Yedigöller ve Koruma Ödülünü Hak Edenler!


Bu sene Yedigöller'e ilk gidişim 6 Kasım 2012 tarihinde oldu.

O gezi notları ile ilgili anılarımı sizlere aktarmıştım. Hava şartları fotoğrafçılık açısından uygun değildi.

Dolayısıyla akşam eve dönerken -inanmanızı isterim ki- aklımın yarısı Yedigöller'de kaldı.

Aradan kısa bir süre geçince içimdeki küllerin hafif hafif yeniden ateşlenmeye başladığını hissettim.

Meteoroloji, pazartesi gününün açık ve güneşli olacağını söyleyince olan oldu.

İçimdeki ben "hadi hadi ne duruyorsun" diye kışkırtmaya başlayınca can dostlarımı aradım.

Hepsi de bir şekilde mazeret bildirdi.

Görülen odur ki bu sefer tek başıma gideceğim.

Yanlış anlaşılmasın Ankara'dan Bolu / Yedigöller'e gitmeyi marifet diye anlatmıyorum. Sorun başka.

Araba oğlumun ve arazi şartları için hiç uygun değil.

Çamura azıcık saplansa asla korkmam! Kimse gelmezse yaz mutlaka gelir.

Ayrıca gün içinde en az 600 km yapılacak.

Ayağın burkulsa, teker patlasa işin iş...

Ne mi olur?

Günün tadı kaçar çektiğin eziyet yanına kâr kalır.

Başka olasılıklar da yok değil!

Doğru olan: Araç kullanabilen en az iki, en fazla üç kişi ile yola çıkmak.

Dünyanın bin bir türlü hali var.

Problemin önemli bir boyutu benden kaynaklanıyor.

Gidemezsem, olayı (!) bir aczin ifadesi gibi algılayarak üzüleceğim.

Doğru mu? Hayır.

Dilerim ki yaşadığım ruh halini anlatabilmiş olayım.

İş başa düşünce "tek başına" başlıklı bir proje geliştirdim. En azından yolu ikiye bölebilirim. Öyle de yaptım.

Akşam Çamlıdere'de yatacak, dolayısıyla kedilerimle özlem giderme şansı bulacağım...

Ne yapıyor acaba?

Karate Kid

Bu senenin yavruları kışı geçirebilecekler mi?

Biliyorum ki uzun zamandır kuru mamaya talim ediyorlar.

(...)

Saat 16.30 gibi Ankara'dan yola çıkıyorum. 18:10 gibi Çamlıdere'deyim.

Kediler ortada yok. Korku ile bağırmaya başlıyorum

Geh.. geh... pis pis pis pis!

Bir tanesi koşarak geliyor.

Sayıları dörde erişince içim ferahlıyor.

Verdiğim taşlıkları bir çırpıda çiğnemeden yutuyorlar. Bir süre sonra da çıkarıyorlar. Çok acıkmışlar.

Büyük kediler ortada yok.

Onlar yakın çevredeki evlere yatay geçiş yapmakta ustalaştılar.

İki aydır kapısı açılmayan evi, en azından bir gece için yeniden hayata geçirmem lazım.

Önce şömineyi yakıyor sonra da çayı demliyorum. Yarın yapacağım yolculuk için eşyalarım hazır. Sadece arabaya yüklenecek.

Planıma göre erkenden yatıp saat 04:00 gibi yola düşeceğim.

(...)

Yatma saati doğru. Kalkış yanlış 06:00!

Yola çıkışım "çay yapacağım" "kedileri doyuracağım" derken saat oldu 07:30

Bunun bir tek adı var.

Rezalet.

Hayatımda ilk defa biyolojik saatim hata verdi.

Sinyalini bir hafta önce vermiş, kurulu saatle ancak kalkabilmiştim.

Bir avcıyı, fotoğrafçıyı veya herhangi birini kapıda bekletmiş olsaydım!..

