Türk Kültüründe Temizlik


6 Kasım 2007 de posta kutuma, aşağıdaki davetiye geliyor.

Türk Dil Kurumunun 75. kuruluş yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde;

Türk Dil Kurumu ve T.C. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili Anabilim Dalının düzenledigi, TÜRK KÜLTÜRÜNDE TEMİZLİK SEMPOZYUMU''nu onurlandırmanızı dileriz.

Tarih: 21-22 Kasım 2007 - Saat: 09:30

Yer: Marmara Üniversitesi, Göztepe Kampüsü / Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi, İstanbul

Davetiyenin altında Sn. Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali ve Sn.Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın''ın imzaları var

Sn. Naskali, M.Ü. Fen Edebiyat FakültesiTürk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili Anabilim Dalı Başkanı.

Sn. Akalın, ise Türk Dil Kurumu Başkanı

Hatırlayacağınız gibi 2006 yılında "Türk Kültüründe Av" başlıklı bir sempozyuma katıldıktan sonra bu toplantıda edindiğim izlenimleri sizlere sunma gayreti içinde olmuştum

Şimdi geçen seneye göre daha deneyimliyim!

Nereye gideceğimi biliyorum, nerede kalacağımı da!

Mesafeler hakkında bilgi sahibiyim, otelden çıktım mı, 10 dakika sonra üniversitenin ön kapısında olabiliyorum.

Ankara''dan gece trenle uyuya uyuya gitmek, geçen sene için doğru bir tespitti. Tekrarında fayda var.

19 Kasım 2007 / Ankara Garı

Pazartesi, akşamı 22:30 da trene biniyoruz. Salı sabahı erken bir saatte eşimle birlikte İstanbuldayız.

Sn.Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali ve Sn. Hilal Oytun Altun'u makamlarında ziyaret etmek istiyorum.

Teşekkür borcumuz var. Onlar sayesinde yeni bir bakış açısına sahip olduk.

Sempozyumun başlama saatine 29, uygun ziyaret saatine ise en az 2 saat var!

Vakit geçsin diye düşüyoruz yollara...

Bir kenti ayrıntıları ile görmek istiyorsanız, sabah gezeceksiniz...

Sokakların mahmurlu hali, kentin gerçek yüzüdür.

Makyaj, sokakların süpürülmesi ile başlar...

Önemli olan, süpürülmeye gerek duyulmayan bir sokak görebilmek!

Veya

Bol süpürgelisini...

Sokakların ayrılmaz bir parçasıdır kediler.

Oldum olası kedi bir tutkudur benim için,

.

İstanbul''un evsizleri derin uykuda...

Uyananları da nafaka peşinde...

Uygun olduğunu zannettiğimiz bir saatte fakülteye geliyoruz.

Kapıda, uyku mahmuru dost bir yüz bizi karşılıyor.

Ben günaydın, o "mıırr" diyor. Maksat hasıl oluyor.

Sn. Naskali''nin sempozyum öncesi yoğun bir koşuşturma içinde olacağını önceden tahmin etmiştik. Nitekim öyle de oluyor. Kısa bir araştırmadan sonra fakülte sekreteri Sn. Ayla Kaya'nın yardımları ile Sn.Naskali'ye telefonla ulaşabilme imkanı buluyoruz. Bir toplantıya katılmak üzere olduğunu öğrendiğimiz hoca ile kısa bir sohbet yapıyoruz. Bu arada Sn. Hilal Oytun Altun''un doğum yaptığını da sevinçle öğrenince, fakültedeki işimiz kendiliğinden bitmiş oluyor. Allah analı babalı büyütmeyi nasip etsin.

Bugün yapacağımız başka bir iş yok.

Doğruca Avrupa yakasına geçiyoruz.

İstikamet Kanyon alış veriş merkezi!

Çok yazıldı çizildi ben ilk defa gezeceğim, merak ettim.

Kanyon adı ile mütenasip...

Esiyor...

Dışarıda dolaşmak her babayiğidin harcı değil.

İçeride alış veriş yapmak da...

-!..

Erkek ceketi 1. 450.YTL.

-!..

Aşırı lüks, soğukluk yaratmış.

Onca yabancı ismi bir arada görünce "Dağdan indim şehire" havasına kapıldım.

Bu duyguyu yurt dışında bile tatmadım.

Alışveriş merkezi bana arzu edilen sıcaklığı vermedi. Tabir caizse kendimden bir parça bulamadım. (Kitapçı hariç)

Bir süre gezsek de kerhen...

Benzer bir duyguyu Prof.Dr. Doğan Cüceloğlu "İnsanı Ararken" adlı kitabının 301. sayfasında dile getirmiş.

Öğle yemeği yemek için Konyalı Lokantası''nı tercih ediyorum.

Çünkü o tanıdık bir yüz.

Yanlış hatırlamıyorsam 64 veya 65 senesiydi. O zamanlar Konyalı, Sirkeci Garı''nın karşındaydı. Bebek''te 3 talebe ev kiralamıştık. Beşiktaş''da Devlet Mimarlık Mühendislik Fakültesi vardı, deniz kenarında. Arkadaşlarımla orada okurduk.

Daha doğrusu onlar okurdu.

Ben de inşaat mühendisliğinde okur gibi (!) yapardım.

Zaman zaman Konyalı''da yemek yerdim. 40 sene evvel, o muhteşem lezzet ne ise, bugün de aynen o.

Eksilmemiş, üstüne koymuş.

Bu anımı niye yazdım?

Sebebini yazımın sonunda kolaylıkla anlayacaksınız.

Yemekten sonra "buraya kadar gelmişken İstinye Park''ı da görelim" fikri ağır basıyor.

İstinye Park''ın iç mekanı daha sıcak.

Orayı da gezip otelimize dönüyoruz. Erken yatmalıyız ki, sabah diri olalım.

Konferansları takip etmek, ciddi bir enerji istiyor.

Ertesi gün saat 08:30 da konferans salonundayız.

Saat 08:30

Konferansın başlamasına daha bir saat zaman var.

Eşimle fotoğraf makinelerini boynumuza asıp bekliyoruz.

Bu arada Sn. Naskali geliyor. Bizi davet ettiği için kendisine tekrar teşekkür ediyoruz. Kısa bir sohbetten sonra hocanın koşuşturması başlıyor. Biz de konferansı izlemeye hazırlanıyoruz.

Toplantının açılışına az bir süre kala katılımcılar salondaki yerlerini alıyor.

İzleyici hemen hemen yok gibi!

Yakalarında beyaz isimlik taşıyanları salon dışına alın, meydan neredeyse eşimle bana kalacak!

İşte bunu anlamakta güçlük çekiyorum!

Dinlemek yasak olabilir mi?

En azından öğrenciler nerede?

Sn. Salih Mehmet Arçın, kürsüye çıkarak hepimizi saygı duruşuna davet ediyor. Daha sonra da hep beraber istiklal marşımızı okuyoruz. Sn. Arçın açılış konuşmasını yapmak için Sn. Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali''yi mikrofona davet ediyor.

Sn. Salih Mehmet Arçın / Sempozyum Sekreteri

Sn.Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali

MÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Yeni Türk Dili Anabilim Dalı Başkanı

Mikrofona gelen Sn. Naskali Aşağıdaki konuşmayı yapıyor.

Temiz ve pis, güzel ve çirkin, gün ve gece, canlı ve cansız... Biri olmadan diğeri var olamayan kavramlar. Biri varsa ancak o zaman diğeri de var olabilen ve ancak bu şekilde anlam kazanan tanımlardır bunlar. O sebeple temizlikten söz ederken haliyle pislikten ve kirlilikten de söz etmek gerekiyor.

Geleneklerde temizliğin bir takvimi ve mevsimi vardır. Etraflı temizlik, tabiatın kendini yenilemesiyle birlikte, yani baharın gelişiyle birlikte, nevruzda, hıdırellezde yapılıyor. Bu konuda: Dr. Abdulkerim Dinç, Sevinç Agayeva, Fatma Şenyüz, Kanikey Samatova ve Zülfikar Bayraktar’ı dinleyeceğiz.

Mevsimlerden, bir anlamda, doğanın şartlarından ve kısıtlamalarından uzaklaştığımız günümüzde, temizlik faaliyetleri gündelik bir faaliyet haline geliyor, çamaşır ayda veya haftada bir değil, her gün yıkanabiliyor, hatta iş olarak ev temizliği yapanlara gündelikçi deniyor. Çamaşır yıkama günlerini Dr. Ramazan Topdemir’den dinleyeceğiz. M. Caner Alper temizlikçi-gündelikçi portreleri çizecek.

Su, süpürmek, süpürge gibi temizlik bağlantılı kelimelerin, temizlikle ilgili deyimlerin ve atasözlerinin çeşitleri ve tarihçeleri konusunda: Doç. Dr. Ayşe İlker, Doç. Dr. Mesut Şen, Doç.Dr. Said Öztürk, Doç. Dr. Erol Göka, Doç. Dr. Zilale Hudaybergenova, Doç. Dr. Zuhal Kültüral, Doç. Dr. M. Mehdi Ergüzel, Dr. Rifat Gürgendereli, Dr. Ömer Savran, Dr. Afak Memmedova, Dr. Serkan Şen, Dr. Ozlem Demirel, Dr. Leysen Gereeva, Zuhre Yoldaşeva, Ayşe Yılmaz, Ahmet Saçkesen, Zuhre Yoldasheva, Emek Üşenmez, Asu Ersoy, Alev Özbil ve Deniz Türk’ü dinleyeceğiz.

