Barhal Vadisi ve Ödül


Masis Tepesi

" (...) Alabalık balıkların en zekisidir. (...) Buradaki alabalıklar daha çok böceğe gelmektedir. Balık avlarken tek dezavantajınız yem sıkıntısı olur. Yem bulmanız gerekir. Paçalarınızı kıvırıp derenin en hızlı akan yerine kadar dalacaksınız. Bir yandan akıntıya karşı koyarken, bir yandan da koca koca taşları kaldırıp, altından siyah yassı böcekleri bulmaya çalışın. Kaldırdığınız taşın birinde yoksa diğer kaldıracağınız taşların altında muhakkak olacaktır. (...) Fakat buradaki yanlış zamanda avlanma yüzünden gittikçe azalan alabalıklar devlet tarafından koruma altına alınmıştır."

Bu yazıyı, bir internet sitesinde okudum.

Benim bu yazı içinde itiraz ettiğim kısım "koyu harflerle" yazılı olanlar...

Yani, balık avlayabilmek için derenin kurcalanması!

-!..

Bir an için gözünüzün önüne getirmeye çalışın!

-!..

Belden aşağısı ak donlu, bir sürü adam derenin içine girmiş "böcek bulacam" diye ha bire debelenip duruyor!

-!..

Bu şartlar altında alabalıkların yaşam ortamları alt-üst olmuyor mu?

Bu davranışın doğru olduğunu düşünmüyorum...

Estetikten uzak!

Don paça...

Öğhööö...

Barhal Deresi

İç sularımızda yapılacak balık avcılığından sorumlu iki bakanlık var.

1-Tarım Bakanlığı / Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü.

2- Çevre ve Orman Bakanlığı / Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü.

Sormak gerekir bu bakanlıkların yetkililerine!

Önerilen bu metodun, "Derelerimizde var olan doğal yapıya bir zararı olur mu?...Olmaz mı?" diye

Onlar "olmaz" diyorsa bu güzellikleri kurcalamak "serbest" demektir...

Hiç vakit kaybetmeyin!

Önemli olan "balık yemek" gerisi boş...

Bu "talan kültürü" bize yakışır...

İnkor Yaylası

İnkor Yaylası'ndan inen sular Barhal Vadisi'nde kelimenin tam anlamı ile bir cennet yaratıyor.

-!..

Soru şu.

"Avrupa'da veya Amerika'da herhangi bir derenin içine girip kurcalayabilir misiniz?"

-!..

Sizi kıracaklarını hiç zannetmiyorum.

Hele ki onca yoldan gelmişseniz,

Mutlaka yedirirler balığı!

Yusufeli ilçesi yabanhayatı açısından son derece zengin. Çoruh Vadisi'nde kurulacak barajlarla yörenin kaderi külliyen değişecek. Artvin ve ilçeleri geleceğin parlayan yıldızı olmaya şimdiden aday.

Aslında yıllardır parıldıyor da  kimsenin haberi yok!

Artvin Barajı

Yabanhayvanlarındaki tür çokluğu ve zenginliği, yöre insanının refah içinde yaşamasına yeter de artar bile...

Un var, şeker var, yağ var!

-!..

Helva yok!

Niye?

Usta yok.

Usta olmayınca da herkes bildiğini yapıyor.

Barhal Vadisi'nde alabalık katliamı yapılıyor...

Personel yetersizliğinden, koruma kontrol çalışmaları yetersiz...

Av turizmi kapsamında yabankeçisi avı yaptırılıyor...

Düzensiz!

Ne demek bu?

Neden düzensiz?

Bilmeyenler için anlatalım.

Barhal Vadisi'nde yabankeçisi avlamanın herhangi bir zorluğu yok.

Vadileri oluşturan yamaçlar inanılmaz ölçüde dik.

Bir yamaçtan öte yamaca geçmek de doğal olarak çok zor.

Bu zorluklar bir araya gelince, -baştan tezat gibi görülse de- avcılar da inanılmaz bir kolaylık yaşıyor!

Nasıl mı?

Hayvanların geçit yaptığı yerler senelerdir yöre halkı tarafından neredeyse ezbere biliniyor.

Altında araba...

Binip gideceksin.

Rehberin "dur" dediği yerde duracaksın. Gerisi senin maharetine (!) kalmış.

Hayvan ya önünden geçecek!

Olmadı!

Bekle, karşı yamaçta süzülüp duracak...

Elinde yivli silah, üstünde dürbün...

Sana düşen; zahmet olmazsa tetik çekmek!

Ayı da böyle avlanıyor. Yabankeçisi de!