Düşünmesi bile zor ama sanki bu aksaklılar yaşanacak gibi...

Yaşlanıyorum.

Korkuyorum.

Çamlıdere'de hava açık. Mengen'den sonra yoğun şekilde sis bastırıyor; Bolu'ya 50 km kala göz gözü görmüyor.

Geçen hafta Bolu / Batı Çıkışı levhasından kente girmiştik.

Daha sonra da sora sora Yedigöller yolunu bulabildiğimizi anımsadım.

Şimdi aynı levhayı zar zor görebiliyorum. Aklımda kalanları aynen uygulamaya çalışsam da zorlandığım da bir gerçek.

"Yedigöller'e nereden gideceğim?" diye sorduğumda pek çok insan ya yolu bilmiyor ya da tarif etmekte zorlanıyor.

Bir kişi kısa ve öz bir tarifte bulunuyor.. "Bu yolu takip et Arçelik levhaları seni yönlendirecek"

-!..

Denileni yapıyorum.

Nasıl levhaları beğendiniz mi? Ülkenin en ünlü milli parkının istikamet levhası bu. Tarif eden haklı değil mi?

Bu arada sisten bir Arçelik levhasını kaçırıyorum.

Bu fotoğraflayabildiğim 3'üncü tabela. Ha kaykıldı ha kaykılacak

Nakliyecilerin yol üstünde bir toplanma merkezi var.

Yolu onlara da sorduğumda "doğru devam et diyorlar "

Halbuki geçen haftadan anımsadığım kadar ile yol 3-5 km sonra sola dönecek.

Yol tarif edemiyoruz. Gerçek bu.

(...)

Aşağıdaki fotoğraf sizi kandırmasın. Bu kareyi sola döndükten sonra çekebildim.

Levha yanlış yerde!

İkaz levhası bu noktaya varmadan en az 100 m önce yolun sağında olmalı ki bir anlam taşısın!

Daha sonra kavşağa gelince yine yolun sağında olmak kaydı ile sola dönüleceği ikaz edilmeliydi.

Aksi halde sağ şeritten gidilirken o noktada bir araç sizi sollasa, levhayı göremeden geçer gidersiniz.

Bu yönlendirme işaretlerini diken her kim ise konu ile yakından uzaktan bir alakası yok. İhtimal ki ehliyeti de yoktur.

Onun yok da, hiç kontrol eden de mi yok?

Yandaki levha ile Yedigöller levhasını mukayese eder misiniz?

Şimdi bu konuda sizlere bir kaç şey söylemek isterim.

Yedigöller Milli Parkı Ankara-İstanbul yolunun hemen hemen ortasında bir yerde. Bolu il merkezine de yaklaşık 45 km.

Sergilediği doğal güzelliklerle çevre illerin göz bebeği.

Doğru mu?

Doğru.

Gün oluyor 100'den fazla otobüs geliyor. Küçük araba sayısı ise sayılamayacak kadar çok...

Gölün yakın çevresinde çadır kurulacak alan kalmıyor.

.

Yedigöller Milli Parkı'nın ne denli önemli olduğunu herkes biliyor ama ben bir kere daha var olan durumunu gözler önüne sermeye çalıştım.

Hal böyle ise 1965 yılında kurulan bu milli park öncelikle ülkemizin, daha sonra da Bolu'nun gözbebeğidir.

Doğru mu?

Bu da doğru.

Şimdi yaşanan durumun vahametini gözler önüne serebilmek için Bolu Valiliği'nin internet sayfasına bakalım.

Yedigöller'i anlatıyorlar.

Aşağıdaki yazıyı sitede yayınladığı şekliyle kopyaladım . Metin sonundaki linke tıklarsanız sizler de görebilirsiniz.

Önce okuyalım.