Toprak da bir temizlik aracı olabiliyor, gözyaşı da arınmaya vesile olabiliyor. Temizliğin bu açılımlarını Dr. Cüneyt Gökçe ve Hasan Ahmet Gökçe açıklayacaklar. Temizlik işlevli alet ve edevatı babında Prof. Dr. Metin Akar, Prof. Tevhide Özbağı, Dr. Tomris Yalçınkaya, Dr. Temel Öztürk, Dr. Rengin Oyman, Nihal Ülger ve Lale Yeşilova birer bildiri sunacaklar. Doğal temizlik ve cilt bakımı ürünleri konusunda: Doç. Dr. Ahmet Cihan, Doç. Dr. Celalettin R. Çelebi, Hasret Altıntaş, Mehmet Değer ve Betül Akbay’ı dinleyeceğiz.

Temizlik mekanları olarak – mimarisiyle, çinisiyle, tası tarağıyla – hamamlardan elbette ki söz edilecek. Hamam kültürünün resme, edebiyata, orientalist algılayışa, hatta erotik düşünceye yansımalarıyla hamamlı yaşam tarzı konusunda: Prof. Dr. Gülsün Parlar, Prof. Swetlana Czerwonnaja, Doç. Dr. Samira Kortantamer, Dr. Anna Vanzan, Dr. Nejat Yentürk, Dr. Latife Aktan, Dr. Ergül Önge, Dr. Metin Akis, Sibel Kılıç, Ahmet Yaşar, Ali Asker Bal ve Fatma Tunç Yaşar birer bildiri sunacaklar.

Somut temizlik soyutlaştırıldığında ve içselleştirildiğinde manevi boyuta uzanıyor: Gerek Budizm gerekse İslamiyet madde ve mana bütünlüğünden ve temizliğinden söz ediyor. Alevi-Bektaşi geleneği gönül güzelliğini işliyor. Bu bağlamda Doç. Dr. İsa Yüceer, Dr. Şevket Yavuz, Dr. Leyla Şimşek, Aynur İnce, Paula Schrode ve Satı Kumartaşlıoğlu’nu dinleyeceğiz.

“Temizlik çok güzeldir, temizlik çok önemlidir” dense de, temizlik işleriyle uğraşmak iş seçenekleri listesinde tercihler arasına girmiyor. Bu bir tezat. Hem temiz olmayı seveceksin hem temizliği ben yapmam diyeceksin. Almanya’ya iş gücü olarak giden işçilerimizin bir bölümü, Almanlar artık temizlik işleriyle uğraşmak istemediği için temizlik işlerinde istihdam edildiler.

Osmanlıda ve Cumhuriyet döneminde çevrenin, çarşı pazarın, esnafın temizlik denetimi, Anadolu’da temizlik seferberliği, savaş ortamında temizlik standartları, bataklıkların kurutulması, nehirlerin temiz tutulması konularında Dr. Güler Yarcı, Dr. Grazyna Zajac, Dr. Rifat Günalan, Dr. Şükran Sevimli, Dr. Doğan Ceyhan, Dr. Ahmet Esenkaya, Volkan Martin, Sibel Zeren ve Cihan Özgün’ü dinleyeceğiz. Erkan Kayaöz sokak köpekleri bahsini ele alacak.

Endişe kıskacına sıkışmış insan ruhu, marjinal yaşamlara itilmiş insan kendini çöplüklere yakın hissediyor. Doç. Dr. Vildan Çetintaş, Dr. Şahmurat Arık, Dr. Cafer Gariper, Yasemin Küçükcoşkun ve Gonca Arkon çöp, çöplük, çöp ev, çöp malzemeden sanat konularını irdeleyecekler.

Okulda her sabah tırnak, çapak, diş, kulak muayenesinin yapıldığı, eller meller temiz değilse cetvelle bir iki şaplak yediğiniz yılları hatırlıyor musunuz? Kulak hafiften çekilerek kulak deliğine bakılır, kulak kiri kontrol edilirdi. Çorapların temiz ve düzgün, ayakkabıların boyalı olması denetlenirdi. Eğitim tarihi ile uğraşan tarihçilerin bu ayrıntıları canlı tanıklardan derleyip tarihe mal etmelerini bekleyebiliriz.

1940’ların Ankara valisi Nevzat Tandoğan (Ankara’nın Tandoğan meydanı, ismini Vali Nevzat Tandoğan’dan alıyor) temizlik kontrolünü şehir çapında uygulamıştı. Kılık kıyafeti hırpani, kasketli, (kasketliden kasıt: köylü vatandaş), görüntüyü kirletiyor diye Ankara’nın ana caddelerinden yürütülmez, yan sokaklarına yönlendirilirdi. Kasketliler şehre layık değildi. Hele bir de vatandaşın sırtında yatak yorgan dengi varsa, yani göç etmeye gelmiş vatandaş ise Ankara’nın dışına sevk edilirdi. Böylece şehrin temizliği korunurdu.

“Yabancı unsur istemem, tasfiye edeceğim, farklı unsuru bertaraf edeceğim” anlayışının nihayi noktası etnik temizliktir. Etnik temizlik örneğini Balkanlarda gördük: 93 Harbinden sonra Osmanlı toprakları içinde bir göç başlamış, Balkanlardaki Müslüman Osmanlı nüfus Balkanlardan ayrılmaya mecbur kalmış, Anadolu’nun farklı bölgelerine göç etmişti. Bu göçlerin ardından Osmanlı, Avrupa’daki topraklarını terk etmek zorunda bırakılmıştı. Geride kalan nüfus ise, Jivkov döneminde zirveye varan bir asimilasyona zorlanmıştı. Yani azınlık sorununa iki çözüm uygulanmış, temizlik operasyonu iki koldan işlemişti: göç ve asimilasyon.

Bu arada bir tarihi bilgi aktarayım: 93 Harbine 93 Harbi deniyor çünkü Türk Rus Harbi, Rumi takvime göre 1293 tarihinde yapılmış. Türk Rus Harbini Miladi takvimle anacak olsak 1877-1878 Türk Rus Harbi demeniz lazım.

Hukuki bağlamda, mahkeme ve vakfiye kayıtlarına referansla Doç. Dr. Mustafa Şentop ve Dr. Atilla Batur’u dinleyeceğiz.

Çocuk haklarını bilmediğimiz yıllarda, çocuklar küfürlü söz kullandığında, ders olsun, bir daha küfürlü söz kullanmasın diye diline acı biber sürerek terbiye edilirlerdi. Biber çocuğu küfretmekten vazgeçirir miydi, onu bilmiyoruz ama biberin küfür dağarcığımızı bertaraf etmede etkili olmadığını söyleyebiliriz. Bugün “dil kirlenmesi”nden söz ediliyor ve temizlik seferberliğine çağırılıyoruz.

Temizliğin ideolojik boyutu üzerinde: Doç. Dr. Marie Hélène Sauner, Dr. Selim Hilmi Özkan, Dr. Doğan Ceyhan, Dr. Sezai Uyar, Dr. Sükran Sevimli, köylü şehirli farkı üzerinde Dr. Benoit Fliche, dilde temizlik üzerine: Dr. Hürriyet Gökdayı, Dr. Aziz Merhan, göz ve kulağa hitabeden kirlilik üzerinde: Dr. Kadir Ulusoy, Dr. Haşmet Altınölçek, Dr. Günseli Pişkin, Dr. Metin Eke ve Gültekin Erdal, birer bildiri sunacaklar.

Tarihî dönemlerde, - Eski Türklerde, Çin kaynaklarında, Avrupa Hunlarında, Avarlarda, Bulgarlarda, Hazarlarda, Peçeneklerde, Kuman Kıpçaklarda, Mamluklerde, Moğollarda, Helen ve Roma toplumunda - tespit edilmiş temizlik biçimleri üzerine Doç. Dr. Mualla Uydu Yücel, Dr. Eyüp Sarıtaş, Dr. Mehmet Tezcan, Dr. Hatice P. Erdemir, Dr. Halil Erdemir ve Yaşar Burak Uslu konuşacaklar.

Eski-yeni, klasik-halk edebiyatı metinlerindeki temizlikle ilgili kayıtlar, temizlik anlayışı ve sembolizmi konusunda: H. Harika Durgun, Tuncay Böler, Orhan Güdek, Kadriye Türkan, Murat Kaya’yı, okul kitapları bağlamında Dr. Kelime Erdal ve Nargiza Tuhtayeva’yı dinleyeceğiz.

Temizlikle ilgili ritüeller, inanışlar, haram kavramı etrafında: Prof. Dr. Fuzuli Bayat, Prof. Dr. Nuran Elmacı, Doç. Dr. Ahmet Taşgın, Dr. Behiye Köksel, Dr. Mehmet A. Eroğlu, Dr. Zekiye Çağımlar, Aslı Büyükokutan, Orhan Çeltikçi ve Özge Samancı birer bildiri sunacaklar.

