Uzat Elini /Yeni Yazı 1


 

 

2021 yılı  benim için "göreceli" bir tanım olsa da "hoş geçmedi" diye düşünüyorum.   özellikle  kötü bir yaz dönemi yaşadım. Çünkü  hayallerimin hiçbiri gerçekleşmedi. Benim hayalim özellikle avcıların eğitim kalitesi  üzerine.Buna  "Güncel  bilgilerin ışığında  eğitim seviyesini olabildiğince  üst dzeye çekmek için daha farklı ne yapabiliriz sorusuna yanıt bulmak  da diyebilirsiniz. Bu bağlamda ülkemin geleceği için üstüme ne düşüyorsa 'onu gerçekleştirmek arzusu da denilebilir... Özde    "Gider ayak" 77 yılın bana kazandırdığı  bilgileri  paylaşma arzusu...İnanın bana yüreğim yanıyor. Bu sistemle başarıya ulaşmak ham hayalden öte değil. Bir yerden yeniden başlamak lazım. MilliParklar Gn. Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan tüm mühendislere yeni dünyanın gerçeklerinin alatıldığı bir dizi ğitim vermek bu işin olmaz sa olmazı. Bu bağlamda geride kalan 60 yılın bana öğrettiği bir gerçek var. Başarıya ulaşmak isteniyorsa İlgili bakanlığın en üst mercinin bunu istemesi lazım. Daha da ötesi  bu işe siyasi mülahazalarla  mdahil de olmaması gerekecek... İşin en zor tarafı da bu.     

 2021 yılının Nisan ayının 2. yarısında pandemi nedeni ile Ankara'dan  özel izin alarak Çamlıdere'ye gelebildim. Ksintisiz olarak 6 ay Çamlıdere'de kaldım.Sabah 09  dan akşam ın 7 sine kadar kütüphaneye kabul edilebilir ölçekte bir düzen vermeye çalışarak  örneğin kitapları bir kısmını  konu bağlamında, kimilerini yazar, kimilerini anı kitapları başlığı  kimilerini de sözlükler başlığı altında topladım. Benzeri mantıkla çok sayıda grup oluşturdumım.   İmkanım sınırlı olduğuiçin kitapları bilgisayarda kurulacak olan bir "kitap tasnif  programı"na aktaramadım. Yeni bir bilgisayar, kitap takip sistemi ve bu programı bilgisayara kaydecek  genç bir personele ihtiyaç var . Saydıklarım bir araya gelse bile uzman bir kütüphaneciye  olan greksinme bel ki de başat problem! Benzer kütüphaelerini her  fırsatta geziyorum.  Gerçek bu.   Ek bir ciddi mali külfetten bahsediyorum. Bir yıla yakın bir zamana da ayrıca  ihtiyaç var. İşin özü bu.  Bu arada hayat devam ediyor Çok sevdiğim arkadaşlarım ve dostlarımızla  seyrek  de  olsa beraber oluyoruz. Örneğin eşimin   bir dönem başkanlığınıyaptığı "Uzat Elini" sosyal yardımlaşma derneği Kızılcaham da sosyal br etkinlik yapmak için oraya gelince  dönüş de . de bize uğradılar.

 

 

 

Fotoğraf konulacak

Yaklaşık olarak 50 civarında bir misafirimiz oldu. Eşimle ben 2 senedir alıştık.50 kişiye kolaylıkla hizmet sunabilyoruz. Yine öyle oldu. Bu arada gelen  tüm misafirlerimiz bize çok yardımcı oldular. bunu da söylemek isterim.

Burada yaşadıkça bazı gerçekleri çok daha net görmeye başladık.  Örneğin biz resim veya fotoğraf sergilemiyoruz. Kitap  hepimizin bildiği gibi okunur... İşte sıkıntı da burada başlıyor. Ben dışarıya kitap veremiyorum.  Ben zannettim ki Çamlıderede kitaba hasret bir kesim var ben de bu yaraya bir nebze de olsa merhem olurum..

