Untitled Document
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Emin Bora
   
  Avcılığı Gelecek Nesillere Taşımalıyız
Bu yazı toplam 3802 kez okunmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

Soldan sağa: Mehmet Ekizoğlu - Prof Douglas J. Brewer

 

 

Sn.Mehmet Ekizoğlu, Illinois'un önde gelen bilim kuruluşlarından birisi olan Spurlock Müzesinin Müdürü ve Illinois Universitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Sn. Prof Douglas J. Brewer ile avcılığın geçmişi ve bugünü üzerine sizler için bir söyleşi yaptı.

 

 

 

 

 

 

 

- MEHMET EKİZOĞLU : Sayın Profesör, Spurlock Müzesi Müdürü ve fauna arkeolojisi uzmanısınız. Bunun yanında tutkulu bir avcı ve iyi bir atıcı olduğunuzu da biliyoruz. Sizce mesleğiniz ile hobinizin uyum içerisinde olduğu yerler var mı?  

 

 

- Prof. Brewer : Doğrusunu söylemek gerekirse, yok. En azından avcılık ve atıcılık açısından. Benimle benzer özgeçmişe ve benzer mesleki konulara sahip olan insanlar genelde karşı tarafta yer alıyor. Bu kişiler avcı değil ve çoğu da avcılığa ve silahlara karşı. Benim düzenli olarak atıcılık yaptığımı duyduklarında da çok şaşırıyorlar.   Ancak, şunu söylemem lazım ki, balıkçılık deneyimlerim, aynı zamanda amatör balıkçıyım, kariyerimde faydalı olmuştur. Doktora araştırmalarımı yaparken Mısır Çölünde binlerce balık iskeleti bulmuştum. Bu iskeletlerin ne balığı olduğunu kimse bilemedi ve ben de oltamı alarak Nil Nehri'nde balık tutmaya başladım. Hemen hemen tüm türlerden örnek tuttum. Buradan kemik belirlemeleri ve balıkların türlerinin tespiti yapılabildi ve ben de araştırmamı tamamlamış oldum.   O günlerde bir kuş bilimcisi ile arkadaş olduk ve onun tezine yardımcı olmak üzere çöle kuş avlamaya gittik. Avladığımız kuşlar halen bu arkadaşımın Üniversitesinin müzesinde bulunuyor. Oldukça eğlenceli bir çalışmaydı benim için…  

 

 

- ME - Peki Profesör, siz silahlar ve avcılık dünyasına nasıl girdiniz?

 

 

- DB - Ben bu dünyada doğdum diyebilirim. Babam çok iyi bir avcıydı ve halen de öyledir. Ben 3 yaşına geldiğim zaman beni Idaho Dağlarına balığa götürmeye başlamıştı. Ben 9 – 10 yaşlarına gelip küçük bir tüfeği omuzlamayı öğrenecek yaşa geldiğimde beraber kuş avına başladık. Çocukluğumun en güzel hatıraları babamla avlandığım ve balık tuttuğum günlerdir. Aslına bakarsanız, hala yılda bir kere beraber ava gideriz. Simdi 80 yaşında fakat hala avcılığı ve doğada olmayı çok seviyor. Ben Washington eyaletindenim, bu nedenle Cascade Dağları'na çıkıp avlanıyor ve kamp yapıyoruz ve benden geri kalmıyor.  

 

 

 

 

 

 

 

-ME –İnsan topluluklarının zaman içerisindeki evrimine baktığınızda, “tarih öncesi avcı” ile “modern avcı” arasındaki benzerlikler ve farklılıklar hakkında ne düşünüyorsunuz? Modern avcı günümüzde neden daha tartışmalı bir konumdadır?  

 

 

- DB – Tarih öncesi avcı zekasını eve yiyecek getirmek için kullanmıştır. Modern avcı bunu av için, spor için yapmaktadır. Hala yaşamak için avlanan az sayıda topluluklar bulunmakla birlikte, bu topluluklar da hayat tarzlarını değiştirmeleri için büyük baskı altındadır. Örneğin Kuzey Amerika Eskimoları, bazı yerli grupları gibi... Peki neden spor için avcılık yapıyoruz? Bu güzel bir soru. Bir çokları bunun evrimimizin bir parçası olduğunu düşünmektedir. Tür olarak bizler yırtıcıyız ve avlanmayı seven kişiler de evrimimizin bu yönünü açığa vurmaktadır. Gecen yıllarda bu konuda bir tartışma vardı: Doğa yetişmeye karşı gibi; söyle ki bazı davranışlarımız doğuştan gelmektedir, bazı davranış biçimlerimizi ise büyüdükçe öğrenerek kazanırız. Sanırım aynı görüşü avcılık ve atıcılık için de söyleyebilmemiz mümkün... Birçoğumuz aile kültürüne sahip. Benim ailemdeki erkekler, aynen benim gibi avlanmayı ve balık tutmayı çok seviyorlar. Ancak bütün kuzenlerim benim kadar hoşlanmıyor, buna karşın öyle arkadaşlarım var ki, babaları hiç avlanmamış ama kendileri avcılığı öğrenmiş ve şimdi avlanmaktan büyük keyif alıyorlar. Çocukların yetiştirilmesindeki doğuştan gelen özellikler ve eğitim tartışması gibi, avcılık da biraz insan doğasında var, biraz da öğreniliyor.  