Sempozyum süresince 100’ü aşkın bildiri dinleyeceğiz.

Değerli bildiri sahipleri; birikimlerinizi ortaya koyarak, emek vererek hazırlamış olduğunuz bu bildiriler, sizlerin kültürümüze sunmuş olduğu eşsiz birer hediye mahiyetindedir. Toplantımıza katılmakla bizleri şereflendirdiniz. Sempozyum sekreterimiz Salih Mehmet Arçın ile birlikte size sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Değerli konuklar, bu sempozyumu Türk Dil Kurumunun 75. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında, Türk Dil Kurumu ile ortak bir etkinlik olarak gerçekleştiriyoruz. Sempozyuma şeref veren çok değerli meslektaşımız, Türk Dil Kurumu Başkanımız Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’ı Üniversitemizde ağırlamaktan onur duyuyoruz. Sempozyumun herkes için başarılı ve güzel geçmesini temenni ediyorum ve saygılarımı sunuyorum.

Sn. Naskalinin bu konuşmasından sonra kürsüye gelen konuşmacılar, herhangi bir metne bağlı kalmadan irticalen konuştular. Elbetteki bir plan çerçevesi içinde... Dinleyicilere olan saygılarından ötürü olsa gerek, oldukça kısa süren bu konuşmaların yazılı bir metni olmadığı için sizlere aktarmakta güçlük çekiyorum.

Sn. Prof. Dr. Nihat Öztoprak
MÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı

Sn. Prof. Dr. Adnan Aydın
MÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı

Söz sırası Sn.Prof.Dr.Şükrü Haluk Akalın''a gelince, günün flaş haberi hakkında bilgi sahibi oluyoruz.

Sn. Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın
Türk Dil Kurumu Başkanı

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük bağlamında çalışmalarını yeni bir CD''de toplamış.

Başkanın söylediğine göre 26-27 kasım veya en geç aralık ayı başında her şey bitmiş olacak. Sn. Akalın sadece bu müjdeyi vermekle yetinmeyip CD''nin nasıl kullanılacağına dönük bir uygulamayı da teferruatı ile anlatınca, izleyicilerden büyük bir alkış alıyor.

Satış fiyatı 8 YTL olacak olan bu CD eğitim kurumlarına ve toptan alanlara daha az bir bedelle (6-4 YTL) verilebilecekmiş.

Satışa çıksın! İlk talibi ben olacağım!

100 tane alıp, başta TV kanallarına göndereceğim.

Hafta sonu yazacakları yere "weekend" yazanlara...

Tanıtıcı film veya ürün tanıtımı yerine "advertorial" yazanlara...

"Haber düştü" diyenlere...

-!..

Kafasını kaldırıp gökyüzüne bir baksa!

Yıldızları görür, ayı görür, güneşi görür...

Bunların hepsi, gün olur düşer!

Trilyonda bir de olsa, ihtimal dahilindedir düşebilir.

-!..

Haber düşmez...

Gelir, birileri bir şekilde getirir!

Benzetme yapabilirsin... "Bu haber orta yerde bomba gibi patladı" dersin.

Bu olur.

Ama haber düşmez...

Sn. Akalın "kelimeler tıpkı suya düşen taşın çıkardığı daireler gibi toplum içinde dalga dalga yayılıyor. Dolayısıyla çeşitli anlamlar ve kavramlar da bu suretle oluşuyor ve sonuçta kültürümüzün bir parçası oluyor" diyor.

Benim de anlatmak istediğim bu.

Var olan dalgalanma Tusunami misali Türkçenin canına okuyor.

Başkan, bu CD''nin yapım aşamasında TRT ile müşterek bir çalışma yapıldığını, her kelimenin telaffuz konusunda en iyi diksiyona sahip spikerler tarafından seslendirildiğini anlattıktan sonra, programı çalıştırarak örnekler veriyor.

CD sadece bunları ihtiva etmiyor. Kendi içinde tercihlere göre hem arama hem de örnekleme yapma şansına sahip.

Mesela "Mavzer kelimesinin anlamı ne demektir? Nereden geliyor?" diye avcılara sorsak!

Ne derler acaba!

Büyük bir çoğunluk "Uzağa atar abi " derse hiç de şaşırmam.

-!..

Bu CD yi alsınlar da bir baksınlar.

Nereden geliyormuş... Doğrusunu öğrensinler.

Bir yandan bunları dinlerken ister istemez aklıma "a" harfini inceltme işaretsiz (!) hali ile yerli yersiz kullananlar geliyor.

"Hakkari", "İkamet", "Kazım", "Erkan" veya kazanç anlamında "Kar" kelimesinde olduğu gibi.

Yanlış telaffuz, bu CD den sonra düzelebilir mi?

-!..

İnceltme işaretleri tekrar alfabeye girene kadar bu sorunun ortadan kalkacağına inanmıyorum.

Keşke yanılmış olsam.

Türk Dil Kurumu''nda çalışanlar başta olmak üzere, bu CD''nin oluşmasında emek sarf eden herkesin ellerine sağlık.

Bence 2007 yılının en önemli eğitim çalışması işte bu...

Sağ olun var olun.

Sn. Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın konuşmasının sonunda "devletten yardım almıyoruz" diyor.

Devlet nerelere yardım ediyor?

Bu kuruma neden etmiyor?

-!..

Yapılan bu açılış konuşmalarından sonra 1. Oturum başlıyor.

Oturum Başkanı: Sn. Prof. Dr. Emine Gürsoy-Naskali

Sn. Dr. Rıfat Günalan

Osmanlı Esnaf ve Toplumunda Temizlik Anlayışı: Belgeler Üzerine Bir Değerlendirme (İstanbul)

Sn. Günalan bu tebliğin de, XVI. Yüzyıldan Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devletin her dönemde toplum, esnaf ve çeşitli kurumların temizlik faaliyetleri hakkında çeşitli vesilelerle düzenlediği kanunname, yasakname, ferman, hüccet ve nizamnameler ışığında Osmanlı Devleti’nin temizliğe verdiği önemi ortaya koymaya çalıştığını söylüyor.

Çeşitli tasniflerde yer alan belgelerden, Osmanlı Kanunnamelerinden, kadı sicillerinden ve bugüne kadar bu konular hakkında yapılmış araştırmalardan faydalanmaya çalıştığını, ifade ediyor.Tespit ettiği belgelerin büyük çoğunluğu İstanbul, Bursa ve Edirne’nin, sokak, mahalle ve çarşıları, havası, suyu, denizi ve çevresi ile esnaf ve kurumlarının temizliği ile ilgiliymiş.

Sn. Günalan, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti''nin temizliğe verdiği önemi, örnekleri ile anlatıyor. Var olan olumsuzlukların mezbele subaşısı tarafından ortadan kaldırıldığını örnekleri ile seslendiriyor. İstanbul''da denizden toplanan çöplerin nereye atılacağının 1885 yılında çöplük subaşısı tarafından belirlendiğini söylüyor. Evliya Çelebi''nin kitabında "arayıcılar tarafından evlerden çöplerin toplanıp çöp tasnifi yaptığının" yazıldığını yine Sn. Günalan''dan öğreniyoruz.

Şimdilerde uygulaması Avrupa''da yaygınlaşan bu usule "Vay be gavura bak! İşte medeniyet bu kardeşim" diyenler, keşke bu sempozyuma gelebilselerdi!

Veya,

1920 yılında Avrupa gazetelerine temizlik ilanı verildiğini duysalardı!

Fena mı olurdu?

Sıraların boş olmasından dolayı üzüldüğüm, işte bu yüzden!

Sn. Günalan, aslında çok şey söylüyor. Ama ben yazamıyorum. Çünkü tamamını yayınlama hakkı benim değil.

Bu ilke tüm, tebliğler için geçerli.

   

Sn. Prof.Dr. Emine Gürsoy Naskali   Sn. Dr. Anna Vanzan

Sn. Dr. Anna Vanzan
"Turkish Hamman in the West: Myth and reality" (İtalya)

2 gün süren sempozyumun tamamını izleme fırsatım olmadı.

Aslında bu imkansız bir şey. Biz en fazla ikiye (!) bölünebiliyoruz.

Ama büyük bir ihtimalle en ilginç oturumlardan birini izlediğimi zannediyorum.

Sn. Anna Vanzan sunumunu İngilizce olarak yaptı. İngilizce bilmediğimden dolayı söylenenleri tam tamına anlamasam da, anladıklarım benim için yeterli oldu.

Sn. Anna Vanzan''ın sıkça tekrarladığı, bilinen kelimelerin (!) çokluğundan, basit cümlelerden ve katılımcıların yüz ifadelerinden ortada nahoş bir durumun varlığı sezinlenebiliyordu.

Sunu bitince salondan tebliğ hakkında soru soracak veya katkı koymak yönünde bir talep gelmeyince, 2. oturuma geçildi.

Bu arada sorgulanması gereken bir durum var!

Salonda hiç kimse mi İngilizce bilmiyordu?

Bilenler varsa niye tepki koymadılar?

-!..

Sn. Naskali ev sahibi, onun mazereti doğal. Ya diğerleri!

-!..

2. oturumun başkanı Sn. Prof. Dr. Örcün Barışta idi.