"Ulaşım: Batı Karadeniz Bölgesi?nde, Bolu?nun 42 km. kuzeyinde yer alan Milli Parka Ankara-İstanbul karayolunun 152. km.?sindeki Yeniçağa ve 190. km .?sindeki Bolu?dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu-Yedigöller yolu karla kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa ? Mengen ? Yazıcık üzerinden yapılır.

Her yıl Mayıs ? Eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl?de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır".Bkz:

Sizce bu yazıya gereken özen gösterilmiş mi?

-!..

Yazı nasıl olmalıydı?

"Ulaşım: Batı Karadeniz Bölgesi'nde, Bolu'nun 42 km Kuzeyinde yer alan milli parka Ankara - İstanbul karayolunun 152. km'sindeki Yeniçağa ve 190.km'sindeki Bolu'dan Kuzey'e ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu - Yedigöller yolu karla kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa, Mengen, Yazıcık üzerinden yapılır. Her yıl Mayıs ve Eylül ayları arasında Büyükgöl ve Deringöl'de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır."

Bilgisayar ve yazılımlar üzerine uzman olan bir arkadaşımı telefonla arayarak bu durumun sebebini sordum.

Aldığım cevap aşağıdaki gibidir.

www.bolu.gov.tr'nin Yedigöller ile ilgili sayfasında, tırnak işareti konulan kısımları soru işareti olarak değişmiş, sayfada kötü bir görünüm ortaya çıkmış ve kafa karıştırmıştır. Bunun öncelikli nedeni; sayfanın tasarımı esnasında kaynak kodlarındaki yapılan hatalar, sitenin yayınlandığı sistem dağıtıcıları (server) ve profesyonel olmayan site yönetimidir.

Arkadaşım yapılan teknik hataları böyle açıklıyor.

Ama sıkıntı sadece bu değil.

57 kelime içinde 14 tane yazım hatası, bir tane de ifade eksikliği var.

Bu da hata payı olarak % 26 demektir.

Buna en hafif tabirle özensiz çalışma denilir. Diyelim ki yazan bilmiyor.

Okuyanlara ne demeli? Onlar da ya bilgisiz ya da ilgisiz.

Anlatmak istediğim: özensizlik bir kurumla veya görevli kişilerle sınırlı değil.

Nereye elinizi atsanız var olan durum, hemen hemen bu veya benzeridir.

                    

Bu da ülkenin ünlü TV kanallarından biri! "Ya da" yazacağına..."Yada" yazmış.

Bilmemiz gereken başka şeyler de var:

Milli parkların kuruluş şemasından anladığımız kadarı ile kurumda:

1 Genel Müdür

3 Gn. Müdür Yardımcısı

7 Daire Başkanı

41 Şube Müdürlüğü olmak üzere 52:

Bu dairelere bağlı çalışanlarla birlikte minimum 250'den fazla kişiyi de var olan sayıya eklediğimizde:

352 çalışanın Yedigöller Milli Parkı'nı nasıl koruduğunu delilleri ile sizlere sunmak isterim.

(...)

Yedigöller Milli Parkı'na girdiğinizde aşağıdaki ikaz ile karşılaşırsınız.

Avlanmak Yasaktır.

Öncelikle bilmemiz gerekir ki bu tanımlama eksiktir!

Çünkü göllerde zaman zaman balık avına izin verilmektedir.

Halbuki avlanma tanımı balık avcılığını da kapsar.

Maksat "kara avcılığının " yasak olduğunu belirtmek ise doğru cümle:

"Kara Avcılığı Yasaktır" olmalı.

Çok daha farklı tanımlamalar yapmak da olasıdır.

Yedigöller Milli Parkı için internet sitelerinde çok sayıda ziyaretçinin kişisel kanaatlerini ifade eden yazıları yayınlanmaktadır.