 

 

 

 

- ME – Antik uygarlıklarda avcılık, günümüze nazaran günlük hayatın daha mı önemli bir parçasıydı?  

 

 

- DB - Bu soruya evet, kesinlikle daha önemliydi diye cevap vermeliyim. İlk başlarda gıda ihtiyacını gidermenin bir yolu olarak önemi vardı, daha sonraları ise erkek gücünün sembolü olarak nem kazandı. Mısır'da Firavunlar cesaret ve liderlik becerilerini göstermek için aslan ve yaban öküzü avlarlardı. Bugün bu tür bir avcılığı göremiyoruz. Her ne kadar, günümüzde trofesi olan hayvanları veya ayı gibi tehlikeli hayvanları ok ve yay ile avlayanlar olsa da, çoğumuz spor için ve dostlarla iyi vakit geçirmek için avcılık yapıyoruz. Gittiğimiz avlarımızı sadece hikayeyi anlayabilecek olan diğer avcılarla paylaşıyoruz.  

 

 

-ME – Zaman içerisinde avcıların bazı hayvan türlerinin neslini tükettiği savına ne diyorsunuz?  

 

 

- DB - Bu devam eden bir tartışma. Kuzey Amerika'da bilim çevreleri ve bilimsel yayın organlarında, özellikle geç Pleistocene dönemi hayvan türlerinin yok oluşları hakkında önemli bir tartışma hala devam ediyor. Kuzey Amerika'ya ilk insan grupları geldiğinde, bazı görüşlere göre av hayvanları insana alışık olmadığı için kolay av haline geldiler ve böylelikle bir çok tür yok oldu. Bunlar arasında tüylü mamutlar, dev bizonlar gibi canlılar yer alıyor. Buna karşın, bulgular o kadar da kesin değil... Science dergisinde yayımlanan ve küçük kuşlar hakkındaki bir araştırmaya göre aynı dönemde küçük kuşlarda büyük memelilerle ayni oranda türlerde yok olma meydana gelmiştir.

 

 

Bu kuşlar ne yok olan hayvanlara bağlı olarak yaşıyorlardı, ne de avcıların ilgi alanına giriyorlardı. Demek ki başka bir şeyler etkili olmuştu. İnsanların türlerin yok olmasına neden olduğu ve insan avcıların da buna katkıda bulunduğu belirtilmektedir. Bu avcıların bizim bildiğimiz ortalama avcı olduğu görüşünde değilim. Amerikan Bizonu yok olma noktasına gelinceye kadar avlanmıştı, ancak kurtları ve diğer preditörleri yok ederek Batı'yı insan yerleşimlerine uygun hale getirmek amacıyla bilinçli olarak yapılmıştı. ABD'ye özgü bir güvercin olan "passenger pigeon" kısmen avcılar tarafından yok edildi. Neyse ki, günümüzde hayvanlarımızı korumak amacıyla daha akılcı kararlar alınmaktadır. Avcılık şu anda av hayvanı topluluklarını sağlıklı bir şekilde tutmak amacına hizmet vermektedir.   Üniversiteden bir çok arkadaşım halen bir çok eyaletin yabanhayatı ve avcılık idarelerinde yüksek mevkilerinde görev yapıyorlar. Onların bana aktardığına göre, avcılık olmadan hayvanların hastalıklar, gıda eksikliği ve diğer bir çok kendilerinden kaynaklanan sorunlar yaşayacakları kesindir. Bunun sebebi sürüyü (topluluğu) kontrol edecek ve sağlıksız bireyleri eleyecek yırtıcıların kalmamış veya çok azalmış olmasıdır. Avcılar şimdi bu boşluğu doldurmaktadır. Kurallar yerine getirildiği sürece ve nüfusumuz artarak doğada her yeri kaplamadığımız sürece avcılık geleneği gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.  

 

 

- ME - Sizce avcılık, tarihsel olarak insan kişiliğinin gelişmesine hangi yönlerden katkıda bulunmuştur?    