-!..

"Ayı da nereden çıktı" demeyin.

Bir gecede 5 tanesini vuran (!) varmış!

Postunu yüzemedikleri için korku b...na, bir derenin başından hepsini uçuruma yuvarlamışlar!

-!..

Niye şaşırdınız?

Ankara'da da vuran var!

Yabankeçisi avını, senelerdir yasalara uymadan sürdürünler var...

Bence bunlar ödüllendirilmeli...

Hele hele, tüfeğinin dürbün ayarını, çöplüklerde karnını doyurmak için gezinen köpekleri vurarak yapan var ki;

Bunu "son yüzyılın avcısı" olarak tarihe geçireceksin.

"Her aybaşı mı olur, yoksa sadece yılbaşı mı?" bunu bilemem.

Bunlar büyük avcı!

Bence bunlar, daha sık ödüllendirilmeli...

Yaylalar Köyü

Yaylalar Köyünde evde oturun. Karşı yakadan geçen ne varsa avlayın!

Mesafe "mavzer atımı"

Köy sakinleri, "ayılar, bazen evlerin yanından bile geçerler" diyorlar.

Bu köyden ev alın, ödüle doyun!

Bence bunlar ödüllendirilmeli...

Bir noktaya da açıklık getirelim.

Yurt dışında av yapmış!

Trofe değeri büyük bir yabanhayvanı vurmuş!

Şapka çıkartırım.

Ama bu ödülün adının "Anadolu" ile bir ilintisini bir türlü kuramıyorum.

Avcı, Anadolu'nun öz (!) bağrından bile olsa!

-!..

Ödülün adı ile eylemin içeriği öpüşmüyor.

- "Yağlı güreşte baş pehlivan oldum."

- "Bravoooo... Nerede güreştiniz?"

"Holywood"

-!..

Yakışık aldı mı?

İşte ben de bunu anlatmaya çalışıyorum.

Üstelik avcılığa karşı olanlara ve konuyu yeterince yakın takip etmeyenlere, yerli yersiz konuşma fırsatı verilmiş oluyor.

-!..

Benden bu kadar, söyleyen gitti...

 

Geçen sene ağustos ayında Artvin'deydim. Ayı ile ilgili olmak üzere, bir belgesel yapılması tasarlanıyor.

Ben de dağarcığımda ne varsa yapımcı arkadaşlarımla onu paylaşıyorum.

Merak edenler bu sitede "Allah'ın Ayısı" başlıklı yazımı okuyabilir.

Uygun çekim yeri bulabilmek için, dere tepe demeden dolaşıp duruyoruz.

Tatil dönemi olduğu için, yurt içinden olduğu kadar, yurt dışından da memleketini ziyarete gelmiş pek çok insan bir arada hasret gideriyor. Çok hoş manzaralarla karşılaşıyorum.

Su başında horon...

Daracık yollarda inanılmaz bir trafik var.

Şimdi içinizden "Bunlar beni ilgilendirmiyor ki... Bu adam ne anlatmaya çalışıyor" diye düşündüğünüzü zannediyorum.

Ama bunlar yabankeçisi avcılığı ile yakinen ilgili!

-!..

Sabırla bekleyeceksiniz.

Yollar çok, ama çok dar. Giderseniz benim kulağımı çınlatırsınız.

İşte bu kalabalığın ortasında virajın birine girdiğimizde, bu işin profesyoneli olan rehberler hep bir ağızdan bağırmaya başladılar.

- "Yamaçta keçi var!"

- !..

Herkes gördü. Ben hariç.

Görmek de ne demek...

Keçinin sosyal statüsü tartışılıyor.

- "3 veya 4 yaşında!"

Ben hala aranıyorum.

Bu alışkanlık isteyen bir iş. Öyle "ha" değince olmuyor.

Arkadaşlarım işin dedikodu faslındalar.

- "Çoluk çocuğa da karışmış!"

- "Hıı 2 tane."

-!..

Baktım olacak gibi değil.

Ben de dayadım 500 mm'yi gözüme.

Alttaki kare o.

Yabankeçisi ve yavruları

Abartmıyorum... Biz yola koyulduk, o hala orada yatıyordu.

Bunu niye anlattım!

Bu geziye başlamadan evvel Yusufeli Orman İdare binasının duvarında bir yabankeçisi fotoğrafı görmüş ve o fotoğrafın fotoğrafını çekmiştim. Alttaki kare bu, suyunun suyu yani.

İçimden de "Bunu avlamak için kim bilir kaç dağ aşılmıştır" diye de düşünmüştüm.