Bir örnek vermek isterim

"......Geyik Üretme İstasyonu ve Alabalık Üretme İstasyonu'nu görmeniz, arzu ederseniz ücreti karşılığında Domuz avı veya balık avı yapmanız mümkündür. Bana kızacaklar ama balık avlayacaklar için bir tüyo verebilirim: Balık avı için her yıl bir göl serbest bırakılıyor. Ama her ne hikmetse avın serbest bırakıldığı göldeki balıklar diğer göllere kaçmış veya taşınmış (!) oluyorlar." Bkz:

Okuduğumuzdan anlaşılanlar hiç de hoş değil!

Hani kara avcılığı yasaktı?

-!..

Domuz avının yapıldığı iddia ediliyor. Doğru mu?

Diyeceksiniz ki insanların ağzı torba değil ki büzelim. Aklına gelen yazıyor biz ne yapalım?

İşte bunu diyemezsiniz.

Daha doğrusu dememeniz gerekir.

Görevli bir kaç kişi her gün internet üzerinden tarama yaparak bu yanlışları düzeltebilir.

Doğru olan budur.

Vurdukları yabankeçilerini, ayıları marifetmiş gibi yayınlayanların farkında mısınız?

-!..

Şimdi aşağıdaki kareleri dikkatle izleyin.

Olta

Şamandıra
(Fotoğraf çekildiği tarihte sahibi gölde avlanıyordu)

Yasak avlanma metodu
(tırıvırı)

Yasak avlanma metodu
(tırıvırı)

Olta

Yasak avlanma metodu
(tırıvırı)

Sadece bir gölde gördüğümüz, görebildiğimiz bunlar...

Peki, ya görmediklerimiz!

Ya da bilmediklerimiz!

-!..

Bana inanmayabilirsiniz.

Ben "Herkes karşısındakini kendi gibi bilir" sözüne yürekten inanırım.

-!..

Yine de "olmadı" derseniz....

Güvendiğiniz birine sorabilirsiniz?

          

Turgut Balık / Bakanlık müşaviri

Son çare!..

Yol da orada, göl de orada, gider bakarsınız.

Zannedilmesin ki yaşanan sıkıntılar, daha da doğrusu yaşanan garabet bunlarla sınırlı!

Yedigöller Mili Parkı yakın zamana kadar bir işletmeci tarafından yönetiliyormuş..

İdare 1 yıla yakın bir zamandır işe el koymuş.

Bungalovlar kapatılmış durumda.

Ne oluyor? diye sorduğunuzda size "Uzun devreli gelişme planı yapılıyor" diye cevap veriyorlar.

Yaz döneminde kapı girişinden minimum 5.000 TL günlük gelir elde edilebileceği gün gibi aşikar.

Hafta sonları bu rakam 20.000-30.000 TL arası olabilir.

Özde Yedigöller Milli Parkı, altın yumurtlayan tavuk gibi.

Görünen gerçek bu.

Şimdi sorulması gereken:

Milli parkın var olan içler acısı halinden kim sorumludur?

Ne zamana kadar beklenecek?

Neden sahada 24 saat görev yapan personel yok?

Neden görüntülü uzaktan kontrol sistemi yok?

Google Earth ile insanlar dünyanın bir diğer ucundaki nakliye araçlarını izliyor.

Biz avuç içi kadar 7 gölü izleyemiyoruz. Neden?

Buraya gelenlere niçin hizmet sunulmuyor?

Bu ve benzeri pek çok sayıda soruyu sizler de üretebilirsiniz.

Soru sorma hususunda herhangi bir sıkıntı yok da...

Tatmin edici cevap alamıyorsunuz.

Elin gavuru (!) 36 haftada 566 milyon km yol yapıyor. Mars'a gidiyor!..

45 km'lik bir Bolu - Yedigöller yolunu 2444 haftadır (47 senedir) yapamıyorsunuz.

Veya bilerek yapmıyorsunuz!

Neymiş. Yolu düzeltirsek çok gelen olurmuş.

Bu bakış açısı sizce doğru mu?

Bir örnek vermek isterim.

2008 yılında Rocky Mountain National Park'ı ziyaret eden kızım Pınar Özdemirci'nin bana sözlü olarak anlattıklarını bir kere de yazılı olarak vermesini rica ettim.