Sn. Barışta''yı geçen seneden gayet iyi hatırlıyorum. "Türk Kültüründe Avcılık" başlığı altında "Nişan Taşları" ile ilgili bir sunuyu dinledikten sonra, söz almış ve katılımcıyı ciddi bir şekilde eleştirmişti. Sebep olarak "alıntıların kaynağının yeterince belirtilmemiş olması" olduğunu hatırlıyorum.

Sunu sahibi de "evet haklısınız" demek zorunda kalmıştı.

Kısacası, hoca açık buldu mu, lafı gediğine oturtmakta son derece usta...

Bu oturumda da buna benzer bir olaya şahit olduk.

Sn. Barışta, oturuma başlamadan evvel bir katılımcının gelmemesi ile doğan boşluğu çok hoş bir şekilde doldurdu.

Sn. Anna Vanzan''a dönerek eleştirisini yaptıktan sonra, salona hitaben bir konuşma yaparak; "Sunucu Türk hamamını erotik bir mekan olarak gösteriyor. Avrupa''da hamamlar seksüel merkez olarak gösteriliyor, bu doğru değil. Bazı tebliğlerin, bilimsel olmayanların çıkartılması gerekir diye düşünüyorum" diyerek sözlerini noktaladı.

Hocanın bu tavrı salondan büyük bir alkış alarak onaylandı.

Ankara''ya gelir gelmez Sn. Barışta''yı daha yakından tanımak için internet vasıtası ile bir araştırma yaptım.

Hocanın kariyeri ile gurur duydum.

Hiçbir şey yoktan var olmuyor. Bu duruşun altında onlarca yılın emeği var.

Zenginliğimizi hissetme şansını Sn. Barışta ile bir kere daha yaşadım.

Kendisine en içten gelen duygularla teşekkür etmek istiyorum.

2. Oturum

Oturum Başkanı: Sn. Prof. Dr. Örcün Barışta

Sn. Prof. Dr. Nuran Elmacı

Haram Sudan Atladım; Diyarbakır’da Haram Su İle İlgili İnanışlar (Diyarbakır)

Sn. Prof. Dr. Nuran Elmacı önce Diyarbakır ilinde haram kelimesinin gündelik kullanımdaki manasını açıklıyor. Daha sonra da mezbahane ve tabakhaneden geçen iki su birleşerek haram suyu oluşturduğunu...

Sunu, bu minval üzerine devam ediyor.

Yeri geldiğinde hocanın da arabasını bu su ile yıkadığını öğreniyoruz.

Olsa olsa "Kasgo niyetine" denebilir...

Sn. Dr. Cüneyt Gökçe
Değişmez Bir Temizlik Aracı Olarak Toprak (Şanlıurfa)

Sn. Gökçe, konuşmasına Haram = Kirli= Kutsal üçlemesi ile başlıyor ve Urfa''da haram kelimesinin kutsal anlamında algılandığını ifade ediyor. Daha sonra toprakla temizliği anlatırken toprağın oluşabilmesi için geçen sürenin 350 yıl olduğunun altını çiziyor. Bu arada konu toprakla temizlik olunca "evlerinde keklik besleyenler bilirler. Keklikler parazitlerden arınmak için kanatları ile toprakta eşinmek sureti ile temizlenir" diyor. Hoca sözlerini ise Aşık Veysel''den bir şiirle bitiriyor.

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır

Sn. Dr. Mehmet Tezcan

Eski Türklerde Temizlik Anlayışı ve Moğollarla Türkler Arasındaki Temizlik Bakımından Görülen Farklılıklar (Trabzon)

Sn. Dr. Mehmet Tezcan eski Türklerde temizlik anlayışını anlatırken haritalar üzerinden bilgilendirme yapıyor. Hoca her oturuma katıldığı gibi dinlediği tebliğleri kimi zaman eleştiriyor, kimi zaman da katkı koyuyor. Aktif bir katılımcı olduğu tartışılmaz.

Öğle tatilinden sonra oturumlara devam ediliyor.

14.00-15.00 / Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi

3. Oturum

Oturum Başkanı: Sn. Prof. Dr. Gülden Sağol Yüksekkaya

Doç. Dr. Zuhal Kültüral
Pınar Kelimesi ve Kültür Tarihimizdeki Yeri (İstanbul)

Sn.Kültüral Pınar kelimesinin yerden çıkan su anlamına geldiğini, 11.Yüzyılda Divân-ı Lügati''t-Türk''de "mınar" olarak geçtiğini söyledikten sonra kelimenin tarih içinde nerelerde kullanıldığını seslendiriyor.

Sn.Doç. Dr. Ayşe İlker
“Arı-Duru” İkilemesi Üzerine (Manisa)

Sn. İlker, Arı - Duru ikelemesi üzerine sunduğu tebliği slayt gösterisi ile desteklerken seçilen fotoğrafların üzerine eklenen cümleler okunamaz hale gelmiş. Tabii ki öncelikli amaç metnin içerik bakımından zenginliği. Sn. İlker bu konuda çok da tebrik aldı. Ama görsel açıdan izlenmesi zor bir sunuydu.

Sn.Dr. Serkan Şen
Karahanlı Türkçesi Metinlerinde Temizlik Kavramı (Samsun)

Sn.Şen, Sümerlerin yıkanma odasından bahsetti... Uygurlar ise kanalizasyon kullanmışlar... Uygurlar döneminde çamaşırcılığın bir meslek olduğunu seslendiren Sn. Şen "Versay Sarayı''nda tuvalet yoktu" demesi, bir tespit olmanın yanı sıra, eline geçirdiği her fırsatta bizleri küçümseyen Batı dünyasına yerinde bir gönderme oldu...

Hep merak eder dururdum. "Berberler ağızlarına aldıkları bir ip ile insanların yüzlerinden nasıl kıl çekiyorlar? Bunu kim buldu acaba" diye... Uygurca''da "yıpaşmak" kelimesi yüzdeki kılları ip ile almak anlamına geliyormuş. Sn. Şen''in sunusu ilgi ile dinlendi.

7. Oturum

Oturum Başkanı
Sn.Prof. Dr. Nuran Elmacı

Sn. Dr. Ömer Savran
Klasik Şiirimizde Süpürge ve Süpürgeye İlişkin Kullanımlar (Şanlıurfa)

"Edebiyat bir bakıma toplumun aynası olduğuna göre aynadan yansıyanı edebi eserleri anlayıp değerlendirebilme o dönem sosyal ve kültürel hayatın özelliklerini bilmekle mümkün olacaktır" diyen Sn. Savran Divan Edebiyatı''ndan örnekler vererek sunusunu tamamladı

Sn.Dr. Şahmurat Arık
Elif Şafak’ın Bit Palas Romanında Çöp, Çöpev ve Çöplüklerin Murakabe ve Şahsî Arınmada Rolü (Zonguldak)

Sn.Sibel Zeren
Dr. Reşit Galib’in Anadolu’da Temizlik Seferberliği (İstanbul)

Sn. Zeren, Dr. Reşit Galip''in Köycüler Cemiyeti kurduğunu söyledikten sonra, Dr. Reşit Galip''in 4 kitap yazdığını ve bu kitaplarda köylüleri hijyen konusunda eğitmeye çalıştığını anlattı.

Bizim evimiz Ankara''da Dr. Reşit Galip Caddesi''ne dik bir sokak olan Rabat Sokak ile Kuleli Sokak''ın kesiştiği yerde. İnsan çevresindeki sokak, cadde veya meydanlara verilen adların nereden geldiğini bilmeli. Bence bu sunu bizim açımızdan çok daha anlamlı oldu.

Sn.Dr. Kelime Erdal
Çocuk Kitaplarında Temizlik (Bursa)

İlginç sunulardan birisi de Sn. Erdal''ın tebliği idi. Çocuk kitaplarında bilmeden yapılan yanlış kurguların, çocuklar üzerinde yaratacağı olumsuz etkilere dikkat çekildi. Sn. Erdal''ın ilk bakışta basitmiş gibi görülen tebliği yarının büyükleri olacak olan çocuklarımızın yetişmesi yönünde önemli ikazlar içeriyordu. Çocuk kitaplarına bu gözle bakabilmek doğrusu hiç aklıma gelmezdi. Kendisini yürekten kutlamak isterim.

12. Oturum

Sn.Yrd. Doç. Dr. Nalan Türkmen

Sn.Sibel Kılıç

1800''lü Yıllarda İngiliz Gözü ile Türk Hamamları ve İnsan Bedeni Üzerindeki Etkileri (İstanbul)

Sn. Sibel Kılıç''ın hazırladığı sunu gerçekten çok hoştu. Sn. Kılıç tebliğinde,"İngilizlerin tarihte temizlik kültürü olmadığı için 1800 ''lü yıllardan 1900''lü yılların başına kadar tuvalet alışkanlığı da yoktur. İngiliz Büyük Elçiliği eskiden Osmanlı döneminde Tarabya''da bulunmaktadır. İngilizler, Osmanlı yönetimine büyük elçiliği şu anki bulunduğu yer olan Beyoğlu''na taşımak için başvuru yaparlar. Dönemin yönetimi burada tuvalet olması koşulunu ortaya koyarak kabul eder. Çünkü elçilikte tuvalet bulunmadığı için tuvaletlerini pencereden atarlardı. İngiliz Büyük Elçiliği bu şartı yerine getirerek yeni yerine taşınır." diyor.