Var say ki bir dağın doruğunda bunu avladın...

Nasıl getireceksin?

-!..

Bu teke, yakın zamanların rekoruymuş.

Av sahasını görünce işin aslı ortaya çıktı...

Hayvanların pek çoğu yol kenarında pinekliyor...

Üreme içgüdüsü ile gözü dönmüş olanı, ya kayanın üstünde süzülüyor ya da tıpış tıpış yanınıza geliyor.

Yabankeçisi avı bu...

Yabankeçisini genellikle "katım zamanı" içerisinde avlıyorlar.

Yani 20 aralık civarında, üreme mevsiminde!

Avlanma kotasının % 50'si bakanlık tarafından aralık ayına ayrılmış!

İnsanoğlu, trofe değeri büyük hayvana başka zaman yaklaşamıyor.

Onun zaafını kendine avantaj bellemiş!

-!..

Gerekçeli savunmaların hepsini biliyorum.

-!..

Benim, avcılıkla ilgili felsefeme anlatılanlar uymuyor.

-!..

Hayırlı olsun.

Yaşadığımız zaman diliminde, av camiasının sadece ve sadece eğitime ihtiyacı var...

Sadece bizlerin mi?

Kolluk kuvvetlerinin...

Vali, kaymakam, nahiye müdürü ve muhtarların...

Hâkim ve savcıların...

Bu öğretiden pay almaları lazım...

Yoksa!

-!..

Ne olur?

Görelim bakalım, bu ülkede neler oluyormuş!

HABER 1

Nesli tükenmek üzere olan 'vaşak' öldürüldü. ( A.Ajansı.)

Konya'nın Doğanhisar ilçesine bağlı Konakkale beldesinde, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan kedigiller familyasından olan bir vaşağın, kimliği henüz tespit edilemeyen bir kişi tarafından vurularak öldürüldüğü bildirildi.

Anadolu Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği (ADOKBEL) tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2 Ocak 2007 tarihinde, belde yakınlarından geçen bir vatandaş tarafından kameraya alınan vurularak öldürülmüş vaşağın görüntülerinin derneğe ulaştırıldığı belirtildi.

Kedigiller familyasının önemli temsilcilerinden olan, 20-30 kilogram ağırlığındaki vaşakların bir çok türünün sayılarının giderek azaldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Vaşaklar, ülkemizde korunması ve önemi konusunda herhangi bilgilendirici bir çalışma da yeteri kadar yapılmadığından kimi zaman araba altında ezilerek, kimi zaman bilinçsizce avlanarak yok edilmektedir. Bunun için yeni önlemler alınmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Konakkale'de de yaşanan olay, bunun bir göstergesidir. Ayrıca bu olayın 2006-2007 yılında yasaklanan sahalar arasında olan bir bölgede gerçekleşmiş olması da bu vahşetin dikkat çekici diğer bir yönüdür.”

Açıklamada, ADOKBEL'in yaşanan bu vahşeti kınadığı, yetkilileri ve bu konuda duyarlı olan herkesi gerekeni yapması konusunda göreve davet ettikleri belirtildi.

HABER 2

 

Vurduğu kurdu böyle teşhir etti!

03.02.2007

Bingöl'de avcılar tarafından vurulan bir kurt, şehrin en işlek caddesinde bir ağaca bağlanarak sergilendi. Kurdu asılı gören kimi vatandaşlar şaşırdı.

Dün gece avcılar tarfından Kiğı İlçesi bölgesinde vurulan kurt, Genç Caddesi üzerinde bulunan Avcılar ve Atıcılar Derneği önünde bulunan bir ağaca bağlandı.

Yoldan geçen vatandaşlar ağaca asılı kurdu görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi.

 Toplanan meraklı vatandaşlardan bazıları cep telefonuyla hatıra fotoğrafı çekti.

Avcılar Kulübü işletmecisi Çahan, kurdun avcılar tarafından vurularak buraya getirildiğini ve ağaca bağlandığını söyledi.

Bu mevsimde kurtların aç olduğunu belirten Çahan, "Yüksek kesimlerde fazla kar olduğundan dolayı kurtlar yiyecek bulmakta zorlanıyor ve sürüler halinde kurtlar şehir merkezine yiyecek bulmak için iniyor. Bu nedenle vatandaşların kurt saldırılarına karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Kurdu buraya bağlamamızdaki amaç, görmeyenlerin bakması içindir" diye konuştu.

Daha sonra bir taksici tarafından alınan kurt, aracın bagajına atılarak götürüldü.