. Bir tek Allahın kulu yokmuş. Bunu net öğrendim. Bir kere bir talebeye verdim 2 sene içinde zorla geri aldım.  Bir daha mı! Asla tövbeler töbesi...  Şimdi ne olacak.? Büyük bir ihtimal Kitaplar Ankara'ya evime dönecek. Çünkü yaşdıklarım bana bunu öğretti. Anlatayım.

Gelen misafirlerimizin içinde 15 -20 kadar çeşitli yaşladan talebe vardı. Çalışma odamda bir araya geldik. Onlar kitaplara baktılar  ben de onlara...

Bir süre sonra beklediğim soru kendiliğinden geldi? Bu kitaplar ne işe yarıyor... Hepsini okudunuz mu? . Bu bana verimiş 4/4 ük gol pası oldu. Onlara dilimin döndüğü kadar hızlı bir söylemde bulundum ve akabinde bir soru da ben onlara sordum. Okumadan doğruyu yanlıştan nasıl ayırd edebilirsiniz?

  bazıları  "bilgisayara sorarız" dedi. Birkaçı gülerek "googel amca"dedi. Hep beraber gülüştük. Bu arada ben hain planımı çoktan yapmıştım. Odanın dip tarafındaki küreyi elimle işaret ederek sorumu sordum. "Bu kürenin Ortasından geçen kuşağn adı ne? Uzunluğu ne  kadardır?" Aniden odada ne kadar genç varsa herkesin eli ya çantasına ya da arka cebine gitti. Projem tutmuştu:)  Sert bir ses tonu ile "lütfen ellerinizi ceplerinizde çekin" dedim. Bu suretle cep telefonları ile bağlantı kesilmiş oldu. 2. Sorum Kuzey kutupla Güney kutup arasındaki eksen kaç km .diye sordum.

Amcalarına (!) erişim yasağı geirdiğim için  bu sorular  da yanıtsız kaldı. Sözlerime  Ben sorularımı size sordum, siz ise aynı soruyu bir başkasına sorarak bana cevap vermeye çalıştınz  dedikten sonra  kitap okumanın onlara ne kazandıacağına dönük 20 dakia süren bir konuşma yaptım.

Şunu çok net gördüm.Bu veya benzeri gençler benimle beraber 3 ay birlikte yaşasak onların asla erişemeyeceği, hayata dair ait çok sayıda temel sorunu fazlası ile çözeriz. Hem de güle oynaya.       

Özde gençler benim üslübumu kendilerine yakın buldu. Ben e onları gerçekten çok  sevdim... Onları ve diğer arkadaşlarımızısevgi ile uğurladık.

 

2 adet fotoğraf konulacak 

 

 

 

 

 

 

Kütüphanenin yeni sezon başında açık olmasını arzu etmiştim. Aksi halde birileri gelecek...

Kapı duvar!. Ölsem daha iyi. Ben sözümü tutamazsam bu ruh halini yaşıyorum.!.. 

2019 yılının Nisan ayının 1. gününden Kasım ayının ilk haftasının son gününe kadar sabırla bekledim...

Kütüphaneye tek bir Allah'ın kulu uğramadı... Bizim insanımızın çok büyük bir çoğunluğunun evinde (bir köşede "kefen parası"  vardır. bu gelenek "ele güne karşı bir nevi  savunmadır... Geride kalanların mahçup  olmasını istemezler...Bu tavrın çok ince bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

   

A

!)

 

Ama bu aptal adamın söyeleyeceği bir kaç şey var.

-(!)

Okumazsanız!... Asla anlayamazsınız. Üstüne üstlük büyük bir ihtimalle gülersiniz. Neye mi? Ağlanacak halinize...

Çünkü bilmediğiniz bir şey var... Size son gülen hayat olacak... Ama acı acı...

Geçmiş olsun tren çoktan kaçtı...

İnanmayacağınız bir şey daha söyleyeceğim.

Bir gün! gelecek bu olayı mutlaka anımsayacaksınız... Ağlamasanız da... Yüreğinize inceden bir sızı düşecek...

Nereden mi biliyorum? Sizin geçtiğiniz bu yoldan ben 60 sene önce geçtim.

Yanlış yaptım. O yanlışları düzeltebilmek için onlarca sene çaba sarf ettim. 

