KINALI KEKLİK


Uzaklardan gelir sesi,

Ne de hoştur dinlemesi,

Bülbüle değişmem onu,

Öter mest eder herkesi.

 

Kekliğin kanadı eğri,

Ala beledir de böğrü,

Tepelerden süzülürken,

Doyum olmaz onun seyri.

 

Boz kanatlarını açar,

Pek az yükseklerden uçar,

Merhametli avcıdan çok,

Eli tüfekliden naçar.

 

Kekliğin kanadı kırık,

Kanı akar ılık ılık,

Onsuz uçar yavruları,

Ana derler cırık cırık.

 

Yeşil beyazdır kakası,

Kırmızı olur gagası,

Uzun boynunun üstünde,

Pek heybetlidir kafası.

 

Eşeler toprağı yatar,

Tırnakları kuma batar,

İzini de görse avcı,

Hemen kalbi küt küt atar.

 

Kırmalar ona bir gemi,

Buğday tanesidir yemi,

Vicdansızlık etme asla!

Tuzak kurma ona e mi?

 

 

 

Çift kırma neyine yetmez,

Limite uysan av bitmez,

Tüketirsen soyunu hep,

Torunların ava gitmez.

 

Görsen bir çizgili telek,

Taş atar yorulmaz bilek,

Harlayınca kanatları,

Dayanır mı buna yürek?

 

Görmezsen kınalı ayak,

Duymazsan hiç gak guburak,

Tüfek de ne işe yarar,

Götür onu sobada yak.

 

Basarsan her gün tetiğe,

Düzme kekliğe methiye,

Nasıl bilirdiniz onu?

Avcılığa da fatiha!

 

Ali söyler bu derdini,

Boşuna yorar kendini,

Sevdiği gibi kekliği,

Sever avcının merdini.

 

Ali Şahin 29.02.2008-Ankara

 

Bu yazı 1198 kez okundu...