ZAMAN OLUR Kİ HAYALİ CİHAN DEĞER


Arif Kiraz

Geçen sene vefat haberini duyduğumda çok üzülmüştüm. Onu hep özleyeceğim. Çok sıra dışı bir insandı. Çalışkan, gözü gönlü tok, espri dolu, hoşgörülü, merhametli ve cana yakın. Özde iyi bir aile babası, can yoldaşı, fedakar, gani gönüllü iyi bir avcıdan bahsediyorum. Bir anımı paylaşmak isterim. Yaklaşık 40  yıl kadar önce Yerköy’e 15 km uzaklıktaki  Karanlık Dere’de keklik avına gideceğiz. Arkadaşlarımın  pek çoğu civar köylerden. Ben  ava genellikle Cuma günü  öğleden sonra giderdim. Gece dağda yatmanın doğru olduğuna inananlardanım. Hem gece kampının tadını çıkartırsınız, hem de sabah erkenden sahaya çıkarak  sürüyü  dağıtan ilk siz olursunuz. Serinlikte av yaparsınız. Daha çok şey söyleyebilirim. Ama  konumuz avcılık  değil. Akşama doğru Karanlıkdere’nin doruğunda uygun bir yerde kamp kurduk. Gece oldu yatma vakti geldi, harman yerinden topladığımız saplardan  yatak yaptık. Uyku moduna geçmeden önce  canımız çay istedi. Ancak o zaman gerçeği fark edebildik. Var olan suyu hoyratça harcamışız. 5 kişiydik. Dağın doruğunda kamp kurduğumuz için su kaynağından da bir hayli uzaktayız. Hiçbirimizin gözü gecenin o saatinde dereden aşağı inmeyi yemedi. Gündüz gözüne tepeye çıkana kadar canımız burnumuzdan gelmişti. Dolayısıyla gönüllü olamadık. Arif’in su kaplarını alarak zifiri karanlıkta kaybolması bir oldu . Takriben bir saat sonra Arif  kamp yerine geldiğinde elinde ağzına kadar buz gibi suyla dolu 2 büyük termos su vardı. Arif'in yüzü her zamanki gibi gülüyordu. Bizlere dönerek "sabah çay suyunu da düşündüm.” derken gözleri parlıyordu. Bir gün yolunuz karanlık dereye düşerse ne demek istediğimi ancak  o zaman anlarsınız. Onunla ilgili o kadar çok anım var ki… Hala aklıma geldikçe içim yanar gözyaşlarımı tutamam. Özde çok sevdiğim bir kardeşimdi. Oğlunun ODTÜ  mezunu olduğunu duydum ve iftihar ettim.

Ruhu şad olsun. Nurlar içinde yatsın…

 

Hasan Ülger

 

Bu sene Ekim ayının sonlarına doğru Ankara’ya geldik. Yaklaşık 2 aydır zaman zaman Hasan Ülger kardeşimi telefonla arıyorum… Telefonu cevap vermiyor. O duyguyu bilirsiniz… Üstüne gitmekten de korkarsınız… Ben bu karabasanla yaşamaya çalışırken kara haber beni buldu. Hasan Ülger’i koronadan kaybetmişiz. Geride tam tamına 41 yıl kaldı. Kemaliye'li olan bu kardeşim, hemen hemen her hafta  görüştüğüm, birlikte olmaktan haz duyduğum bu can dostumu çok özleyeceğim. Onun boşluğu hiçbir şekilde dolmaz. Çok ama gerçekten çok çok iyi bir aile reisi, arkadaş canlısı ,muhteşem bir insandı. Onu tanıdığım için kendimi bahtiyar addediyorum. Mahallemizin kasabıydı. Geride kalan 41 yılın şahidi benim. Hiçbir kötü alışkanlığı olmayan herkesin çok sevdiği bu can dostumun tek kaygısı çocuklarıydı. O, bu savaşı kazandı. Büyük kızı çocuk doktoru, küçük kızı bilgisayar mühendisi oldu . Oğlu da  uzunca bir zamandan beri ticaretle iştigal  ediyor. Hasan kardeşim bu mutluluk tablosunu dünya gözü ile gördü.  Ama hayat bana, Hasan kardeşimi son bir kere görme şansını tanımadı… Bu avcı  kardeşimi ölene kadar  kalbimde yaşatacağım.  Ruhu Şad olsun.