Siz bu yüklü faturayı "ödemeyin" diye çırpınıyorum.

İnşallah ben yanılırım. Yeter ki siz  hayata yenik düşmeyin.

   

 Bir ilçe düşünün köyleri dahil olmak üzere yaklaşık 15.148 kişi yaşıyor. (2018)

İlçede bir kütüphane vardı, 4-5 sene önce kapandı. Üzülene rastlamadım. 

İlçede işyeri sahibi olan tüm esnafı iyi kötü tanırım. Hepsi ile selamlaşır, zaman zaman da olsa sohbet ederim.

Bu sohbetler sırasında hiçbiri bana kütüphane ilgili tek bir soru yöneltmedi. Dolayısıyla kitap üzerine de... (Sn. Ömer Erkaya hariç) 

İlçede 365 günde bir tek kitap bile okunduğu zannetmiyorum. (Belki de okuyorlar da ben bilmiyorum!)

Ama yaşadığım olaylar benim kanaatimi destekler nitelikte.

 somut bir örnek vermek istiyorumrAdı lazım değil biri ile sohbet ediyordum. . Yeri geldi ona bir soru yönelttim:

- Osmanlı döneminde kaç padişah yaşadı?

- 800 civarı... ( Doğru cevap : 36

(!..)

Peki bunlardan kaç tanesi Hacca gitti?

-Tabii ki hepsi ( Doğru cevap :. Hiçbiri

-Teşekkür ederim.

Verdiği cevapların yanlış olduğunu belgeler üzerinden kendisine ispat ettikten sonra okumayan insanın cahil kalabileceğini örnekleri ile anlattım.

O, bu sözlerim üzerine karşı atağa geçti.

-Tabii cahil kalırlar... Bir gecede tüm ülkede latin harfe geçilirse insanlar nasıl okusunlar ki? demez mi!

O tarihte bu ilkenin nüfusu kaç? 

O dönemde kaç kişi eski Türkçeyi okuyup yazabiliyor ki!..

Son okuduğun kitabı söyler misin? sorusu yanıtsız kalınca ...

Bu derin(!) sohbeti sürdürmemin bir anlamı kalmadı.

 Konuşmayı usulünce sonlandırdım. 

-!..

Bu arada bu insanların büyük bir çoğunluğu da halinden şikayetçi.                                                                                                                    

Ama gelin görün aynı insanlar, dünyanın tüm nimetlerinden de azami ölçüde faydalanmak istiyor.

-!..

Bu nasıl olacak?  

Bilen varsa lütfen bana yazsın, adı ile yayımlamazsam namerdim. (Tabii ki yasal yollardan)

Ellerinin birini bırakıp diğerini öpeceğim. Hem de defalarca...

Bekliyorum.

-!..
                                                                                                                           

2020 yılının Nisan ayı çok soğuk geçti, don vurdu. Tüm meyve ağaçları çiçeklerini döktü.

Sn. Prof. Dr. Ali Demirsoy 2035 yılında nelerle karşılaşacağımızı yaklaşık olarak 3 sene önce yazdı.

Okuyan var mı?

-!..

Mayıs ve Haziran aylarında en az 6-7 kere fotoğraf için sahaya çıktım.

Kelebekten eser yok. Üstelik bu çalışmayı yalnız başıma yaptığım için, bu da işin başka bir çirkin yanı.

Bu yaz müthiş bir ilişki yaşadık. Bu vesile ile yeni bir aile ile tanışık.

Sn. Prof. Dr. Hasan Pekmezci ve saygıdeğer eşi Sn. Şükran Pekmezci...

İki ünlü ressam. Her ikisi de Köy Enstitüsü mezunu, Ülkenin medarı iftiharları.

Karanlık ortamların aydınlık yüzleri.

 Umudun ışığı...

Ne desem az... Ortak dostlarımız her iki tarafa(!) da adres vermiş.

Tanışmamız için. Tesadüfe bakar mısınz! Evlerimizin arası taş çatlasın 100 metre. 

Takriben 5-6 ay hemen hemen her iki günün birinde mutlaka  beraber olduk.

