Yarım Kalmış Bazı İşlerim Ve Son Mektup


Ali Bey'i daha yakından tanımak için, yıllar önce onun hakkında yazdığım bir yazıyı okumanız lazım.

Hiç kuşkusuz ki kendi köşesinde kaleme aldığı yazıları da.

Şimdi "iyi ki bu bilgiler onun ağzından yazıya dökülmüş" diye düşünüyorum.

http://arpacik.net/guncel_detay.asp?id=62

Aramızda 25 sene süren çok seviyeli bir dostluk oldu.

Onu sıra dışı yapan; Keskin zekası, engin bilgisi, yardımsever tutumu ve olağanüstü inceliği idi.

Üstlendiği işin minüskül ayrıntısına girer, gerektiğinde üstün bir el becerisi sergilerdi.

Okur, araştırır ve sorgulardı.

2008 yılında Lâ havle ile başlayan yazıları benzer içerik, farklı yaklaşım ama aynı başlıkla 10 kere yayınlandı.

Ali Kozanoğlu, topluma ısrarla bir gerçeği anlatmaya çalıştı. Somut örnekler sundu.

Kolaycılığın dayanılmaz hafifliği içinde savrulan goygoycu basın Ali Kozanoğlu'nun sesini duymazlıktan geldi.

Ama gelin görün ki doğrular bu ülkede yaşayan (!) pek çok insanın işine hala gelmiyor.

Daha yakın zamanda gelecek gibi de görünmüyor.

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm” “Güç ve kuvvet, sadece yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.” demektir

Ali Bey'in son yazısı olan 11'inci bölümün başlığı çok az da olsa diğerlerinden farklıydı.

"Lâ Havle ki Lâ Havle".

Ali Bey doğruları söylemekten usanmıştı..

2005 yılından bu güne kadar Ali Kozanoğlu'nun bana gönderdiği tüm mektupları saklıyorum.

Mektuplar, onun ince mizah anlayışını yansıttığı gibi ne denli duygusal bir insan olduğunu da anlatıyor.

Ona yazmış olduğum mektuplarda -tüm içtenliğimle ifade edebilirim ki- "Merhaba Değerli Dostum" diye başladım.

Bu konuda onun iznini almıştım.

Bu hitap şekli içi dolu dolu bir söylemdir. Yaşam boyu pek az kişi için kullanabilirsiniz.

Mektuplardan birkaç örnek vermek isterim.

(Geçirdiği kalp ameliyatından sonra bana yazmış olduğu ilk mektup.)

17.07.2005

Muhterem Üstadım,

Bugün 11 civarında taburcu oldum. Bir müddet göğüs kafesini fazla zorlamadan (sanırım otomobil kullanmak da bu klasmana giriyor) işleri ağırdan almam gerekiyormuş. Ayın 25-26'sı gibi ilk kontrolüm var. O zamana kadar herhalde devamlı evdeyim. Kitap işleriniz hafifler ve uğrayabilirseniz laflayabiliriz umarım. İçten destekleriniz için çok teşekkürler ederim. (Bu arada Kardiyo Vasküler Cerrahi katı hemşireleri de bağını bilmeseler de pastalara teşekkürlerini gönderdiler.) Bunu bilhassa yazdım; ne olur gelecek olursanız böyle baştan çıkarıcı ve kilo aldırıcı şeyler lütfen getirmeyin. Mabadımı sıkıp biraz daha kilo versem her yönden iyi olacak.

Tekrar tekrar teşekkürler ederim.

Huysuz İhtiyar

Ali Kozanoğlu

19.07.2005

(Seyahat öncesi vedalaşmak için kendisine bir mektup yazmıştım, cevaplamıştı.)

Muhterem Üstadım,

İyi yolculuklar ve gözlemler dilerim. Döndüğünüzde görüşürüz. O zamana kadar umarım yıkanmaya da başlayabileceğim içim etrafımdaki ekşi koku bulutu da kalmamış olur.

Kokarca kabilesinden

Ali Kozanoğlu

06.08.2011

(Yayınlanmış bir yazım üzerine.)

Muhterem Üstadım,

Yediğiniz, içtiğiniz sizin. Zaten gördüklerinizi de çok güzel anlatıyorsunuz.

Fakat bu kadar senelik gördüklerinize, geçirdiklerinize rağmen kalabilmeyi başarmış bir saflığınız var.

"Ama bilinmeli ki bu sorunlar bir yılda kolaylıkla aşılabilir" demişsiniz.

Ben de 68 yılın kendimi bildiğim kısmında hep; "Her şey daha iyi olacak" umuduyla yaşadım.

Doğru bazı şeyler daha iyi oldu.

Fakat o kadar çok şey daha kötü oldu ki, iyi olanları da göremez olduk çoğu kez.

Selâmlar, sevgiler, saygılar,

Ve, daimi "iyi yolculuklar"

 

Ali Bey'in yukarıda örneklerini sunmaya çalıştığım çok sayıda mektup var.

Haziran ayından bu yana, birlikte olmak için çaba sarf ettik.

Kimi zaman onun işi çıktı, kimi zaman benim...

Yaz aylarında sık sık çıktığım geziler bir araya gelmemizi imkansız kıldı.

Ankara'da olmamıza rağmen son bir ay içinde Ali Bey'den gelen mektuplar gelmez oldu!

Bir tek nedeni olabilirdi! Bu da beni aşırı derecede korkutuyordu.

Belirsizlik had safhaya gelince korka korka da olsa kendisini aradım. Telefonla kısa bir görüşmemiz oldu.

