield with him when we were both in our twenties and thirties, hunting rabbits and pheasants, were some of the finest days of my life. 
Q- Hunting for the freezer and trophy (sports) hunting… I know that you do both. Do you think that there are lots of differences between those two kinds of hunting that we should consider them different kinds of sports?
A-Actually, I’m not a trophy hunter.  I had two deer heads mounted because friends talked me into it, and I’m glad they did.  But it’s not because the animals are particularly big—they aren’t.  But looking at the heads on the wall reminds me of the event—of actually making a killing shot when I needed to do it (that doesn’t always happen with me) and, in one case, of the friends I was hunting with.
I hunt strictly for meat.  For me, the satisfaction in hunting lies in bringing in my own meat, butchering the animal myself, filling my freezer and living on that meat for a year.  I enjoy knowing that I’m probably the only person on my block eating venison on any given evening.  I never really learned to do very much with my hands—I’m not a carpenter or mechanic or anything—but this is one thing I can do entirely for myself, without relying on others.  And I was brought up to think this way: The only reason my father, grandfather and uncle hunted was for meat.  It never occurred to them to shoot something just for a trophy.  Finally, killing any creature is a serious thing to me.  I think if I’m going to eat meat, I ought to kill the animal myself, if I can, so that I never forget that something had to die in order for me to eat meat, rather than pay someone else to do my killing for me.  I don’t think many hunters feel as I do, and they probably would think I’m nuts, but that’s how I feel and why I hunt.
I have nothing against trophy hunting.  No, I don’t think they need to be considered separate sports.  Whatever floats your boat. 
Q- In what time of year which hunts do you go? I mean, if you were able to go hunting every time you want, what would your typical year sound like?
A-Turkey in the spring, doves the first week of September, squirrels in northern Illinois in October, when the leaves begun to fall so you can see them in the trees and shoot them with a .22, (the leaves never seem to fall until November at this latitude), pheasant and rabbit and deer in November and December.  I love hunting pheasants and rabbits late in the season when it’s cold and there’s snow on the ground.  
Q- What is the meaning of conservation in your dictionary? 

A-Managing all natural resources—soil, water, air, plants and animals—in a sustainable fashion, so that they are not depleted or destroyed and will be here for future generations to enjoy.  With wildlife, this includes utilizing the surplus for food, in the form of sport hunting—or trophies, if that’s your thing, as long as you don’t waste the meat.  It also means trying our best to ensure that all species have a place to live.  I think everything has a right to exist—not just people.

Q- What is your understanding of “land ethics”?

A-To me, it’s about the same as conservation.  I don’t believe I can separate them.

Q- I know that you are very dedicated to creating habitat for wildlife and working for the public awareness for this cause. Which voluntary organizations do you contribute and why?
A-I contribute the most to Pheasants Forever, because they use everything they raise locally, and they use most of it to actually put habitat on the ground or improve the habitat that’s there.  But I have no problem donating money to any of the groups, and I go to banquets for Ducks Unlimited, Whitetails Unlimited and the National Wild Turkey Federation.  Why—well, because all of them do good things for wildlife and habitat.  As a hunter, I’m happy to give something back to wildlife.

I also donate quite a bit to the National Rifle Association.  Without that group, I think we could very easily lose our right to own firearms.  The government might not take them all away at once, but they would gradually make it more and more expensive and time-consuming to own them, until most people would decide it just isn’t worth the hassle.  I want to keep my guns both for hunting and for personal protection.

Q- Your profession is much related to conservation and wildlife. Do you often combine the two way of thinking? On other words, how does hunting affect your work?