 

HABER 3

Yaralı Yavru Ayı için Bursa'da Seferberlik

 

 

Artvin'de Avcılar Tarafından Kurulan Kapana Yakalanarak Yaralanan 3.5 Aylık Yavru Ayı, Bursa'ya Getirildi. Erzurum'da Bir Ayağı Kesilen ve Hekimlerin İyileştiğini Söylediği Cesur İsimli Ayının 24 Saatlik Otobüs Yolculuğunun Ardından Hastalığı Nüksedince, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ndeki Veteriner Hekimler Seferber Oldu. Artvin'de avcılar tarafından kurulan kapana yakalanarak yaralanan 3.5 aylık yavru ayı, Bursa'ya getirildi. Erzurum'da bir ayağı kesilen ve hekimlerin iyileştiğini söylediği Cesur isimli ayının 24 saatlik otobüs yolculuğunun ardından hastalığı nüksedince, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ndeki veteriner hekimler seferber oldu.

''Cesur'' ismindeki ayı yavrusunun yaralı bacağının Erzurum Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde yapılan ameliyatla kesilmesinin ardından dikişleri kısa süre sonra alındı. "Sağlığına kavuştu'' denilerek Bursa'ya bir otobüsle gönderilen Cesur, 24 saatlik yolculuğun ardından Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Kliniği'ne ulaştırıldı. Tahta bir kutu içinde getirilen yavru ayının dikişlerinin patladığı ve hastalığının nüksettiği belirlendi. Yaraları tekrar azan yavru ayıya müdahale eden veteriner hekimler, 2 saat süren tedavinin ardından Cesur'u gözetim altına aldı. Bir şey yiyip içmeyen ve tek ayağı olmadığı için agresif tavırlar sergileyen yavru ayıya serum verilip, kan örnekleri alındı. Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, yavru ayının kalp atışlarını steteskop ile dinledi

Cesur'un yaralarının henüz kapanmadığını ve çok fazla acı çektiğini belirten Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, 2 gün boyunca yavru ayıyı gözetim altında tutup Karacabey ayı barınağına göndereceklerini söyledi.

Aytuğ, yavru ayının nasıl ve ne şekilde bu hale geldiğini neden ayağının kesildiğini anlamanın çok güç olduğunu belirterek, "Cesur'a protez takmak şu anki görüntüsüyle mümkün değil. Bu tür tuzaklar yüzünden küçücük bir hayvan, 3 ayaklı olarak hayatını idame ettirmek zorunda kalıyor. Veteriner hekim olarak düşünemiyorum, hangi insan, hangi canlı bunu yapabilir? Gerçekten çok üzülüyorum. Cesur'u ilk önce ayrı bir bölüme alacağız, sonra diğer ayılardan farklı bir yerde demir parmaklıklarda bakımını yapacağız. Diğer ayılarla nasıl bir ilişki kuracak, çok umutlu değilim. Bu halini gördükçe de çok üzülüyorum" diye konuştu

 

HABER 4

 

MERSİN İLİ, CEHENNEMDERE VADİSİ KÖYLERİNİN

SOSYAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL YAPILARI İLE

ORMAN KAYNAKLARIYLA İLİŞKİLERİ

 

Dr. Ersin YILMAZ

3.10.2. Avcılık

 

(...) Araştırma bölgesinde eskiden yoğun olarak yaşadığı söylenen, ancak günümüzde yaşamayan veya çok nadir görülen av ve yaban hayvanları kapsamında Belen, Çakırlı, Çavdarlı, Kisecik, Körmenlik, Meşelik, Sarıkoyak ve Topaklı köyleri ile Sebil kasabasında keklik (Alectoria) ve tavşan (Lepus europaeus), Çakırlı, Meşelik ve Sarıkavak köylerinde çakal (Canis aureus), Kisecik ve Sarıkoyak köylerinde yaban keçisi (Capra aegagrus), Kisecik köyü ve Sebil kasabasında vaşak (Lynx lynx), Körmenlik köyünde yabani güvercin (Columba), yine Körmenlik köyünde bülbül ve Sarıkoyak köyünde kurt (Canis lupus) belirtilmektedir.

Bu av ve yaban hayvanlarının azalma ve yok olma nedenlerinden olan aşırı ve usulsüz avlanma; Çavdarlı, Kisecik, Meşelik, Sarıkavak ve Topaklı köylerinde en önemli neden olarak görülür iken , Körmenlik ve Sarıkoyak köyleri ile Sebil kasabasında üçüncü sırada ve Çakırlı köyünde dördüncü sırada önemli neden olarak gösterilmiştir.