 

 

- DB - Avcılığın ve avlanma eyleminin bizim türümüze çok katkısı olduğu söylenilebilir. İlk olarak, bifokal görüş açısı (gözleri kafa yapısının yanlarında olan bir çok hayvanın aksine gözlerimizin kafamızın ön tarafında bulunması) derinlik algımızı geliştirmektedir. Renk algılamamız avı bulmamızda yardımcı olmaktadır. Bunun gibi bir çok fiziksel özelliğimiz avcılık için evrim geçirmiştir. Karakterimiz de avcılık ile gelişme göstermiştir. Bir çokları iletişim yeteneklerimizi avcılığa borçlu olduğumuza inanmaktadır. Bunun sosyolojik açıklaması ise paylaşım ile hayatta kalan toplulukların avcılıkta anlaşmak için iletişim kurma ve böylelikle daha grubun refahını artırma ihtiyacı hissetmesidir. Bunu grup halinde avlanan kurtlarda da görebiliyoruz. Burada grubun üyeleri beden diliyle ve bir dereceye kadar seslerle anlaşmaktadır. İnsan bunu daha da ileriye götürmüştür. Toplumsal örgütlenmemiz iletişime dayanmaktadır. İlkel avcılıkta avın başarılı olması için bu iletişimin arazi koşullarına bağlı olarak mümkün olan en üst düzeyde gerçekleştirilmesi şarttır.  

 

 

- ME – Bir insan bir yaban hayvanını hem nasıl çok sevip aynı zamanda onu öldürmek amacıyla bir tutkuya sahip olabilir? Bu tutku “mağara adamından” miras aldığımız bir duygu mudur?  

 

 

- DB - Bazı bilimsel görüşler bunun sevdiğimiz şeylere bağlanmamız sonucunu doğuran iç doğamızdan kaynaklandığı yönündedir. Evcil hayvanların neden ve nasıl insan toplulukların a bağlandığını araştıran bilim adamları bu konuda bir çok teori geliştirmişlerdir. Aslında yakından bakıldığında, bunların her biri bir insanin küçük bir hayvanı alıp beslemesine dayanır. Yiyecek için olsun, yoldaşlık için veya başka bir şey için olsun, vahi bir hayvani evcilleştirmenin en akılcı nedeni insanin hayvan kendi yetiştirmek istemesidir. Yetiştirilen hayvan, evcilleştirilen bir kurt olan köpek örneğinde olduğu gibi, grubun bir üyesi haline gelmektedir. Buna karşın insanoğlu yine de sürülerini veya ailesini tehdit eden kurdu avlamaktan da geri kalmamıştır.  

 

 

- ME – Avcılığın insan tarihinde en önemli başarıların, örneğin ateşli silahlar gibi, nedeni olduğu doğru mudur?  

 

 

- DB- Yırtıcılar olarak çok önemli evrimsel dönüşüm geçirdik. Bakışımız ve sosyal örgütlenme becerimiz bunlardan yalnızca ikisi... İnsanoğlu yırtıcıların kesinlikle en güçlüsü değil, ancak en zekisi... Birlikte çalışarak insanoğlu kendinden kat kat büyük bir hayvani en basit silahlarla alt edebildi. Teknolojinin gelişmesinde avcılığın muhakkak payı var. Hemen akla ok ve yay geliyor. Ateşli silahlar ise korkarım, avcılıktan çok birbirimizle savaşma ihtiyacımızdan doğan gelişmeler, topun ve tabancaların icadını düşünün....  

 

 

 

 

- ME - Türkiye'nin tarihi ve doğal mirası hakkında ne düşünüyorsunuz?  

 

 

- DB – Türkiye çok değişik ve farklı fırsatlar sunan büyüleyici bir ülke. Güzel plajları olsun, Akdeniz'in iklimi, ya da sarp dağları olsun, bence hemen hemen herkes kendine göre Türkiye'de sevecek bir şeyler bulabilir. Bana göre eski Hitit İmparatorluğundan Roma Dönemine ve günümüze uzanan tarihi özellikle çok dikkat çekici.  

 

 

-ME - Türkiye'ye daha önce geldiniz, bir kere daha ziyaret etmek ve belki de avlanmak ister miydiniz?  

 

 

- DB – Türkiye'ye bir daha gitmeyi çok isterim. Daha önce Istanbul'u ve Akdeniz sahilindeki antik kentleri ziyaret ettim. Ancak hiç iç bölgelere seyahat etmek, dağları görmek ve avlanmak fırsatım olmadı. Türkiye çok önemli bir avcılık geleneğine sahip. Türkiye'de avcılarla beraber avlanmak harika bir deneyim, olağanüstü bir keyif ve tabii ki bir onur olur benim için.  

 

 

- ME - Çok teşekkür ederim, Profesör.

 

Mehmet Ekizoğlu

 

10 Haziran 2006 /U.S.A.

Professor Douglas J. Brewer

Director, The Spurlock Museum   University of Illinois 600 S. Gregory St. Urbana, Il 61801  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Geri Dön
 

Bu yazı toplam 3802 kez okunmuştur.

 
Sayfanın başına git
Moderatör: Ömer Kıraç
2004 © ARPACIK | Avcilik hakkinda gerçekleri ögrenmek istiyor musunuz?