Usulünce Yabandomuzu Avı


7 Şubat 2006 tarihinde bir elektronik posta alıyorum. İçinden bir dizi yabandomuzu için yapılmış bek avının 8 adet fotoğrafı çıkıyor. Gönderen de Sn. Nejat URAL. Uzun süredir ava gitmediğim için tabir-i caizse içim bir tuhaf oldu.

Avı özlemişim desem!..

Aklıma avcıların dünyasında geride bıraktığım 40 yıla yakın bir zaman dilimi geliyor...

Neler neler yaşadım!..

Konuya yeterince hakim olmayanlar için, anlatacağım öykülerin pek çoğu mübalağa sınırlarını da aşar.

 

Ama hepsi de gerçektir. Hoş, çoğuna şimdi benim de inanasım yok ya...

Özlemişim avı...

Teşekürler Sn. Ural...

Avcıların, kamuoyu gözünde üzülerek seslendirmem gerekirse malesef iyi bir puanı yok.

Bunun sebebinin tamamen avcılar olduğunu söylemek, hakkaniyet ölçülerinin dışına çıkar.

Yanlış yapan avcı yok mu?

-!..

"Hoplayıver Çekirge" başlıklı yazım daha çok taze!..

Hatırladınız değil mi?

İşte onların yüzünden hepimizi kötü zannediyorlar.

Avcıların hepsini aynı kefeye koymak büyük haksızlık.

İsteseniz de istemeseniz de, avcılık hayatın yadsınmaz bir gerçeği.

Yaşamı, içinde barındıran bir ölüm!..

Canlılar dünyasının vazgeçilmez koşulu...

Varsayın ki insanlar hiç avlanmıyor...

Tüm kalbimle söylüyorum, kısa bir süre sonra "Yeter artık, bunları avlayın"şeklinde feryad duyarsınız.

İnanmayanlar Amerika'daki yabanhayatını izlesin.

Düzenli avlanırsanız, yabanhayvanları çoğalır.

A.B.D'de geyiklerin avlanma bedellerinin, bizde bir koyun fiyatından daha ucuz olmasını nasıl açıklayacaksınız ki!..

Amerikalı avcılar yılda 5 milyon geyik vuruyorlarmış.

30 milyon da geyikleri varmış!..

Bu sayı da her yıl artıyormuş.

Sn.Mehmet Ekizoğlu'nun yazılarını dikkatle okuyun. Yeni dünyadan çok önemli bilgiler aktarıyor bizlere.

Ülkemizde, son 30 yılda yasal yollardan avlanan kaç adet geyik var?

-!..

Biliyor musunuz?

-!..

Bir tahminde bulunabilir misiniz?

-!..

Peki, ben Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden öğrendiğim resmi rakamları söyleyeyim.

2004-2005 yılları arasında vurulan kızılgeyik sayısı 8                            (12 geyik için izin çıkmış)
2005-2006 yılları arasında vurulan kızılgeyik sayısı 15                          (24 geyik için izin çıkmış)
2006-2007 yılları arasında vurulan kızılgeyik sayısı -Şimdilik yok       (47 geyik için izin çıkmış)

Nasıl beğendiniz mi?

Onlar, iki yılda 10 milyon geyik avlıyorlar

Biz de iki yılda 23 adet avlayabiliyoruz...

Onlar, neredeyse 1.000.000.000 kg. et elde ediyor.

Biz ise 2300 kg. et elde ediyoruz.

Bizim topraklarımızın geyik barındırma kapasitesi 100.000 adet...

Yılda 10.000 adet avlayabilmemiz lazım...

15 adet avlabiliyoruz...

Neden?

-!..

Fotoğraf: Ömer Kıraç 

Bunun tek sebebi var...

İdarenin avcılığa bakış açısı...

Bu değişmedikçe hiç bir şey değişmez...

Avcılığı futbolla karşılaştıralım mı?

Spor kanallarındaki ünlü yorumcuları bilirsiniz. Futbol maçı sırasındaki bir enstanteneyi 100 kere ekrana getirip aralıksız bir saat ile bir gün arası konuşabilirler!..

En ünlüsü, hem mahalleden hem de üniversiteden 45 yıllık arkadaşım.

Onu seyrederken hep şunu düşünmüşümdür. Avda yaşananları bire bir seyircinin önüne getirebilsek var ya... Futbolun pabucu çoktan dama atılmıştı bile...

Şimdi, o beni dinliyor olacaktı...

Çünkü, futbolu anlatırken yaptıkları zorlamalara, avcılık içinde hiç yer olmaz ki!..

Avcılığın içinde ne ararsan var!..

Yüzlerce milyar alan sporcular 90 dakikanın sonunda "yorulduk" diyorlar.