Okuyalım mı?

Park girişinde 8 sayfalık bir gazete veriliyor ziyaretçilere. Bu gazete 3 ayda bir yayınlanıyor ve ziyaretçilere park ile ilgili genel bilgilerin yanı sıra park dahilinde yapılmaması gerekenler ile ilgili de başlıklar içeriyor. Park içerisinde araba kullanımı, bisiklet kullanımı ve yürüyüş yollarının kullanım koşulları açıklanmış. 

Park alanında 2008'de ben gittiğimde 5 ziyaretçi merkezi ve bir bilgilendirme ofisi varmış. Bugün 6 merkez ve bir ofis görünüyor. Merkezlerde alışveriş yapmak ve alan hakkında bilgi almak mümkün. Kitaplar, hediyelik eşyalar, çocuklar için, dokunabilecekleri keşif odaları, belgesel  slayt gösterileri bu merkezlerde. Hepsi 08:30 gibi açılıp, 16:30 gibi kapanıyor. Güncel çalışma saatlerine, ziyarete gelmeden web sitesinden bakılması öneriliyor. 

Acil durum telefon numaraları ve park hakkında bilgi almak isterseniz arayacağınız numaralar da gazetede belirtilmiş. 

Parkta avlanmak yasak. Sadece Colorado eyaleti lisansına sahip olanlar park dahilinde balık avı yapabiliyorlar. 

Evcil hayvanlar sadece kamp alanlarında ve tasmalı olarak serbest. Tasma uzunluğu 2 m veya daha kısa olmalı diye belirtmişler.  Parkta kayıp eşya bürosu var.

Gazete Park yönetimi ile Rocky Mountain Nature Derneği tarafından bastırılmış ve geri dönüşümlü kağıt kullanılmış.

Park dahilinde işletme, yeşilcilik anlamında alternatif yakıt tüketen veya hybrid araçlar kullanıyor, posta dağıtımını bisikletlerle yapıyor, düşük voltajlı kompakt floresan ampuller kullanıyor ve ofis malzemeleri geri dönüşebilir kullanılıyormuş. Girişte verilen gazetede bunlar belirtilmiş.

Yüksek irtifada ziyaretçilerin hissedebilecekleri tıbbi değişikliklere karşı uyarılar var. 

Yıldırım yüzünden ölen insanlar olduğu belirtilmiş ve yürüyüşçülerin olası fırtınalara karşı hazırlıklı olması gerektiği yazılmış. 

Hava koşullarına bağlı olarak ağaçların devrilebileceği anlatılmış.

Su akış hızlarının değişikliğe uğrayabileceği ve bunun yaratacağı tehlikeler çok açık anlatılmış. (Bir insanı suyun altına çekebilir ve yerin dibine saplar demişler.)

Çığ düşmesine karşı uyarılar var. Güncel kar durumu hakkında bilgiyi ziyaretçi merkezlerinden almanız öneriliyor.

Yaban Hayatını koruyun uyarısı var. Asla hayvanları beslemeyin. Aksi halde ceza uygulanacaktır. Hayvanlar vurabilir, ısırabilir veya boynuzlayabilirler. Hayvanlar, insanlara bulaşabilecek hastalıklar taşıyor olabilirler. Hayvanları yol üzerinde fotoğraflayın.

Yürüyüşçüler için toplu hareket edin, dağılmayın uyarısı var. Beklenmedik hava koşullarına hazırlıklı gelin denmiş. Yanınıza rüzgar ve su geçirmeyen kıyafetler almanız, pusula taşımanız ve topografik haritalar ile dolaşmanız gerektiği belirtilmiş. 