Nasıl!

Hoş bir bilgi değil mi?

İki kedim var.

Hiç pencereden attıklarını (!) görmedim.

Hatta kumlarını zamanında değiştirmezsek, bizi protesto anlamında banyonun lavobosunu kullanırlar.

2 ay lavoboda imalat (!) gördük, nasıl yerleştirdiklerini bilemedik.

Bu fotoğrafı çekebilmek için 2 ay boyunca uğraştım.

Bir gün, sabahın köründe onu iş başında yakaladım.

Fıstık iş başında...

Öylesine güzel oturuyor ki, ayaklarını bile pisletmiyor Son kontrol! Birazdan tüyecek.

İngilizler Fıstık''ı görseler bence iyi olur...


-!.. 
Sn.Sevinç Askerova
Novruz Bayramında Temizlik (Azerbaycan)

Hatırlanacağı gibi Sn. Naskali geçen sempozyumun açılış konuşmasında Yakutistan''dan gelen bir mesajı okumuş, mesajın dili ve içerdiği samimi ifadeler çok beğenilmişti. Sn. Askerova''nın metni de aynı sıcaklıkta...

Bu tebliğin de bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.

" ( ...) Sizlere Azerbeycan’da geyd edilen novruz bayramı ve bu bayram erefesinde yapilen temizlik işleri baresinde melumat vermek isteyindeyim. Daha çok Keçmişlerden bu günlere gibi gelip çatmış ve bu günde sevilerek çok mühteşemlikle geyd edilen novruz bayramı Azerbeycan halkının en önemi bayramlarından biridir.70 Sene boyunca sovetler birliyinin gösterdiği tesirlere yasaklara bakmayarak Azerbeycan halkı bu bayramı kendi evinin,ocanın başinda seve-seve kutlamışlardır. Ben ise sizlere Nahiçevan MR-nin Ordubad bölgesinde novruz bayramının nasıl kutlanmasından konuşmag isterdim. Ordubadda şu bayramın özellikleri var.

Novruz bayramı 20-21 mart tarihlerinde keçiriliyor.Bu da tebietin gış uykusundan oyandığı zamana tesadüf ediyor.Aslında bayramın geyd olunması 20 sine kaderki son çarşenbe gününden başlanıyor. Ama bayrama hazırlık işlerine ise daha erken başlanılıyor.

Tabii ki, herkes kendi evinde heyetinde her zaman temizlik işleri yapıyor. Novruz bayramını karşılamak nedeni ile yapılan temizlik işleri ise aha önemli.Hem erkeklerin, hem de hanımların göreceyi işler bölünür. Bele ki, erkekler dışarıda, kadınlar ise evi içinde temizlik yapmaya başlayırlar.

Belelikle sonuncu çerşembeyedek temizlik çalışmaları sona çatıyor.

Şimdi sıra mutfakta. İlk önce 8-10 martdan başlayarak buğda cücerdiliyor. Semeni yapılıyor.

Bayramadek artık semeni nerdeise 10- 15 cm boy atmış oluyor.Bayram sürfesinde yapılan şirniyatlarla yanaşı semeninin mutlaka olması gerekiyor. Bu, yüzümüze gelen yılın ruzili-bereketli olması nedeniyledir. Bayram nedeniyle bir sıra şirniyatlar yapılır. Paklava, şekerbura, goğal ve yağlı-cevizli köke..

Son çerşenbeyedek daha 3 çerşenbe akşamları kutlanılıyor.İlk çerşenbe akşamı su çerşenbe söyleniliyor.Yani suyun donu açılıyor. 2. yel çerşenbe, yani çok rüzgar esiyor. 3.toprak çerşenbe, toprağın donu açılıyor, karın altından novruzgülü baş kaldırıyor. Yavaş yavaş ana tebiet kış uykusundan oyanıyor ve nehyet sonda od çerşenbe. Güneşin sıcaklığı toprağı ısıtmaya başlıyor. Son, yani od çerşenbesinde sabahdan şeherin tam merkezi sokağında koskocaman Pazar düzenleniyor, herkes çocuklarla beraber alış-veriş yapmağa pazara çıkıyor. Son çerşembede her kesin, özellikle de çocukların yeni embiseler geyinmesi mutlaka gerekiyor. Sufraya koyulacak malzemeler yiyecekler alınıyor.

Meydana toparlanan seher ehalisi şarkılar söyleyip, dans ediyor, telheklik edip Hanı eylendirmeye çalışıyor. 20-21-22 mart 3 gün meydanda çalıp oynayırlar. (...)

 

16. Oturum / 10.30-11.30 / Dr. İbrahim Üzümcü Kültür Merkezi

Oturum Başkanı
Sn. Prof. Dr. Vahdettin Engin

Sn. Doç. Dr. Mualla Uydu Yücel
Doğu Avrupa Türklerinde Temizlik (Avrupa Hunları, Avar, Bulgar, Hazar, Peçenek, Kuman-Kıpçak) (İstanbul)

Sn. Dr. Hatice P. Erdemir
Hellen ve Roma Toplumlarında Tuvalet Kültürü (Manisa)

Sn.Erkan Kayaöz
Yabancı Gezginlerin Bakış Açısıyla İstanbul''un Sokak Köpekleri

Sn. Erkan Kayaöz''le uzun zamandır tanışırız. İsmini sempozyum programında görünce doğrusu çok keyif aldım. Orman Mühendisi olan bu arkadaşım, şimdilerde İl Çevre Müdürlüğü''nde görevlendirilmiş. İstanbul Orman Fakültesinde "Avlak Yönetimi" ile ilgili derslere eğitmen sıfatı ile giriyormuş. Okulun hala 2 senelik olduğunu kendisinden öğrendim ve çok üzüldüm. Sözde 2-3 yıl evvel eğitim sürecinin 4 yıla çıkartılacağı konuşuluyordu. Hala çıkartılacak...

Sn. Erkan Kayaöz''ün bu çalışması ilgili kurumdan destek almamış. Ne acı değil mi?

Sn. Kayaöz, sunusunun tamamını bana gönderdi. Ama ben yine aynı davranışı sergilemek istiyorum. Tamanını okumak fırsatını dilerim ki gelecek sene yayınlanacak olan "Türk Kültüründe Temizlik" adlı kitaptan okursunuz.

(...) "İstanbul’un İsveç elçiliğinde çok uzun zaman çalışan d’Ohsson III. Selim devri Türk devletini son derece iyi incelemiş, Türk kaynaklarını çok büyük bir dikkatle ve etraflı bir şekilde tetkik etmiştir. Bu arada yazarın çok iyi Türkçe bildiğini de belirtmek yerinde olur.

D’Ohsson’un en büyük özelliklerinden biri, bir çok Batılı yazarın aksine Türkler ve Müslümanlar hakkında peşin hükümleri olmaması, menfi duygular beslememesidir. Bu sayede, bu büyük eserini tam objektif bir görüşle ortaya koymayı başarmıştır.

Yazarın orijinal anlatımıyla; “Türklerde hayırseverlik o derecededir ki hayvanları bile içine alır. Hiçbir kimse, hayvanlara kötü muamele etmez ve ettirmez. Bir kimse devesine, atına yahut katırına fazla yük yüklese, hayvanını fazla yorsa, polis derhal buna müdahale eder, eziyeti önler ve hayvanı dinlendirmeye sevk eder; buna yetkisi vardır. Her gün bu gibi hareketlerin örneğini görmek mümkündür ki, bütün bunlar, hiç şüphesiz, Türk milletini şereflendirmektedir.”

“Temizlik kuralları bakımından Türkiye’de köpekler eve sokulmaz ama, millet bunları da beslemeye ve alıştıkları mahallelerinde beslemeye dikkat eder. Bir çok vatandaş, Allah’ın günü onlara yiyecek götürür. Kedilere karşı daha da hassastırlar. Bunda Peygamberin verdiği örneğin tesiri vardır. Bütün çağdaş yazarların üzerinde anlaştığına göre, Hz. Muhammet kedileri sever, okşar, hatta kendi eliyle onlara yiyecek verirmiş. Bu bakımdan müminlerin çoğu evlerinde severek bir hatta birkaç kedi beslermiş.”

2. gün konferansları sabah 09:00''da başlıyor. Biz Mustafa Necati Konferans Salonu''ndaki sunulacak tebliğleri dinlemek üzere konferans salonuna gidiyoruz.

Kapı kapalı. Hava buz gibi.

Ortalarda hiç kimse yok.

Donduk ve ilgi çektik

Uzun bir bekleyişten sonra herkesin gelmesine rağmen kapıyı açacak görevliyi bulmak mümkün olmuyor. Son çare üşümemek için merdivenlerden çıkmak...

Bina, yanılmıyorsam aslında yemekhane...

5. Katta bir salon yapılmış. Asansörü dışarıdan çalışıyor.

Asansörde 1''e basınca 5''inci kata çıkıyor! Akla ziyan...