Bu hayvanların azalış ve yok oluş nedeni olarak düşünülen tarımsal ilaçlar; Körmenlik köyünde birinci sırada, Belen, Çakırlı, Çavdarlı ve Kisecik köylerinde ikinci sırada, Meşelik köyünde üçüncü sırada ve Sarıkoyak köyü ile Sebil kasabasında dördüncü sırada önem taşıyan nedendir.

Suni gübreler ise; Belen köyünde en önde gelen av ve yaban hayatı azalma ve yok olma nedeni iken, Körmenlik köyünde ikinci sırada, Çakırlı, Çavdarlı ve Kisecik köylerinde üçüncü sırada, Meşelik köyünde dördüncü sırada ve Sarıkoyak köyü ile Sebil kasabasında beşinci sırada önemli neden olarak düşünülmektedir.

Buna karşın av ve yaban hayatı türlerinin azalış veya yok oluşunda etkili olabilecek bir diğer neden olan avcı sayısının çokluğu ise; Sebil kasabası için ilk sırada yer alan neden olarak görülmekte iken, Meşelik, Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köyleri için ikinci sırada neden olarak ifade edilmiştir.

Bir diğer neden olan orman azalması ise; Çakırlı ve Sarıkoyak köylerinde birinci sırada, Sebil kasabasında ikinci sırada, Belen köyünde üçüncü sırada ve Körmenlik köyünde ise dördüncü sırada düşünülen nedendir.

Buna karşın çevre kirliliği ise; sadece Kisecik köyünde ve dördüncü sırada önem taşıyan bir neden olarak belirtilmiştir.

Bölgede halen Sebil kasabası hariç tüm yerleşim yerlerinde olmak üzere yaban domuzu (Sus scrofa), Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde tilki (Vulpes vulpes) ve kirpi, Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köyleri ile Sebil kasabasında tavşan (Lepus europaeus) ve keklik (Alectoria) avı yapılmaktadır.

Yaban domuzu avı Belen, Çakırlı, Çavdarlı, Kisecik, Körmenlik, Meşelik ve Sarıkoyak köylerinde yıl boyunca yapılır iken, Sarıkavak ve Topaklı köylerinde daha çok kış aylarında gerçekleştirilmektedir. Yaban domuzu bölgede daha çok ormanlık ve çalılık alanlarda barınır iken, geceleri tarla, bağ ve bahçelere inmektedir. Yazın üzüm bağlarına ve kışın da buğday ve arpa tarlalarına zarar vermektedir.

Bölgede bu hayvan yılda ortalama Belen köyü, Çakırlı köyü ve Çavdarlı köyünde 10’ar adet, Kisecik köyünde 25 adet, Körmenlik köyü ve Sarıkavak köyünde 20’şer adet, Meşelik köyünde 50 adet, Sarıkoyak köyünde 2 adet ve Topaklı köyünde 8 adet olmak üzere toplam 155 adet avlanmaktadır. Avlanan yaban domuzlarının tamamı vurulduğu yerde çürümeye terk edilmektedir.

Yaban domuzu avında Kisecik, Meşelik, Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde ormanda sürek avı yöntemi kullanılır iken, Belen ve Çavdarlı köylerinde tarlada veya su kenarlarında pusu kurma yöntemi ve Çakırlı, Körmenlik ve Topaklı köylerinde ise hem pusu ve hem de sürek avı yöntemi uygulanmaktadır. Bölge sınırları dahiline yaban domuzu avı için başka yerlerden gelenler de bulunmamaktadır.

Bölgedeki tilki avı ise Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde tavuk kümeslerini rahatsız ettiği sürece yıl boyu yapılmaktadır. Bu hayvan, köylerdeki tavuk kümeslerine ve ahırlara dadanmaktadır.

Yılda ortalama Sarıkavak köyünde 5 adet ve Sarıkoyak köyünde 4 adet olmak üzere, bölgede toplam 9 adet tilki avı gerçekleşmektedir. Avlanan tilkiler Sarıkoyak köyünde doğrudan toprağa gömülürken, Sarıkavak köyünde tilki derisi Adana ve Mersin illerinde deri ticareti yapan kişilere köy merkezinde satılmaktadır. Sarıkavak köyünde 2002 yılında tilki derisi 30 000 000 TL/adet’den pazarlanmıştır.

Tilki avı Sarıkavak köyünde kapanla yakalamak suretiyle yapılır iken, Sarıkoyak köyünde sadece karşılaşıldığında tüfek ile avlanılmaktadır. Bölgeye tilki avı için başka yerlerden avcılar gelmemektedir.