Dağ aslanları ve Ayılar hakkında çok güçlü ve potansiyel olarak tehlikeli olacakları yazılmış.  Genel olarak bu doğal hayatta, 

1. Gruplar halinde geziniz ve tırmanırken ses çıkartınız. Grubunuzu, özellikle çocukları, birbirine yakın tutun.

2. Dağ aslanı veya ayıya yaklaşmayın. 

3. Gördüğünüzde sakin kalın.

4. Durun ve yavaşça geri çekilin. Asla geri dönüp kaçmayın.

5. Ayakta uzun  ve büyük görünün. Ellerinizi kaldırın. Küçük çocukları kapabilirler, koruyun.

6. Eğer bir dağ aslanı veya ayı tarafından saldırıya uğrarsanız, siz de saldırın. 

Yanınızda bol su taşıyın. Yüksek irtifada  ve kuru iklimde susuzluk sorun olacaktır. Göllerden veya akarsulardan su içmeyin. İçinde ishale, kramplara ve kilo kaybına sebep olabilecek mikroplar olabilir. Kullanmak zorunda kalırsanız 5 dakika kaynatın. 

Aşırı düşük vücut ısısı (Hypothermia) sorununa karşı uyarılar var. İyi giyinin denmiş. 

Uyarılar dışında park dahilinde gerçekleştirilen eğitim programlarına ait bilgiler de var. Parktaki dağ koyunu (Bighorn Sheep) hakkında bir tanıtım toplantısı varmış. Grup yürüyüşleri düzenleniyormuş. Yürüyüşlere bir yetkili eşlik ediyormuş. Kuş gözlemi yürüyüşü için (7 saat sürüyor) Yanınızda dürbün getirin ve bize katılın demişler. 1,5 saatlik olanı da varmış.  Her cumartesi 19:00'da 1 saatlik bilgilendirici ve eğlendirici programlar oluyormuş. 3 ay boyunca her pazartesi, cuma ve cumartesi günleri kuş yürüyüşü var. 3 aylık yürüyüş programı belirtilmiş. 

Park içinde 6 ayrı bölgede kamp kurulabiliyor. Geceliği $ 20. Hepsinin koşulları gazetede belirtilmiş. Kimine rezervasyon gerekiyor.  İzinsiz kamp yasak . Ziyaretçi merkezinden izin satın alınıyor. 1 Mayıstan 31 Ekim'e kadar geceliği $ 20 dolardan kamp yapılabiliyor.

LEAVE NO TRACE uyarısı var. "İz bırakmayın" deniliyor.

Altında da diyor ki: 

Her yıl Rocky Dağı Milli Parkı'nın yabani toprakları, yaklaşık 3 milyon ziyaretçi tarafından ziyaret ediliyor. Tırmanış yaparken, kampçılık yaparken ve tüm park aktivitelerinizde bu milli hazineyi korumak için üzerinize düşeni, aşağıda belirtilen 7 kolay iz bırakmayın prensibini uygulayarak yapın:

1. Önceden hazırlık ve plan yapın

2. Dayanıklı alanlar üzerinde kamp kurun veya seyahat edin.

3. Çöpünüzü uygun şekilde yok edin.

4. Bulduğunuz gibi bırakın

5. Kamp ateşi etkilerini minimize edin.

6. Yaban hayatına saygı duyun

7. Diğer ziyaretçilere saygılı olun.

Açıklama: https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSEiXu5EtsJ0S_mwP4LgEKs5jBabzDJmqaCwJKyymahjM0-hsUL

Gazetede iki tam sayfa yürüyüş rotaları belirtilmiş. Bir de tam sayfa harita var. 