19. Oturum / 09.00-10.00 / Mustafa Necati Konferans Salonu

Oturum Başkanı Sn. Doç. Dr. Orhan Söylemez

Başkan oturumu geç de olsa açıyor. İlk sözü "Merdivenlerden çıksaydım herhalde konuşamazdım" oluyor.

Bizler ancak (!) kafamızı sallayarak onu teyid edebiliyoruz.

Başkan herkesten (!) özür diliyor.

Salon her zamanki doluluğunda...

Birinci konuşmacı gelmeyince (!) sözü Sn. Yaşar Burak Uslu alıyor.

Sn. Yaşar Burak Uslu
Türklerde ve Moğollarda Av ve sair Etlerin Temiz Kabul Edilip Edilmemesi (İstanbul)

Sn. Uslu, Yapmış olduğu kapsamlı konuşmasında Cengiz Han''ın yasalarından söz ederek bu yasaya göre Mart-Eylül ayları arasında av yapılmasının yasaklandığını söyledikten sonra Türk ve Moğol kavimlerinde hijyen şartlarının çok eskiden beri uyguladıklarını belirtiyor. Tabii ki daha çok şey anlatıyor.... Kitabı bekleyeceğiz.

Sn. Uslu Sempozyuma İstanbuldan katılıyor. Konu bir yönü ile avcılıkla ilgili.

İstanbuldan bir Allahın kulu avcı yok!

İlaç için yok!

Desen ki "Çilingoz Ormanı''nda bol miktarda çulluk var. Sabah 04:00 de Binkılıç''ta kahvede buluşacağız..."

Kahve o gün "yok" satar. Adam almaz.

Avcıları görenler de "ormana özel operasyon timleri baskın yapacak" sanır.

Avcıları bir arada görmek isteyenler Merkez Av Komisyonu toplantılarını beklemeli...

Yılda bir gün beraber olurlar. 3 mü vursak doğru olur, yoksa 5 mi! Tek sorun bu!

Yazık ki ne yazık...

İşte bu bağlamda Sn.Yaşar Burak Uslu''yu gerçekten tebrik etmek lazım.

Sn.Aslı Büyükokutan
Doğum Sonrasına Dair İnanış ve Uygulamalarda Temizlik (Balıkesir)

Sn. Büyükokutan''ın tebliğinden de kısa bir bölümü yayınlayabiliyorum.

Anlayışla karşılayacağınızı ümit ediyorum.

Bu bildiride, Türkiye’nin değişik bölgelerinden tespit edilmiş doğum sonrasına dair inanış ve uygulamalar temizlik çerçevesinde ele alınıp yorumlanmaya çalışılacaktır. Doğum sonrasında anne ve bebeğin güçsüz ve gözle görülemeyen her türlü zararlı etkilere açık olacağı inancından hareketle, hem fiziki hem ruhsal açıdan temiz olmaları gerektiği düşüncesi çerçevesinde oluşturulan inanışlar ve buna bağlı uygulamalar ele alınıp yorumlanacaktır.

Örneklere ve tespitlere geçilmeden önce, bireyin yaşamındaki üç önemli geçiş noktasının ilki olan “doğum” üzerinde kısaca durulacaktır. Çalışmanın esas bölümünü, gerek sahadan kendi derlemelerimiz gerek Balıkesir Üniversitesi bünyesinde yaptırılmış lisans, yüksek lisans, doktora tezlerinin ilgili bölümleri gerekse diğer yazılı kaynaklar yoluyla elde ettiğimiz doğum sonrasına dair inanış ve bunlara bağlı uygulamalarda temizlik olgusu oluşturacaktır.

Doğum, evlenme ve ölüm, her biri kendi içinde birtakım alt başlıklara ayrılabilen, insan hayatının başlıca üç önemli geçiş dönemleridir. Bu üç aşama çerçevesinde birçok inanç, adet, töre, tören, dinsel ve büyüsel özlü işlem kümelenerek söz konusu geçişleri bağlı bulundukları kültürün beklentilerine ve kalıplarına uygun bir biçimde yönetmektedir. Bunların hepsinin amacı, kişinin bu geçiş dönemindeki yeni durumunu belirlemek, kutsamak, aynı zamanda kişiyi bu sırada yoğunlaştığına inanılan tehlikelerden ve zararlı etkilerden korumaktır

(...)

Tabu yani pis olarak kabul edilen anneyi ve özellikle çocuğu kötü güçlerden ve hastalıklardan korumak için Anadolu’da geleneksel birtakım önlem ve çarelere başvurulmaktadır. Loğusa kadın ve çocuğu kırk basmaması için, iki kirli kadın (loğusalar) ya da loğusa sayılan yeni gelinle, kırkı çıkmamış bir loğusa karşılaşmamaya özen gösterir. Eğer karşılaşırlarsa aralarına bıçak konur ve karşılıklı olarak bıçağın üzerinden geçirilirler”( Muğla, Manisa, Ankara, Aksaray, Niğde, Bolu). Bununla birlikte loğusaların boncuk, iğne veya para değiştirdikleri görülmektedir (K.Ş. 15). Ayrıca, iki loğusa birbirleriyle çocuklarını değiştirip emzirmekte, bu çocuklar süt kardeşi sayılmaktadır (Muğla, Mersin). Kırk basmaması için, loğusa ve bebek kırk gün boyunca evde yalnız bırakılmaz. Bırakılırsa loğusanın yastığının altına demir, ekmek, Kuran-ı Kerim konur” (Muğla, Aydın, Balıkesir, Bolu).

Derlemelerimiz sırasında görüştüğümüz kaynak şahıslarımız ( K.Ş. ) şeklinde kısaltılmış olup, kişiler hakkındaki bilgiler bildirinin sonunda verilmiştir.

Dr. Özlem Demirel: İki Manzum Maktel-i Hüseyin''de Geçen Temizlikle İlgili Unsurlar Üzerine Bir Değerlendirme (İstanbul)

Bu sempozyumda sunulan tebliğler benim yazdıklarımla sınırlı değil.

Katılımcılar

 

Prof. Dr. Metin Akar:

Kazanların Sultanı Taykazan (Bosna Hersek)

Prof. Dr. Fuzuli Bayat

Geçiş Ritüeli Bağlamında Manevi Temizlenme (Gaziantep)

Prof. Dr. Gülsün Parlar

Türk Minyatür Resminde Hamam Kültürüne Dayalı

Örnekler ve Batılılaşmaya Yönelik İlk Denemelerde Plastik Yaklaşımlar (Ankara)

Prof. Dr. Nuran Elmacı - Doç. Dr. Ahmet Taşgın

Haram Sudan Atladım Diyarbakır’da Haram Su İle İlgili İnanışlar (Diyarbakır)

Prof. Swetlana Czerwonnaja

Bath-House (Türkişh Hammam - Russian Banya) in Tatar Life and Art (Polonya)

Prof. Tevhide Özbağı - Nihal Ülger

Hamam ve Banyo Liflerinin Türk Temizlik Kültürüne Yansımaları ve Elazığ Örneği (Ankara)

Doç. Dr. Ahmet Cihan

Gaziantep Bölgesinde Kullanılan Doğal Temizlik Ürünleri (Diyarbakır)

Doç. Dr. Ayşe İlker

“Arı-Duru” İkilemesi Üzerine (Manisa)

Doç. Dr. Celalettin R. Celebi, Hasret Altıntaş, Mehmet Değer, Betül Akbay

Türkiye''deki Cilt Bakımı Amaçlı Temizleyici Kozmetik Ürünlerin Mevcut Durumu (Ankara)

Doç. Dr. Erol Göka

Su ile Mahrem Maceramız (Ankara)

Doç. Dr. İsa Yüceer

Maddi ve Manevi Temizlik Bütünlüğü (Van)

Doc. Dr. M. Mehdi Ergüzel

Temizlik ve Muadili Kavramların Tarihi Metinlerden Günümüze Kullanımları

Ve

Kavram Değerleri Üzerine Tespitler (Sakarya)

Doç. Dr. Marie Hélène Sauner

Temizliğin İdeolojisi (İstanbul)

Doç. Dr. Mesut Şen

Su (İstanbul)

Doç. Dr. Mualla Uydu Yücel

Dogu Avrupa Turklerinde Temizlik

(Avrupa Hunları, Avar, Bulgar, Hazar, Peçenek, Kuman-Kıpçak) (İstanbul)

Doç. Dr. Mustafa Şentop

Şahitlerin Temize Çıkartılması - Tezkiye (İstanbul)

Doç. Dr. Samira Kortantamer

Memluklar''da Hamamlar ve Hastaneler (İzmir)

Doç. Dr. Vildan Çetintaş

Çöp ve Atık Malzemelerin Sanat Nesnesi Olarak Kullanımı (Ankara)

Doç. Dr. Zilale Hudaybergenova

Türkiye Türkçesi ve Özbekce’deki Temizlik Anlamındaki Kelimeler (Özbekistan)

Doç. Dr. Zuhal Kültüral

Pınar Kelimesi ve Kültür Tarihimizdeki Yeri (İstanbul)

Dr. Anna Vanzan

Türkish Hamman in the West: Myth and reality (Venedik)

Dr. Abdülkerim Dinç

Gagauz Halk Takvimine Göre Temizlik (Erzurum)

Dr. Ahmet Esenkaya - Volkan Martin

Çanakkale Savaşları''nda Temizlik (Çanakkale)