Bölgede kirpi avı da yine sadece Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde olmak üzere yıl boyunca yapılmaktadır. Gündüzleri taş ve kaya deliklerinde bulunan bu hayvan, geceleri dışarı çıkarak özellikle kabak ve sebze bahçelerine gelmektedir.

Kirpi avı bölgede ortalama Sarıkavak köyünde 50 adet/yıl ve Sarıkoyak köyünde 5 adet/yıl olmak üzere toplam 55 adet/yıl olarak gerçekleşmektedir. Avlanan kirpilerin tamamı köylülerin yiyecek ihtiyacında kullanılmaktadır. Kirpi etinin özellikle hemeroid (bağsur) hastalığına iyi geldiği vurgulanmaktadır.

Sarıkavak köyünde, kirpi avına köpekler ile çıkılmakta ve köpeğin yerini tespit edip haber vermesi ile kirpinin başına sopa ile vurulmak suretiyle avı yapılmaktadır. Buna karşın Sarıkoyak köyünde sadece kirpiye rastlanır ise tüfekle vurmak şeklinde avı yapılmaktadır. Bölgeye, Sarıkoyak köyü sınırları dahiline olmak üzere Tarsus ilçesinden de kirpi avına gelenler bulunmaktadır.

Bölgede tavşan avı ise Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köyleri ile Sebil kasabasında söz konusudur. Bu hayvan Sarıkavak köyünde yıl boyunca avlanır iken, Sarıkoyak köyünde Eylül ve Ekim aylarında, Topaklı köyünde kış mevsiminde ve Sebil kasabasında ise sonbahar ve kış mevsimlerinde avlanılmaktadır. Bölgede tavşan çalılık, taşlık-kayalık alanlar ile tarım arazilerinde görülmektedir.

Bölgedeki tavşan avı yılda ortalama Sarıkavak köyünde 8 adet, Sarıkoyak köyü ve Topaklı köyünde 2’şer adet ve Sebil kasabasında ise 5 adet olmak üzere toplam 17 adet kadar olmaktadır. Bölgede avlanılan tavşanların tamamı köylülerin öz tüketimine yönelik kullanılmaktadır.

Tavşan avına bireysel veya 2-3 kişilik gruplar halinde çıkılmakta ve rastlanıldığında tüfekle vurulmaktadır. Bölgeye sadece Sarıkoyak köyü sınırlarına olmak üzere Tarsus ilçesi ve Mersin ilinden de tavşan avı için yabancı avcılar gelmektedir.

Araştırma bölgesindeki keklik avcılığı, tavşan da olduğu gibi, Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köyleri ile Sebil kasabasında yapılmaktadır. Keklik; Sarıkavak köyünde Ekim ve Kasım aylarında, Sarıkoyak köyünde Eylül ve Ekim aylarında, Topaklı köyünde kış mevsiminde ve Sebil kasabasında sonbahar ve kış aylarında avlanılmaktadır. Bölgede kekliğe taşlık-kayalık ve makilik alanlar ile ağaçsız açık alanlarda rastlanılmaktadır.

Bölgede ortalama Sarıkavak köyünde 20 adet/yıl, Sarıkoyak köyünde 50 adet/yıl, Topaklı köyünde 8 adet/yıl ve Sebil kasabasında 15 adet/yıl olmak üzere toplam 93 adet/yıl keklik avlanmaktadır. Avlanan kekliklerin tamamını köylüler, evlerinde yiyecek ihtiyaçlarında kullanmaktadır. Keklik avı da bireysel veya 2-3 kişilik gruplar halinde ve av köpeği ile yapılmaktadır. Sarıkoyak köyü sınırları dahiline Tarsus ve Çamlıyayla ilçeleri ile Mersin ilinden de keklik avı için avcılar gelmektedir.

Bölgede yaklaşık olarak Belen köyü, Çavdarlı köyü ve Sarıkavak köylerinde 50’şer adet, Çakırlı köyü ve Körmenlik köylerinde 20’şer adet, Kisecik köyünde 15 adet, Meşelik köyü ve Topaklı köyünde 25’er adet, Sarıkoyak köyünde 2 adet ve Sebil kasabasında 10 adet olmak üzere toplam 267 adet avcı bulunmaktadır. Bununla birlikte doğa koruma ve avcılık ile ilgili herhangi bir örgüte bağlı olan avcı sayısı Belen köyünde 2 adet, Meşelik köyünde 10 adet, Sarıkavak köyü ve Sebil kasabasında 3’er adet olmak üzere toplam sadece 18 adettir.