Individual Entry (Bike, Foot, Motocycle & Moped) Kişi başı giriş (Bisiklet, yaya, motorsiklet ve moped)

$ 10.00 (Seven Day Pass) 7 gün geçerli

Private Non-commercial vehicle / Özel araç (Ticari olmayan)

$ 20.00 (Seven Day Pass) 7 gün geçerli

Rocky Mountain Annual Pass (Yıllık giriş)

$ 35.00 (Good For One Year) 1 yıl geçerli

National Park Annual Pass (Milli Parklar yıllık giriş)

$ 50.00 (G.For All N. P) Tüm M. Parklarda geçerli

Backcountry Permit (Hinterland izni)

$ 15.00

Gold Access Passport (Blind or permanently disabled U.S. residents) (ABD vatandaşı körler veya engelliler )

Free / Tüm milli parklarda ücretsiz

Golden Age Passport (one time fee - for those 62+ years young) (62 yaş üstü için bir kereye mahsus olmak üzere)

$ 10.00 (Lifetime - good in all national parks) ömür boyu tüm milli parklarda geçerli

Golden Eagle Passport (good one year from date of purchase) 1 yıllık

$ 65.00 (good in all national parks & federal fee areas) ömür boyu tüm milli parklarda geçerli

Aşağıdaki linke tıklarsanız Rocky Mountain National Park hakkında mufassal bilgi edinebilirsiniz.

Bkz:

Yedigöller Milli Parkı'nda parkı ziyaret edenlerden alınacak ücretler belirlenmiş.

Günübirlik fotoğraf çekme bedeli 89.00 TL.

Asgari ücretin %10'u bir günlük fotoğraf çekim bedeli!

İnsaf imanın yarısıdır derler. Hiç mi duymadınız?

Bu uygulamayı Kızılcahamam Milli Parkı'nda hayata geçirir misiniz?

Unutmayın ki tüm cep telefonları yüksek çözünürlükte fotoğraf çekiyor.

Yukarıdaki listede böyle bir uygulama yok!..

Görünen odur ki bu durumda Amerikalılar -ki milli park kavramını onlara borçluyuz- bu işi bilmiyorlar!

Bkz

Basit bir kapı

Büyük yanlış!.. Yol böyle olursa yabanhayvanı yaşar mı?

Yol bakımsız ve toprak olacak ki ziyaretçiler gelemesin!..

Eğitim şart!

Pınar Özdemirci (Kızım)

Bunların hepsini avlatabilsek!.. 

Acemi (!) bir balık avcısı... Yedigöller'e gel!

Balıkçı fly kullanıyor. (Yapay sineklerle yapılan bir avcılık metodu)

Akşama kadar bir balık ya tutar ya tutamaz...

Doğrusu nasıl yapılır!

Bkz:

Bkz:

Keşke ilgililer de bakabilse... Belki korkularımın nedenini o zaman anlarlar.

(Bu arada tırıvırı (!) ile balık avcılığına karşı çıkan tüm avcıları ve dernekleri yürekten kutlarım.)

-!..

Söylenecek o kadar çok şey var ki!

'Curiosity - meraklı- Mars'tan fotoğraf göndermeye başladı.

Sizin internet siteniz düzenli çalışmıyor.

Çok lazımmış gibi sitede yayınlanan telefon rehberine çay ocağının telefon numarasını koymuşsunuz!

Tel: 13 00

-!..

Ankara'nın burnunun dibinde Kızılcahamam Milli Parkı var.

Yaz aylarında mutlaka gitmenizi öneririm.

Tek sakıncası parkı dumandan bulamayabilirsiniz.

Bu fotoğraf milli park binasının bahçesinden çekilmiştir.

Milli park anlayışı budur.

Belediye parkın girişine su bidonundan son derece zarif bir şey (!) yapmış. (Su bidonuna heykel diyemedim de...)

Keşke mangal koysalardı! Milli parkla bütünleşirlerdi.

Not: Yukarıdaki fotoğraf 2004 yılında çekilmiştir.

Özde:

Ne tutarlı bir yaklaşımınız, ne de elle tutulur gözle görülür bir başarınız var.

Ama ödül alıyorsunuz!

!..

Var olan durum gerçekten kaygı vericidir.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde "etik" kelimesinin karşılığında:

"Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü" olarak ifade eder.