Dr. Atilla Batur

Sultan Vakfiyelerinde Temizlikle İlgili Hususlar (Kütahya)

Dr. Cafer Gariper - Yasemin Küçükcoşkun

Elif Safak''ın Bit Palas Romanında Çöpluk Olgusu, Temizlik ve Arınma (Isparta)

Dr. Cüneyt Gökçe

Değişmez Bir Temizlik Aracı Olarak Toprak (Şanlıurfa)

Dr. Ergül Önge

Temizlik Kültürümüzün Simgesi Hamam Taşları (Ankara)

Dr. Güler Yarcı

XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Vardar Nehri''nde Temizlik ve Islah Çalışmaları (İstanbul)

Dr. Günseli Pişkin

Türkiye’de Son Dönem Temizlik Malzemesi Televizyon Reklamlarında Kadının Ele Alınışı (Afyonkarahisar)

Dr. Hatice P. Erdemir - Dr. Halil Erdemir

Hellen ve Roma Toplumlarında Tuvalet Kültürü (Manisa)

Dr. Hürriyet Gökdayı

Dilde Temizlik (Mersin)

Dr. Kadir Ulusoy

Kültürel Mirasımıza Nasıl Sahip Çıkıyoruz? (Adıyaman)

Dr. Lale Özder

Geleneksel Kültürümüzde Kadın Baş Süslemelerinde Terlikler (Ankara)

Dr. Latife Aktan

İstanbul''daki Çinili Hamamlar (Çanakkale)

Dr. Metin Akis

Şer’iye Sicilleri Kayıtlarina Göre 16. Yüzyılda Antep Şehrinde Temizlik Malzemeleri

ve

Temizlik Kültüründe Hamamlar (Kilis)

Dr. Nursel Baykaşoğlu

Ülker (Okçuoğlu) Muncuk Müzesi’nde Bulunan Peşkir ve Havlulardan Örnekler (Ankara)

Dr. Ömer Savran

Klasik Şiirimizde Süpürge ve Süpürgeye İlişkin Kullanımlar (Şanlıurfa)

Dr. Rifat Gürgendereli

Edirne’ye Has El Sanatı Özelliği Taşıyan Süpürgecilikte Kullanılan Terimler (Edirne)

Dr. Şahmurat Arık

Elif Şafak’ın Bit Palas Romanında Çöp, Çöpev ve Çöplüklerin Murakabe ve Şahsî Arınmada Rolü (Zonguldak)

Dr. Şevket Yavuz

Türklerde Madde ve Manâ Temizlik İlkelerini Burkan Metinlerinde

ve

İlk Türk-İslam Metinlerinde Aramak- Nilüfer Çiçeğini (Lotus) ‘Ada Cennetine Taşımak (Çanakkale)

Dr. Şükran Sevimli - Dr. Doğan Ceyhan

Osmanlı Uygarlığı Sağlık Alanında Temizlik, Hijyen

ve

Sterilizasyona Yaklaşım (Van)

Dr. Temel Öztürk

XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Bazı Tereke Kayıtlarında Temizlik Malzemeleri (Trabzon)

Dr. Tomris Yalçınkaya

Geleneksel Kültürümüzde Kastamonu İli Çarşaf Kenarlarında Kullanılan El Düğümü Dantellerin Özellikleri "Bağlamalar" (Ankara)

Dr. Zekiye Çağımlar

Adana Yöresinde Sözlü Halk Edebiyatı İle Halk İnanış ve Uygulamalarında “Temizlik” Kavramı (Adana)

Dr. Metin Eke

Türk Halk Müziği Yöresel Ezgilerinde Kirlenme (İstanbul)

Dr. Rengin Oyman

Temizliği Simgeleyen Motiflerden İbrik Motifinin Kullanıldığı Anadolu El Dokumalarından Örnekler (Isparta)

Dr. Rifat Günalan

"Osmanlı Esnaf ve Toplumunda Temizlik Anlayışı

Belgeler Üzerine Bir Değerlendirme" (İstanbul)

Dr. Afak Memmedova

''Silik'' Kelimesi ve Etimolojisi (Azerbaycan)

Dr. Aziz Merhan

Türkçede Dil Temizliği (Kütahya)

Dr. Benoit Fliche

How to become urban (Fransa)

Dr. Doğan Ceyhan - Dr. Sezai Uyar - Dr. Şükran Sevimli

Temizlikten Titizliğe; Türk Kültürüne Ait Özelliklere Bir Bakış Denemesi (Van)

Dr. Eyüp Sarıtaş

Çin Kaynaklarına Göre Türklerde Temizlik (İzmir)

Dr. Grazyna Zajac:

II. Abdülhamid Döneminde İki Tıb Doktorunun Osmanlı İmparatorluğunda Etkinlikleri ve Temizliğe Dair Anıları (Polonya)

Dr. Haşmet Altınölçek

Müzikte Kirlenmenin İnsanlar Üzerindeki Psikolojik Etkileri (İstanbul)

Dr. Kelime Erdal

Çocuk Kitaplarında Temizlik (Bursa)

Dr. Leyla Şimşek

Dünyevi Kir, Uhrevi Nur (İstanbul)

Dr. Leysen Gereeva

Tatarcada Temizlik Kavramı Üzerine Söz Varlığı (Tataristan)

Dr. Mehmet A. Eroğlu

Beden Temizliğinin Ritüel Değer Yargıları İle Biçimlenmesi (Azerbaycan)

Dr. Mehmet Tezcan

Eski Türklerde Temizlik Anlayışı ve Moğollarla Türkler Arasındaki Temizlik Bakımından Görülen Farklılıklar (Trabzon)

Dr. Nejat Yentürk

Roma Banyosu Nasıl Türk Hamamı Oldu? (İzmir)

Dr. Özlem Demirel

Üç Manzum Maktel-i Hüseyin’de Geçen Temizlikle İlgili Unsurlar Üzerine Bir Değerlendirme (İstanbul)

Dr. Ramazan Topdemir

Anadolu Köylerinde Çamaşır Yıkama Günü (Şanlıurfa)

Dr. Selim Hilmi Özkan

XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devletinin Temiz Toplum Anlayışı

ve

Toplumsal Kirlenme Karşısında Aldığı Tedbirler (Isparta)

Dr. Serkan Şen

Karahanlı Türkçesi Metinlerinde Temizlik Kavramı (Samsun)

Ahmet Saçkesen

Türk Dünyasında Temizlik İşlevli Atasözleri (İzmir)

Ahmet Yaşar

İstanbul''un Umumi Temizlik Mekânları: 18.Yüzyıl İstanbul Hamamların Mekânsal ve Toplumsal Topoğrafyası (İstanbul)

Alev Özbil

Edirne’de Süpürgecilik ve Aynalı Süpürge (Tekirdağ)

Ali Asker Bal

Oryantalist Resimde Bedenin Kolonileştirilmesi Bağlamında ‘Türk Hamamı’ İmgesi (İzmir)

Aslı Büyükokutan

Doğum Sonrasına Dair İnanış ve Uygulamalarda Temizlik (Balıkesir)

Asu Ersoy

Süpürmek Kelimesi Üzerine (Manisa)

Aynur İnce

Alevi-Bektaşi Geleneğinde “Temizlik” Kavramı ve Türk Edebiyatına Yansıması (İstanbul)

Ayşe Yılmaz

Deyimlerimizde Temizlik ve Mecazi ya da Temel Anlamlarıyla Temizlikle İlgili Sıfatlar (Sakarya)

Cihan Özgün

Osmanlılarda Çevre Temizliği Kapsamında Bataklıkları Kurutma Çalışmaları (İzmir)

Deniz Türk

Şartlamak Tarihsel Süreçte Kullanım Şekillerinin Örneklendirilmesi (İstanbul)

Ebru Alparslan

Türk Hamam Kültürü (Ankara)

Emek Üşenmez

Türkçe İlk Kur''an Tercümesi''ndeki Temizlik Kelimeleri Üzerine Notlar (İstanbul)

Fatma Senyüz

Kütahya''daki Makedonya Göçmenlerinin Hıdrellez Temizliği (Kütahya)

Fatma Tunç Yaşar

Osmanlı Kadınının Gündelik Hayatında Hamam (İstanbul)

Gonca Arkon

Bit Palas''ta Karakteri Belirleyen Bir Gösterge Olarak Temizlik (Kocaeli)

Gültekin Erdal

Yaşam Alışkanlıklarımız ve Görsel Kirlilik (Bursa)

H. Harika Durgun

Yakup Kadri’nin Eserlerinde Anadolu İnsanı ve Temizlik Sorunu (İzmir)

Hasan Ahmet Gökçe

Klâsik Türk Edebiyatında Bir Temizlik Unsuru Olarak Gözyaşı (İstanbul)

Hümeyra Yuva

''Matmazel Noraliya''nın Koltuğu'' ve ''Yalnızız'' Romanlarında Temizlik Unsurunun Düşündürdükleri (İstanbul)

Kadriye Türkan

Türk Masallarında Temizlikle İlgili Ayrıntılar (Ankara)

Kanikey Samatova

Kırgız Bozkır Hayatında Temizlik (Kırgızistan)