Bölgede avcılıkla ilgilenenlerden Topaklı ve Sarıkoyak köyündekiler yılda 3 ve daha az, Sebil kasabasındakiler yılda 4-5 defa, Belen, Çakırlı ve Sarıkavak köyündekiler yılda 6-10 defa, Kisecik ve Körmenlik köyündekiler yılda 11-15 defa ve Çavdarlı ile Meşelik köyündekiler ise yılda 1 aydan daha fazla ava çıkmaktadır. Sadece Sarıkavak köyündeki avcılar genelde hafta sonu veya resmi tatillerde ava gider iken, diğer köylerdeki avcılar ne zaman uygun zaman bulurlar ise o zaman ava çıkmaktadır.

Körmenlik, Sarıkoyak ve Topaklı köylerindeki avcılar her ava çıkışta genellikle 1-5 saat arası kalır iken, Belen, Çakırlı, Çavdarlı, Kisecik ve Körmenlik köyleri ile Sebil kasabasındakiler 6-10 saat arası ve Sarıkavak köyünün avcıları ise 3 günden daha fazla avda kalmaktadır.

Öte yandan avcılar her ava çıkışta 2002 yılında ortalama Sarıkoyak ve Topaklı köyündekiler 1 000 000-5 000 000 TL arası, Belen, Çakırlı, Kisecik, Körmenlik ve Meşelik köyündekiler ile Sebil kasabasındakiler 6 000 000- 10 000 000 TL arası ve Çavdarlı ile Sarıkavak köyündekiler ise 11 000 000- 20 000 000 TL arası masraf yapmaktadır.

Topaklı köyündeki avcıların ne avlanma ruhsatı ne de avlanma kartları vardır. Çakırlı, Çavdarlı, Kisecik, Körmenlik ve Sarıkoyak köyleri ile Sebil kasabasındaki avcıların tamamında avlanma ruhsatı var iken, avlanma kartına sahip avcı bulunmamaktadır. Buna karşın Belen köyündeki avcıların % 10’unun avlanma ruhsatı ve kartı bulunmakta iken, sadece avlanma ruhsatı olanlar % 20 oranında ve geri kalanının ise avlanma ruhsatı ve kartı bulunmamaktadır. Meşelik köyündeki avcıların % 25’inin avlanma ruhsatı ve kartı mevcut iken, geri kalan % 75’inin sadece avlanma ruhsatı bulunmaktadır. Sarıkavak köyü avcılarından avlanma ruhsatı ve kartı olanların oranı % 10 iken, geri kalan avcıların sadece avlanma ruhsatı vardır.

Bunun yanında Meşelik köyündeki avcıların yaklaşık yarısında av köpeği var iken, Belen köyündekilerin % 20’sinde, Körmenlik ve Sarıkavak köyündekilerin % 10’unda, Kisecik ve Topaklı köylerindekilerin % 5’inde av köpeği bulunmaktadır. Bununla birlikte Çakırlı köyü ile Sebil kasabasındaki avcılardan sadece bir kaçı av köpeği sahibi iken, Çavdarlı ve Sarıkoyak köylerinde av köpeği bulunmamaktadır.

Bölgedeki avcılar tarafından tercih edilen tüfek çeşitleri incelendiğinde, tek kırma tüfekler; Belen, Çakırlı, Çavdarlı, Meşelik, Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde en fazla kullanılan tüfek iken, Kisecik ve Topaklı köylerinde ikinci sırada ve Körmenlik köyü ile Sebil kasabasında üçüncü sırada tercih edilen tüfektir.

Çifte tipi tüfekler; Kisecik ve Topaklı köylerinde ilk sırada, Belen, Çakırlı, Çavdarlı ve Körmenlik köylerinde ikinci sırada, Meşelik ve Sarıkavak köylerinde üçüncü sırada ve Sebil kasabasında dördüncü sırada tercih edilmektedir.

Buna karşın otomatik tüfekler; Körmenlik köyünde birinci sırada kullanımı yaygın tüfek iken, Meşelik, Sarıkavak ve Sarıkoyak köylerinde ikinci sırada, Belen, Kisecik ve Topaklı köylerinde üçüncü sırada, Çakırlı köyünde dördüncü sırada ve Sebil kasabasında ise beşinci sırada kullanım yoğunluğuna sahiptir.

Bir diğer tüfek çeşidi olan süperpoze; Sebil kasabasının en yaygın tüfeği iken, Kisecik, Körmenlik, Sarıkavak ve Topaklı köylerinde dördüncü sırada ve Çakırlı köyünde beşinci sırada tercih edilmektedir.