Ahlak kelimesi insani ilişkilerde ağırlıklı olarak anlam kazanırken, etik kelimesi daha çok meslek kolları arasında kullanıldığı gibi kurumsal ilişkilerde de ön plana çıkar. Kurumun ahlakından değil, etik kurallara uyup uymadığı tartışılır.

Şimdi bu bağlamda etik-kurum ilişkisini açmak isterim.

Örneğin:

Bir kuruma ödül verilecek ise o ödülü, kurum adına bir kişi alabilir.

Veya,

Kurum kendi çalışanına ödül verebilir.

Her iki koşulda da hiç bir sakınca yoktur .

Ama kurumda çalışan birine, kurum dışından birileri o kurumun faaliyetlerinden ötürü ödül verirse...

İşte bu sorgulanır. Daha da ötesi mutlaka sorgulanmalıdır.

Çünkü:

Bir başarı (varsa!) o kişinin tek başına çabası ile değil, o kurumun ilgili bölümünde çalışan tüm kişilerin gayretleri ile olmuştur.

Dolayısıyla ödül, tüm çalışanlar adına alınır.

Ne acıdır ki bir başarının olmadığına dair onlarca şey söyleyebilirim.

Karadeniz Bölgesi'nde kaçak karaca avı yapılmaktadır.

Nallıhan'da faili meçhul geyik cinayeti konuşuluyor.

Kaçak avcılar hakkında tutanak tutulmadığı yönünde söylentiler var.

Eskilerden kalma bir söz vardır.

"Şüyu vukuundan beterdir" derler.

Yani: "Herhangi bir konu hakkındaki söylentiler gerçeği tam olarak da yansıtmasa da, ortaya çıkan dedikodunun yaratmış olduğu hasar, olayın gerçekleşmesi halinde ortaya çıkacak hasardan daha da büyük olabilir" anlamındadır.

Anlatabildim mi acaba?

Avcılara verilen eğitimin cılkı çıkmıştır.

Kurs (A) ilinde açılsa da (B) ilindeki katılımcıya (!) sertifikası postalanabilmektedir.

İlçelerdeki mühendislerin bir kısmı -ki kendi ifadeleridir- sınav sorularını kendi bildikleri gibi düzenlemektedirler.

Köy muhtarlarının el konulan silahları siyasi baskı ile geri aldıkları yolunda çok büyük söylentiler var.

Yakalanan kaçak av etleri için çürümüş ve kokmuş diye zabıt tutulduktan sonra gömülmediği yolunda iddialar yaygın.

Koruma kontrol yapan muhafaza memurları manevi açıdan yorgun ve bezgindir.

Muhafaza memurlarının aldıkları harcırah tutarı bir öğün yemek parası bile değildir.

Mühendislerin durumu da buna benzer bir durumdadır.

Ve siz bu insanlara "Ne yapın yapın, kaçak avcıyı yakalayın" diyorsunuz! (Deniliyor mu?)

Bunun Türkçe'ye tercümesi "üç otuz paraya öl" demektir.

Elbisesi özel, ayakkabısı güzel, daha da önemlisi amiri candan ve sevecen olursa bu insanlar yüreklerini ortaya koyarlar.

Yeter ki tutanakları sağ salim yerine erişsin! Suç cezasız kalmasın.

Para ikinci planda kalır. Bundan adım gibi eminim.

Victor Hugo: "Ne gariptir, bazı kişiler gerçeği hakaret sayarlar" der.

Gerçek çoğu kimse için korkutucu olsa da "korkunun ecele mani olmadığı da" bir başka gerçektir..

 

Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, gerçeği kolay göremezler

                                                                               Mustafa Kemal Atatürk

 

Not:.

Yapmış olduğum eleştirilerin muhatabı geçmiş dönemde görev yapan idarecilere dönüktür.

Görevi yeni devir almış yöneticilerin iyi niyet sahibi olduklarını düşünüyorum.

 

  

         12 . 12 . 2012 / Ankara

 

Bu yazı 3691 kez okundu...