M. Caner Alper

Temizlikçi-Gündelikçi Portreleri (İstanbul)

Murat Kaya

Mehmet Akif Ersoy''un Şiirinde "Temizlik" (İstanbul)

Orhan Çeltikçi

Anamas Yöresi Halk İnançlarında Temizlik Kavramı (Isparta)

Orhan Güdek

Oğuz Atay’ın “Beyaz Mantolu Adam” Adlı Hikâyesinde

Sembolik Bir Anlatım Unsuru Olarak “Beyaz” (İstanbul)

Özge Samancı

Osmanlı Sofra Adabında Temizlik (İstanbul)

Paula Schrode

“Purity” and “cleanliness” as religious and social practices among Turkish-German Muslims (Almanya)

Satı Kumartaşlıoğlu

Tekke-Tasavvuf Edebiyatında Gönül Temizliği (Balıkesir)

Sevinç Agayeva

Novruz Bayramında Temizlik (Azerbaycan)

Sibel Kılıç

1800''lu Yıllarda Batılı Yazarlarca Türk ve Osmanlı Kültüründe

Hamam Konusu (İstanbul)

Sibel Zeren

Dr. Reşit Galib''in Anadolu''da Temizlik Seferberliği (İstanbul)

Süleymanova Margarita

Baskort Halkının İnançları ve Adetlerinde Temizlik Kültürü (Başkurtistan)

Tuncay Böler

Kutadgu Bilig’e Göre Temiz İnsan (Ankara)

Yaşar Burak Uslu

Türklerde ve Moğollarda Av Etlerinde Temiz Kabul Edilme ve Kabul Edilmeme (İstanbul)

Zerrin Kartal

Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya… (Isparta)

Zülfikar Bayraktar

Türk Dünyasında Nevruz Bayramı Öncesi Temizlik Ritüelleri (İzmir)

 

Gerçekleştirilen her sempozyumun sonunda sunulan tebliğler kitap olarak yayınlanıyor. Geçen sene yapılan "Türk Kültüründe Avcılık" sempozyumu, 2 cilt haline getirilmiş. Yayınlanması da an meselesi.

Sizlere çeşitli zamanlarda yapılan kitapları sunmak isterim. Ama bu konuda küçük bir hatırlatmam olacak. Aşağıdaki kitaplar sempozyumun birinci günü satışa sunuldu. İkinci gün bu masanın kaldırıldığını gördüm.

Niçin?

Ayrıca satılan kitaplar, evlerden getirilen poşetlere (!) konuyor...

Kitapların bunu hak ettiğini düşünmüyorum.

Gelecek sene, poşet işi benim olsun.

Tabii ki uygun görülürse...

Sempozyuma öğrencilerden hemen hemen çok az sayıda ilgi gösteren olduğunu izledim.

Neden?

Belki daha acısı, konferans anında kapıyı sessizce bir iki tıklattıktan sonra içeri giren, bir ara da geldiği gibi dışarı sızan öğrencilerin varlığı!

Neden?

İlgiyi çekmeyen, konular mı?

Yoksa var olan sistem (!) mi bu durumu yaratıyor!

Şu aralar Dr. Doğan Cüceloğlu''nun "İnsanı Ararken" adlı kitabını okuyorum.

Doğan Cüceloğlu bu kitabında korku kültüründen bahsediyor ve çocuklarımıza bir değer gözü ile bakılmamasından şikayetci. Çocuğa gelişmesi gereken bir potansiyel olarak bakmayınca ve kalıplar içinde büyütünce de çocukta sağlıklı olmayan bir psikoloji oluşuyor diyor.

Ve anlatıyor.

" (...) Önüne bir tabak köfte koyulmuş bir çocuk, iki tanesini yemiş, doydum anne demiş, hayır doymadın ye demiş otorite. Çocuk doyduğunun farkında. Bedeni diyor ki sen artık doydun, yeme. Bu bir gerçek. Biyolojik bir gerçek. Bu çocuk acıktığının farkında, çişinin geldiğinin farkında, susuzluğunun farkında, uykusuzluğunun, uykusunun farkında. Donanmış yani. Bütün yaratıklar gibi türünü devam ettirmek için donanmış. Doydum diyor. Bir realiteyi söylüyor ama otorite bu gerçeği, realiteyi tamamiyle bertaraf ederek, hayır doymadın, yemiyorsun, hasta olacaksın ye diyor. Dört tane köfteyi zorla yediriyor. Ve 7-8 yaşına gelinceye kadar bunun gibi trilyonlarca olay oluyor. Sonuçta çocuğun geldiği yaşam felsefesi şu: Ben kendi yaşamımı yönetmekten sorumlu değilim, yapabileceğim bir tek şey var, koşullara karşı şikayet ederim. Ben hayatımdan sorumlu değilim diyor,

Korku kültürünün en önemli bilgeliği şu diyor Cüceloğlu: Bir esir hiçbir zaman özgür olmak beklentisi ve umudu içinde değildir. Bir esirin en önemli, birinci umudu, başka bir esire sahip olmak. "

Bu düşüncede ki bir insan kendisi için hiçbir şey yapmıyor doğal olarak, otorite tarafından çizilen yolda ilerliyor. Hocası ''konferansta imza alacağım'' diyor, korkudan gelip katılıyor, imzayı atınca da kaçıyor!

Durum böyle olunca da gelişme olmuyor tabi.

Bu kitabı herkes okumalı. Amerika''da 120 sene içinde oluşan eğitim sistemi bir iyi incelenmeli bizim eğitim sistemimiz ile karşılaştırılmalıdır. Sağ duyu sahibi insanlar yaşanan aksaklıkları kolayca görebileceklerdir.

Dolayısıyla konferansları üstün körü izleyen talebeleri çok da kınamamak lazım.

İmzayı aldı ise mesele yoktur!

-!..

Bu sempozyuma katkı koyan oluşmasında emek sarf eden tüm görevlilere en içten gelen duygularla teşekkür etmek isterim. Elime geçen her fırsatta bir tek şey söylemeye çalışıyorum. Toplumların her konuda ilerleyebilmesinin bir tek "olmazsa olmazı" vardır.

Üniversiteler.

Bu tespiti bir kere daha yapma şansını yakaladığım gün uçak kazası oldu.

Ölenlere rahmet yakınlarına da baş sağlığı dilerim.

Eğitim ordusu bu kazada 6 güzide evladını kaybetti. İnanın ki gözlerimden yaş geldi.

Acımız büyüktür.

Bu yazıyı internet ortamına koymadan bir kaç saat evvel İstanbul''da oturan dostum Sn. Kaan Otçu ile konuştum. Bakın bana ne anlattı.

"Rahmetli. Prof. Dr. Engin ARIK ile ilk tanışmamız Arı Hareketi çerçevesi içinde yapmış olduğumuz bir toplantı sırasında olmuştu. Toplantıya katılanlarla sohbet ediyorduk. Ben Engin Arık''ı o zamana kadar tanımıyordum. Tanışmak için kendisine ne işi yaptığını sorduğumda ''Parçacıklar diziyorum'' demişti. O zaman da ortada boncuk işi almış yürümüştü, ben de bu yüzden ona "boncuk mu diziyorsunuz?" demiştim. Cevaben ''benzer bir şey'' demiş ve daha sonra da yaptığı işi anlatmıştı. ''Yerin dibine geçtiğimi hatırlıyorum'' diyor."

Kendisine vatandaşlık teklif eden tüm ülkeleri elinin tersi ile iten, bu insanımızın kaybından doğan boşluğu doldurmak o kadar kolay olamayacak gibi görülüyor.

1000 kere rahmet dilesek azdır...

Düzenleme Kurulu

Prof. Dr. Emine Gürsoy-Naskali (eminenaskali@gmail.com)

Sekreterlik: Salih Mehmet Arçın (Sempozyum Sekreteri) saliharcin@gmail.com

Sempozyum Görevlileri:

Dr. Erdal Şahin, Dr. Aylin Koç, Nursel Uyanıker, Mehmet Gürlek, Ebru Çetin Milci, Ayşe Kik,

Mehmet Güneş, Sevda Gülakan, Şenol Korkmaz, Selçuk Ardıç, Ayşenur Kırgız, Özkan Zorlu,

Şule Aktan, Lale Yeşilova, Alonur Ahmedova, Zahide Okun, Uygar Yıldız, Savaş Kaplan,

Oğuzhan Kuşoğlu, Semih Silvan, Nurdan Karayüz, Celal Durmuş, Çiğdem Öztürk, Pınar Öztek,

Fatma Müge Okur, Emel Topçu, İlknur Sisnelioğlu, Esra Malçok, Hacer Gökali, Ebubekir Yılmaz,

Sinem Günerli, Nazım Şahin, Görkem Saygıner, Erhan Taşbaş, Gülay Hacı, Hikmet Dilek Arçın

 

 

Bilgi ibadetten üstündür.

Hz. Muhammed

 

Mehmet Emin Bora

01 Aralık 2007 / Ankara

 

Not:

Bazı konuşmacıların fotoğrafları var, ama elimizde tebliğinden özet olmadığı için yerine koyamadık. Lütfedip gönderirler ise derhal gerekeni yaparım.

Elektronik posta adresim:

mehmeteminbora@superonline.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 13157 kez okundu...