Avcılık 600 dakika!... Onlarca km. Daha neler neler...

Avcılık, futboldan 100 defa daha heyecanlı...

Futbol, toplasan toplasan 5000 kişinin mutluğu üzerine kurulu...

Milyonlarca insan da, tribünlerde veya ekran başında sanal bir mutluluk yaşıyor...

Takımı kazanıyor...

Evde çorba yok...

Ama futbolun içinde silah, şike, kavga, siyaset uluslararası rezalet, mafya ve daha ne ararsan var...

Koro halinde küfür de cabası...

Siz hiç gazetelerin "Futbol artık bitsin" şeklinde bir çağrısını duydunuz mu?

-!..

Napolyon'nun ünlü sözünü hatırlıyor musunuz?

-!..

Görüyor musunuz yanlışlığı?

İşte aşağıdaki fotoğraflara bakarken bunlar aklıma geldi.

Olmaz ama "fotoğraflara bakarak yorumlayalım bu avcıları" demek geldi içimden...

Bu görüntülerin bir an için hareketli olduğunu düşünün...

Ben de anlatıyorum...

Bakalım, beğenecek misiniz?

- Nasıl?... Zor şartlarda da oyun disiplininden kopmuyorlar... Görüyor musun hocam!.. Bir aylık devre arası yaramış!.. Maşallah kol düzeninde gidiyorlar. Silahlar da güvenlik kaidesine uygun taşınıyor. Bu takım bu işi götürür hocam...

- Haklısın Hocam..

- Ortaya otursa!..
- Aman Hocam ağzını tut gözünü seveyim.
-
Faul!.. Hatta sarı kart da olur... Ama bu kuralllara uygun.
-!..
-
Tekerleğe yük bindiriyor hocam... Yoksa batarsın... Bunda bir şey yok... Geçelim Umurcuğum

-Burada duralım Umurcuğum (!)... Kırmızı okları gördünüz mü? Kanatlardan çalışıyorlar hocam.
İşi bitirmişler. Helal olsun. Hormonsuz bunlar.
-Aman Hocam gözünü seveyim iş çıkarma şimdi...

- Geç bu pozisyonu... Umurcuğum... Al ileri al ileri...

                              - Kal burada... Gördün mü defansı!.. Buradan kuş uçmaz hocam...
                              - Haklısın Hocam.

- Yanlış krampon seçimi hocam, "Hedik" giydireceksin ki... Gör o zaman... Baksana ayaklar gömülmüş.
- !..

- Gördün mü fair play'i? İşte böyle olacak hocam... Dostluk böyle olur hocam...

                         -Doğru söylüyorsun hocam...

 

Neyse, şaka bir tarafa şimdi gerçekleri seslendirelim.

Yakacık Avcılık Kulübü'nü yürekten kutluyorum.

Tabii ki Gebze'li ve Bilecik'li avcı kardeşlerimi de...

Uzun zamandır böyle düzenli bir av sergileyen grup görmedim.

8 kare fotoğrafta bir tane dahi yanlış yok!..

Çevre kirletilmemiş, kan (!) sergilenmemiş.

Ama av yapılmış.

İşte burası çok önemli.

Kulüp üyeleri, toplumun değer yargılarına ters düşecek bir davranıştan uzak bir görüntü sergilemişler.

Bu tür davranışlar, kamuoyunun avcılara olan saygınlığını artırır.

Bu çok zor bir savaştır. Süreklilik ister. Kazanmanın tek yolu da budur.

Yabandomuzu avı, üreme mevsimi geldiği için artık kapanmalıdır.

Kapanmalı ki gelecek sene daha iyi avlar yapılabilsin.

 

Unutulmamalıdır ki, her canlının yaşama hakkı kutsaldır.

Tabiatın var olan döngüsüne, yersiz ve zamansız yapılan müdahaleler, o gün için "kâr" gibi görünse de süreç içinde bizlere mutlaka "zarar" olarak dönecektir.

Yabanhayvanlarının pek çoğu üreme mevsimine girdi bile.

Kimi eş arıyor.

Kimi de şimdiden karınlarında yavru taşıyor.

Silahlar, sonbahara kadar mutlaka susmalıdır.

Yabanhayvanları medeniyetin geldiği bu noktada canlarını bizlere emanet etmiştir.

Şartlar artık eşit de (!) değildir.

 

Onları "hasım" gibi, bir "taraf" gibi görmek içine düşülecek en büyük yanlışlık olur.

Dilleri olsaydı... "Fikirleri de olurdu" diye düşünüyorum.

 

 

Doğru düşündüğüne inanan

Yanlış fikirlerle savaşmak zorunluluğundadır.

                                                                           Mehmet Kaplan

Bu yazı 5350 kez okundu...