Aynı günün akşamı aşağıdaki "son mektub"u gönderdi.

-!..
 

04.10.2011

Muhterem Üstadım,

Ne zamandır sizi aramak istiyordum. Fakat o kalp ameliyatı öncesi size geldiğimde yüzünüzdeki ifade hiç aklımdan çıkmıyor ve bir türlü arayamıyordum.

Hatta, bugün Tunalı Hilmi'de bir doktora gitmiştik kemoterapinin aksi tesirlerini telâfi etmeye başlamak üzere ve sizi çok andım. Nitekim, dönerken takside geldi telefonunuz.

Nisan sonunda Şarköy'e yine top, tüfek atmaya gitmiştik bir kaç manyak. Dönüşte bazı şiddetli ağrılar sonucu oraya buraya koştururken sol küreğimde yıllardır durup duran bir şişliğin non-hodgiss lenfoma olduğu meydana çıktı. Sanırım bir kaç senedir süren, fakat aldırmadığım bazı şeyler de bu sebeple devam edegelmekteydi.

Her neyse Haziran'dan beri 5 kemoterapi kürüne girdim. Bu ayın 20-21'inde de altıncı ve umarım son küre gireceğim. 3. den sonra yapılan kontrolde epey bir temizlenme olmuştu. Hayırlısı. Tabii bir de bu terapilerin verdiği hasarı kabil olduğu kadar düzeltmeye çalışmak gerek. Fazla kendimi dağıtmadan evde hem yarım kalmış bazı işlerimi tamamlamaya hem de bıçak imalâtıyla vakit geçirmeye niyetliyim. Bazı eski Türki bıçaklar çok enteresan geliyor bu günlerde. Sanırım hem sizi hem Tolga'yı sık sık rahatsız edeceğim bu gidişle.

Yakında görüşmek umuduyla,

Selâmlar, sevgiler, saygılar,


Ali Kozanoğlu, H.B.M., B.Y.B.

11 Ekim 2011

Salı günü öğleden sonra (15 :47) acı haberi aldığımdan bu yana içim yanıyor.

Tarifsiz acılar içindeyim. Ve bir o kadar da çaresiz...

O anda bu elim haberi duyurmak için hızla bir yazıyı kaleme almaya çalıştım.

Ama sitede yayınlayamadım!

Bildiğim her şeyi unuttum! Ömer Kıraç kardeşim Hızır gibi yetişti.

Dün de Ali Bey'i uğurladık. Mekânı cennet olsun.

(...)

Şu ana kadar sadece yaşadıklarımı paylaştım. Şimdi birkaç şey söylemek istiyorum.

Bir insan düşünün ki kendi derdi ile uğraşırken bir başkası üzülmesin diye çaba sarfediyor!

Bu denli ince düşünen bir insanın "yarım kalmış bazı işlerimi tamamlamaya" cümlesini kurarken neleri düşündüğünü anlayabiliyor muyuz?

-!..

Ali Bey'in cenazesine pek çok dostu katılırken, içlerinden sadece 4 tanesi avcı arkadaşıydı.

Bu hazin bir tablodur.

Bu ülkede polis, asker, silah kullanan her kesimden çok sayıda insan, her sene silahla ya kenini yaralar ya da öldürür.

Silahla düğünler, cenaze evine döner.

Bu aymazlığı sorgulayan dolayısıyla var olan bu kronik sorunlara çözüm yollları öneren güçlü bir sesi kaybettik.

Hala farkında olmayan milyonlar var.

Dün bir mektup alırken bir de telefon vasıtası ile taziye mesajı aldım.

Mektup aşağıdaki gibidir.

Sevgili Mehmet Amca,

Yıllar önce size bıçak yapımı hakkında bir mail atmış ve sizin yönlendirmenizle Ali Kozanoğlu ile tanışma fırsatı yakalamıştım. Şimdi aradan geçen 8 yıldan sonra kendi amcam gibi sevdiğim Ali Amcam'ı kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum, 

Siz sevgili dostları ve tüm ailesinin başı sağolsun.

Saygılar...

Gökhan BAKLA / 12.10.2011 Çar 11:13

Telefonla arayan ise Sn. Ali Şahin.

Katarakt ameliyatı olmuş. Tek gözü kapalıyken haberi siteden yayınlanan yazıdan öğrenmiş. Telefonda Ali Bey'in gıyabında söylenebilecek tüm güzel sözleri söyledikten ona Allah'tan rahmet, ailesine de sabırlar diledi.

Sn.Ali Şahin hepimizin örnek alması gereken bir insan. Ne desem az olur.

M.E.Bora - Ali Kozanoğlu - Ahmet Haluk Başaklar

Ali Kozanoğlu artık aramızda değil. Bu acı gerçekle zor da olsa yaşamaya devam edeceğiz.

Bundan sonra ne yapabiliriz?

Onun yazılarını imkân elverdiği sürece -ki bu benim için de geçerli- yayınlamaya devam edeceğiz.

Ta ki "yarım kalmış bazı işlerimi tamamlamaya" kadar!

!..

Ya sonrası!

Bu sorunun yanıtı yok.

 

En yakın şey ölüm, en uzak şey ise arzulardır.

                                                                    Socrates

 

 

Not:

Bu yazıyı dün gece 05:00 den itibaren yazmaya başladım.

Bana göre bugün yayınlanması önemli. İçimden geldiği gibi...

 

 

Mehmet Emin Bora

13 Ekim 2011 / Ankara

Saat:13:05

Bu yazı 2256 kez okundu...