A-Interesting question.  Feeling as I do about wildlife and conservation, I’ve suffered a lot of conflict over the years as I’ve had to write about farmers who have cleared land, destroyed habitat and managed soil improperly, so as to cause erosion.  By and large, farmers don’t care much about wildlife, except for those few who love to hunt.  In most cases, they view clearing woods and fencerows as a good thing, and they can’t even stand to see grass growing unmown.  So I’ve just had to bite my tongue on many occasions.   Of course, I’ve tried to write about the good stewards (such as the Martins) and hold them up as examples every chance I get.  Also, I have to write about farmers who have gotten into the fee hunting business, because it’s my job to help farmers find ways to make more money.  I try to look at both sides of the fee hunting issue.  It’s good for wildlife because it causes farmers to create or maintain habitat they would otherwise destroy.  On the other hand, when there is no more free hunting I think we will have fewer hunters.   
Q- Are you one of the hunters who always talk about the “good old days”? Or the good old days are now in Central Illinois?
A-Well, yeah, I do talk about the good old days in terms of having access to more land to hunt.  But that was in northern Illinois.  I was not living in central Illinois in the 1950s and ’60s, so I never experienced the great pheasant hunting that everyone says existed here at that time.  But I do know hunting was almost nonexistent here in the 1970s and ’80s.  It’s much better now, thanks to government programs such as CRP--for those who have access to land.  This might be the good old days for some young hunters whose fathers have access to land to hunt—I’m not sure it will ever get much better because there just isn’t anymore land to convert from farming to habitat.  There is room for more no-till, though, so I suppose that could produce a few more birds.  With turkeys and deer, this is a golden era, because we have more of them than we’ve ever had before.  But you have to travel some distance to get to them.
Q- What do you think about the fairness of the game laws in the State of Illinois and generally in the U.S.? What would you do when you think they made a “stupid” decision about, let’s say, bag limits?

A- I have no major problems with the game laws.  As to what I would do if I had a problem. I’m not really much of a protester, so I imagine I would just continue to shovel some money to hunting organizations and hope they would exert pressure and get the problem fixed.  I don’t believe I would break a law just because I didn’t agree with it.  
Q- I know that you have a great collection of firearms. Do you hunt with all of them? Is there any “special” kind of gun among them? With which one, do you like to hunt most and in which species?
A- I wish I had time to hunt with all of them, because I would really like to shoot all of them.  I enjoy shooting; just don’t seem to have much time for it.  Hopefully, in retirement . 

I’m really looking forward to trying out that Escort on turkeys, and I’m really going to try to get turkey hunting next spring.  It just looks like it ought to make a really nice turkey gun.

There is a special gun.  It’s a Brazilian-made Rossi Bonanza side-by-side 20-gauge that I bought new for $80 when I was living in Milwaukee in 1971.  I bought it for rabbit hunting, and it’s just perfect for that—short-barreled and light to carry.  Also, back when I bought it I was doing lots of rabbit hunting with my friend Jerry Misek, so it reminds me of those days.  And I really enjoy rabbit hunting and like rabbit meat.     

Q- What do you think is the biggest challenge the American hunter faces today? To be able to hunt some species in the future, to be able to bear firearms in freedom like today, to be able to access to most of the hunting grounds you like or any other else?

A- I believe the single biggest challenge is access to land.  Even with the government conservation programs, there are farming areas like Champaign County where there just isn’t a lot of habitat.  And the growth of fee hunting will be an obstacle for lower-income hunters, which in many cases means beginning hunters.  For the time being, we are doing okay on the firearms-freedom front, but that could change with a new administration.  We need to keep bringing young hunters into the sport, because if we don’t maintain hunter numbers our rights will gradually be eroded.  But with fewer places to hunt, a large number of single-parent families and the negative image of hunters in the media, recruiting young hunters is difficult to do.     
Q- You’ve never been to Turkey, what’s your opinion about Turkey? Would you like to hunt in our country some day?

A-Until I met you, the only thing I knew about Turkey was that the country produced good soldiers (and, to me, that’s a good thing).  Thanks to you, I’ve learned a fair amount about Turkey, and I want to keep on learning more.  From the pictures I’ve looked at, Turkey appears to be a beautiful country.  From what I’ve seen of you and Hilmi and your friends and families, I’ve concluded that Turkish people are friendly, hospitable, intelligent, environmentally aware and fun to be around.  And good shots, too.  I’d be delighted to hunt in your country, or just to see it.    

Thank you, Mr. Smith.

Mehmet Ekizoğlu

Bu yazı 5725 kez okundu...