SOYAĞACIMIZ

MERHABA !..

Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz.

William Churchill

Sözlerime, Sn. Dr. İsmail Cemil ÖÇAL'a teşekkür ederek başlamak isterim. Yapmış olduğu çok değerli bir çalışma ile, bizleri geçmişimiz ile kucaklaştırdığı için. Kendisini, her zaman şükranla anacağız. Dilerim ki onun açtığı bu yolda, ailemizi oluşturan diğer bireyler, sonsuza kadar tamamlanmasını hiçbir zaman arzu etmeyeceğim bu duvara, "bir tuğla" daha koyarak onu örmeye ve manevi bağlamda yükseltmeye devam etsinler. Bunun yolunun sadece hoşgörü, tolerans ve sevgiden geçtiğini düşünüyorum.

Geçmişini bilmek, bir anlama geleceğe ışık tutmak demektir. Nereden geldiğini bilmeyenin, nereye gideceğini bilmesi düşünülebilir mi?

Bizi aydınlık yarınlara götürecek gücün, günlük yaşantının içinde yapacağımız çalışmalarımızla hasıl olması bilinen bir gerçektir. Bu aklın ürünüdür. Ama asla unutulmamalıdır ki, manevi değerlerle bezenmemiş salt bir başarı, taçlanmaktan yoksundur. En basit ifade ile eksiktir. Var olan gücümüzü, evrensel değerlerin süzgecinden geçirip, manevi değerlerimizle süslediğimiz zaman eriştiğimiz haz duygusu, bizi iyi yönde daha farklı kılmaya muktedirdir. Manevi değerlerin temelinde ise beklentiden uzak sevgi ve saygı vardır. İçinde sevgi barındıran her şey paylaşıldıkça çoğalır.

Bu bağlamda aile büyüklerimizin geçmişte yarattığı değerler ile bir yandan gurur duyarak övünürken, bir yandan da realist bir yaklaşımla -eğer var ise-yapılan yanlışlardan da gereken sonuçları elde etmeye çalışmalıyız. Bu gerçekçi bir bakış açısıdır ve gözlem alanı kayıtsız şartsız herkes için geçmişin, yani "dün" ün içinde gizlidir. İşte bunun içindir ki Sn. Dr. İsmail Cemil ÖÇAL'a ne kadar teşekkür edersek edelim bu borcumuzu ödeyebileceğimizi düşünemiyorum.

Çok değerli büyüklerim, eşitlerim, kardeşlerim ve sevgili küçükler,

Zaman içinde, yaşamın doğası gereği çocuklarımız yapmış oldukları evlilikler ile başlangıçta "çekirdek aile" diye tanımlayabileceğimiz ailemizin hızla büyümesine sebep olmuştur. Bundan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Doğal bir büyüme bile bizlere; hayat şartlarının zorunlu bir icabı olarak, sosyal ilişkilerimizi geliştirecek, yakınlarımızla sevinç ve dertlerimizi paylaşacak ölçüde yeteri kadar vakit bırakmamaktadır. Bu, zaman içerisinde öylesine vahim bir hale gelmiştir ki, aynı soydan gelen insanlar aynı kentte birbirinden uzak ve habersiz yaşamakta, gençler büyüklerini, büyükler de gençleri tanımamaktadır. "Bilgi, ilgi ve iletişim yollarında kopukluklar var" diye düşünmekteyim. Bu durum, olmaması gereken bir haldir ve üzüntü vericidir.

Bu sorun çözülebilir mi?

Veya

Hangi ölçek içinde, ne kadarı çözülebilir?

Nereden gelir ise gelsin, bu sorunun çözümü için düşük tonda da olsa bir "evet" sesi, "bir iyi niyet adımı sayılmalıdır" diye düşünüyorum. Bu bağlamda ben, problemin çözümü için yola çıkarken "bardağın yarısı dolu" diye tespit yaptım. İletişim yolunu da "internet" dolayısıyla "web sitesi" olarak düşündüm. Zamanın akışını, durduramasa da olabildiğince akılcı kullanmamızı sağlayan, en ücra köşelere en kısa sürede erişen, bilinmeyeni bilen, her geçen gün kendisini yenileyen bir güç!.. Neden bize de hizmet etmesin ki!..

Evde, bana intikal eden albümleri tetkik ettiğimde, çok değil iki kuşak geriye ait hemen hemen çok az sayıda fotoğraf buldum. Bulduklarımın çoğunu da tanıyamadım. Büyüklerime sorduğumda ise; isimlerin hafızalardan hızla uçuşarak yerlerini, "kararsız zanlara" bıraktığını tespit ettim. Kanımca bu vahim durum, yola çıkma sebebi olarak fazlası ile yeterli idi. Ben de öyle yaptım. İlk aşamada yarıdan fazlası saydam, 10.000 den fazla fotoğrafı taratarak elektronik ortama aktardım. Yine de bu çalışmam tamamlanmış değil. Geçmişten gelen düzenli bir "belgeleme" alışkanlığımız olmamış. Ayrıca, maddi ve manevi külfeti bir yana, bu yönde yapılacak bir çalışma, hiç kimseyi de cezbetmemiş. Bu tespitlerim bir gerçek ise, en azından bu andan sonra "bu zorluklar yaşanmasın" istedim.

"An"ın değeri, gerçek anlamda ne yazık ki yaşandıktan çok sonra anlaşılıyor. Fotoğraflarla "anı" ölümsüzleştirmek istedim. Sn.Öçal'ın bizlere armağan ettiği soy kütüğünü bu siteye aktarmak sureti ile herkesin katkı koyabileceği, aktif bir alan haline getirmeye çalıştım. Ben bu kadar yapabildim. Eminim ki bu "an"dan sonra sizler bu çalışmanın daha iyiye ulaşması yolunda yoğun çaba sarf edeceksiniz. En azından ben, böyle düşünmek istiyorum.

Bilinmelidir ki bu soyağacını hazırlamaktaki maksadım bundan öte değildir.

Şimdi, bu sitede yayınlanmasını istediğiniz fotoğraflarınızı, özgeçmişlerinizi ve kimlik bilgilerinizi benim, metnin altındaki ev veya elektronik posta adresime gönderebilirseniz, en kısa sürede gereken şekilde yerlerine konulacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Lütfen, gelecek kuşaklar için bir iz bırakın, yaşatın ve yaşayın.

Bir kere daha teşekkür ederim Sn. Dr. İsmail Cemil ÖÇAL

Saygılarımın kabulü ricasıyla.

Mehmet Emin BORA.

Elektronik posta adresim: mehmeteminbora@superonline.com

Ev Adresim: Kuleli Sokak Hevenk Apartmanı 30/6 Gazi Osman Paşa - 06700 /ANKARA

 

Giriş