Pompalı tüfek ise; Sebil kasabası için ikinci sırada, Çakırlı köyünde üçüncü sırada, Belen köyünde dördüncü sırada ve Körmenlik köyünde beşinci sırada kullanım yoğunluğuna sahip tüfektir.

Bölge köylerindeki tüm avcıların av suçları konusunda kısmen bilgi sahibi olduğu ortaya çıkmıştır.

Araştırma bölgesi köylerinden Belen, Kisecik ve Meşelik köylerinde av korumasında etkin kuruluşlar olarak Muhtarlık, Orman Teşkilatı ve Jandarma Teşkilatı görülür iken, Çakırlı, Çavdarlı ve Körmenlik köylerinde Muhtarlık ve Jandarma Teşkilatı, Sebil kasabasında Orman Teşkilatı ve Jandarma Teşkilatı, buna karşın Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köylerinde ise sadece Muhtarlık düşünülmektedir.

Köylerde avcılık ile ilgili herhangi bir sorunla karşılaşıldığında Belen, Kisecik ve Meşelik köylerinde Muhtarlık, Orman Teşkilatı ve Jandarma Teşkilatı ile temasa geçilir iken, Çakırlı, Çavdarlı ve Körmenlik köylerinde Muhtarlık ve Jandarma Teşkilatına, Sebil kasabasında Orman Teşkilatı ve Jandarma Teşkilatına, buna karşın Sarıkavak, Sarıkoyak ve Topaklı köylerinde ise sadece Muhtarlığa başvurulduğu ifade edilmektedir.

Gördünüz mü içinde bulunduğumuz hali!

-!..

Beğendiniz mi?

-!..

Al birini vur ötekine!

-!..

Siz bir su için, kendinize gelin, şapkanızı önünüze koyup düşüne durun...

Benim 2107 yılında yaşayacak avcı kardeşlerime söyleyeceklerim var.

Eminim ki onlar beni anlayacaklardır.

2107 de yaşayacak avcı kardeşlerim!

Sizlere, "memleketten avcı manzaraları" sunma gayreti içinde bulundum.

Yaşanan acı gerçek, bu ve benzeri olaylar...

Avcıların bir kısmı, küçük beklentileri uğruna pek çok şeyi görmemezlikten geliyor...

-!..

Eğitim eksikliğimizi görmüyoruz da, başarılı işler yapılmış gibi birbirimizi ödüllendiriyoruz.

-!..

Ya diğerleri!

Avcı olmayanlar! Onlar nelerle meşgul?

Onlar da çok farklı değil...

-!..

Anlatayım...

Gözlük kullanma mecburiyeti olan şoförü, gözlüksüz araç sürerken yakalayan polis, ona ceza yazarken...

Başka işimiz kalmamış gibi "görme özürlü"ye araba kullandırmak için milletçe seferber olduk...

Ferrari mi olsun yoksa Maseratti mi!

Konu buralara kadar geldi.

Öyleyse...

Duyma özürlüyü, santral memuru yapalım...

Konuşma özürlüsü, televizyonda ana haber bültenini sunsun...

Siz örnekleri çoğaltabilirsiniz...

Özürlü olmak ne suçtur ne de kabahat... Allah'dan bu vatandaşlarıma sabır ve metanet diliyorum.

Tehlikeli olan "düşünme özürlü"ler.

Neresinden bakarsan bak, olumsuzluğun bini para...

Bunları seslendirdiğim için "kötü kişi" oluyorum!

-!..

Kararlıyım; "kötü kişi" kalmaya!

-!..

Aklıma -zaman zaman diyemeyeceğim- çoğu zaman Nâzım Hikmet geliyor...

Tabii ki şiirleri...

VATAN HAİNİ

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ,
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Bir Ankara gazesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntularla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında,
Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti,120 milyon lira.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperversiniz, siz yurtseversiniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim

Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tınaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

 

 

Son sözüm "kötü gidişe" alkış tutanlara...

 

Zannetme ki daima bişekçesine

Siz anırdıkça "huu" çeker millet

Alkış beklerken siz eşekçesine

Verir hakkınızı "yuu" çeker millet

                                                  Aziz Nesin / Azizname

 

Not:
Sn. Dr. Ersin YILMAZ'ın yapmış olduğu çalışmadan, onun izni olmadan bir bölümünü olduğu gibi aldım. Dilerim ki beni affeder. Bu çalışma için söylenebilecek bir tek söz var "Elinize aklına sağlık. Sağolun, varolun."

 

 

Mehmet Emin Bora

13 Şubat 2007 / Ankara

Bu yazı 14601 kez okundu...