 

İbrahim Yener

İbrahim Ustayı 1980 yılında tanıdım. Çok iyi bir marangozdu. Mütevazı, iş bitiren ve cana yakın halleri onu benzeri meslektaşlarından hızla ayırıyordu. İbrahim Ustanın özellikleri sayılacak gibi değil… İşinin ehli, kendisi ile yarışan bir usta… Para konusunda İbrahim Ustanın yaklaşımı için “Baba oğluna yapmaz" diyebilirim. Çok iyi bir balıkçı, avcı ve ömrünü ötücü kuşlara adamış bir insandı. Atölyesinde  her an onlarca kuşu  bir arada görebilirdiniz. Bu kuşları tedavi eden İbrahim Usta, çok ama gerçekten çok merhametli bir insandı. Bir örnek vermek isterim. İbrahim Ustanın balıkçılık konusunda yaygın bir ünü vardı. Dereye yarı beline kadar girer, eli ile balık yakalardı. Alabalık konusunda da Ankara’nın ünlüleri arasındaydı. Bu vasıfları ona zengin bir dost çevresi yaratmıştı. Bir hafta sonu alabalık avı için Sivas yakınlarında bir akarsuya gitmek için dostları ile birlikte hazırlık yaparlar ve bu av için yola düşer. Kat edilecek mesafe gidiş geliş 1.000 km den fazladır. Yol arkadaşları Ziraat Fakültesi'nde görevli öğretim üyeleridir.

Yol biter bir dere kenarına gelirler. Beklenenin dışında bir olağanüstü durumla karşılaşırlar. Balık yoktur… Herkesin gözü İbrahim’in üzerindedir… 

Bundan ötesini İbrahim Usta bana şöyle anlatmıştı: "Abi anormal bir durum var ama ne olduğunu önce ben de anlamadım. Sarp bir kayalık var oraya çıkabilirsem ve akarsuyu takip edersem balığı bulabileceğimi düşündüm ve öyle de yaptım. Aynı düşündüğüm gibi oldu. Balıkları yukarıdan bakınca kolayca görebileceğim bir noktaya gelince yere yatarak sürüne sürüne kenara yaklaştım ve yukarıdan  balıkları seyretmeye başladım. Çok sayıda balığı  bir arada görünce heyecanlanmadım dersem yalan olur. Bu sahneyi daha evvel hiç görmemiştim. Bir süre sonra problemi çözdüm. Mevsim şartları olması gereken zamanda gerçekleşmeyince çiftleşme ayı ileriye kaymış… Takriben 30 dakika kadar bu muhteşem töreni büyük bir hazla seyrettim.  Erkek alaların vücutlarını neredeyse bir daire  yapacak kadar bükerek  kuyruklarını titretmeleri gerçekten  büyük bir görsel şölendi. Mutluluktan uçtum diyebilirim. Daha sonra yine sessizce geri geri sürünerek patikaya çıktım ve geriye döndüm. Arabaya yaklaştığımda arkadaşlarım bana heyecanla sormaya başladılar."

-”Ne oldu İbo?  Balık var mı? 

  “Evet çok balık var. Ama biz Ankara’ya dönüyoruz.” dedim ve durumu onlara anlattım. Hiç itiraz eden olmadı döndük…

İbrahim Yener ve arkadaşları  ÖRNEK BİR DAVRANIŞ SERGİLEYEREK doğru olanı yapma becerisini geçekleştirmişler.

İbrahim Usta’ya Allah'tan rahmet dilerken yüce gönüllü avcı arkadaşlarına da bu davranışlarından dolayı binlerce kere teşekkür ederim.   

YABAN HAYATI İLE GÖNÜL BAĞI KURAN SAYGIDEĞER OKUYUCU KARDEŞLERİM. ÇOK SIRA DIŞI ÜÇ AVCIYI 1 YIL İÇİNDE KAYBETTİK.

AİLELERİNE SABIR VE VE BAŞSAĞLIĞI DİLERKEN ONLARA DA, ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM .

GÜLE GÜLE CANIM KARDEŞLERİM. SİZLERİ HİÇ UNUTMAYACAĞIM VE UNUTTURMAYACAĞIM. 

GERÇEK DOST, HERKES ÇIKIP GİTTİĞİNDE GELENDİR. SİZLERİ ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR HEP BÖYLE  ANACAĞIM. 

Mehmet Emin Bora 

13.01.2022 / Ankara  

Bu yazı 368 kez okundu...