İflah olmaz bir ruh hastalığınız var ise adres Çamlıdere...

Alternatifi yok. Bu dostlarımızla arka arkaya 2-3 gün beraber olursanız dünyanız değişir... Zıpkın gibi olursunuz.

Başta Sn. Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu olmak üzere tüm psikologlar, psikiyatrlar kepenk indirir:)

Sn. Doğan Cüceloğlu'nun adını andık, son kitabından bahsetmek isterim.

Kitabın adı  ''Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya VAR MISIN?"

Nasıl başlık? Buna "hayır" diyecek birileri var mıdır?

Vardır.

Bin türlü sebze var... Kavun, karpuz, acur, hıyar... Binlerce hayvan var... Aslan, kaplan, at, katır, eşek...

Yanlış anlamayın, Sn. Cüceloğlu benim gibi kaba örnekler vermez.. Kitabında anlatıyor.

Bilge kişi Kızılderili Don Juan şöyle  demiş...

Dört tür insan vardır.

İlki sıradan insan... Nasıl tanırsın sıradan insanı? Dış koşullar, olaylar ve nesnelere göre "ya küfreder ya da şükreder."

Her toplumda insanların büyük çoğunluğu böyledir. Doğar, büyür, küfür ve şükürle yaşayıp ölürler

Sonra avcılar gelir. (!)

Pardon...Benden buraya kadar. Merak ediyorsanız kitabı alın okuyun. İçinizden Hocaya çok çok teşekkür edeceksiniz.    

Hoca, toplumun bir anlamda ince  ayarını yapıyor. Allah başımızdan eksik etmesin.

Çok özlemişim... Kütüphanelerin olmazsa olmazı kitaplarını bir kere daha hatırlatmak isterim

Doğan Cüceloğlu Kitapları & Eserleri:

Gerçek Özgürlük - 2014
Mış Gibi Yetişkinler
Öğretmen Olmak
İnsan İnsana Sohbetler
Onlar Benim Kahramanım
Korku Kültürü – Niçin Mış Gibi Yaşıyoruz
Mış Gibi Yaşamlar
İletişim Donanımları
İçimizdeki Biz
Savaşçı
Kişiliğinizi Tanıyın – Gelişen Kitaplar Dizisi
Başarı için Stratejiler
İnsan İnsana
İnsan ve Davranışı
İçimizdeki Çocuk
İyi Düşün Doğru Karar Ver
Yetişkin Çocuklar
Keşkesiz Bir Yaşam İçin İletişim
Başarıya Götüren Aile
Bir Kadın Bir Ses
İnsanı Ararken Damdan Düşen Psikolog

Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya VAR MISIN?

 

 

Yazılarıma uzunca bir süre ara vermek mecburiyetinde kaldım.

Bavulumu topluyorum!..

Gidiyorum...

Gıcıklık derecesinde titizim..

Uzatmaları oynamaya başladığımın farkındayım. Şu anda günde asgari 10 saat olmak kaydı ile üzerlerinde  çalıştğım 3 kitap var. İki tanesi en geç bir ay içinde yayınlanmış olur...

Üçüncüsü ! O zor, hatta benim için çok çok zor.

1- Kendimle yüzleşeceğim.

2- Kitap bilgi ve belgeye dayanacak.

3- Tarafsız kalacğım.

4-

5-

Çok büyük bir arşiv taranmayı bekliyor.

Derken... Yakın dostum Ömer Kıraç kardeşime bilgisayar üzerine bir soru sormam gerekti.

Bu esnada bir sessizlik oldu. Ömer bey kısık sesle "Hocam duydunuz mu Doğan Cüceloğlu evinde ölü bulundu" dedi...

O saat bu saat durup durup ağlıyorum. Neden?... Neden? ... Neden?

Bir aya yakın bir zamandır bilgisayarımı güncellemeye çalışıyorum.

Bu yazımın ağırlık noktası Rahmetli Hocam olacaktı... Bu yazı burada kalacak...

Sözüm bitti...

Affedin.

Mehmet Emin BORA

Ankara

16.02.2021

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 252 kez okundu...