Klâsik Çifte

 

         Efendim, çok duymuşuzdur; “Bir tek kırma çifte aldım” derler. Hatta bazıları; “Benim çiftem otomatik Belçika”, veya “Gâvur bir pompalı çifte kullanıyordu ki ...“.

 

Genelde, hiç birimiz de yadırgamayız. Pompalı ve yarı otomatik tüfeklerin dünyayı ve epey zaman sonra da yurdumuzu istilâ etmelerinden önce kullanılan “yivsiz” av tüfeklerinin o kadar çoğu çift namlulu imiş ki, zamanla “çifte” kelimesi bizde kaç namlusu olursa olsun, “daha ziyade saçma  atmaya uygun yivsiz av tüfeği” yerine kullanılır olmuş. İsterseniz, gerçek “çifte”ye bir göz atalım.

 

         İnsanoğlu tek atışlı silâhlarla yetinmeyip, birden fazla atış istediği ilk anda üst üste namluları elle döndürülerek atış pozisyonuna getirilen silâhlar yapmış. Yani, ilk olarak üst namlu ateşleniyor, ve sonra da namlular uzun eksenleri etrafında döndürülerek alttaki namlu üste, o zamanlar kavlı olan çakmağın önüne getiriliyordu.

 

Zaman içinde o kadar çok bir ve birden fazla namlulu mükerrer atış sistemleri icat edildi ki, iki namlu biraz küçümsendi diyebiliriz. Bu arada, bu küçümsenmeye rağmen, iki namlusu yan yana veya üst üste sabit şekilde yapılmış olup tüfeğin sağında ve solunda bulunan iki çakmakla (sırasıyla çarklı, taşlı, ve kapsüllü) ateşlenen ağızdan dolma silâhlar yapıldı. 15, 20 hatta bazen 132 atış yapabilen bazı silâhların yanında bu “çift” namlulu silâhlar sadece 2 atış yapabiliyordu. Ne var ki, iki büyük avantajları vardı. Biraz iyi yapılırlarsa tek namlulu bir silâhtan (çok atışlı silâhlar gibi) çok daha ağır olmuyorlar, ve daha da mühimi, eğer namlulardan veya çakmaklardan biri herhangi bir sebeple arıza yaparsa, öbürü yine de kullanılabiliyordu.

 

         1850 Yılı civarında Pauly, von Dreyse ve Le Faucheux  gibi mucitlerin yaptıkları çeşitli mükemmel cephane (yani; kapsül, barut, tapa ve saçmayı/çekirdeği  bir arada tutan fişek) tipleri icat ettiklerinde, bunları ufak tefek değişikliklerle kullanmaya hazır silâhlar sadece revolverler ve tek/çift namlulu kırma silâhlardı. Bilhassa Pauly (açık merkezi kapsüllü) ve Le Faucheux (yandan pimli) fişeklerini atan tüfekler günümüz çift namlulu tüfeklerinin dedeleriydi. Bu arada belirtmek gerekir ki en meşhur (ve belki de en hafif) çiftelerden biri olan Fransız Darné tüfekleri kırma değildir* ve daha çok ilk von Dreyse needlefire çiftelerine benzer. 

 

La Faucheuxpinfire” fişekleri pratik kullanımları ile hızla başı alırken birkaç sene içinde İngiltere ve Amerika’da eş zamanlı olarak Boxer ve Berdan tipi merkezi kapsüllü fişekler piyasaya çıktı. Bunlar o kadar kullanışlı fişeklerdi ki, bir yandan bunlara göre yeni silâhlar yapılırken bunları kullanabilecek şekilde değiştirilebilen bütün silâhlar bu fişeklere göre değiştirildiler. Zaten, kapsüllerin ve kovan diplerinin iç tasarımı dışında bir farkları yoktu. Her ne kadar 19. Yüzyılın sonlarına doğru, levyeli, pompalı ve otomatik doldurmalı (yarım otomatik) silâhlar icat edildi ve kullanıldı ise de, daha önce bahsedilen iki sebep (hafiflik ve güvenilirlik) yüzünden dıştan horozlu ve gizli horozlu çift namlulu tüfekler daima rağbet gördüler.

 

Afrika, Hindistan gibi yerlerdeki tehlikeli büyük av hayvanlarını avlayanlar güvenilirliği yüzünden çift namlulu çok büyük çaplı (.500 inch - 4 numara/geyc, veya 12-28mm arası) bu tip yivli  tüfekleri, ve hatta “Howdah” adı verilen çift namlulu ve büyük çaplı (14-18 mm çaplı) tabancaları tercih ettiler. Bu çok popüler tüfeklere biz de “çifte” dedik. Çifte, zaman içinde Türkiye’de her türlü yivsiz  namlulu saçma tüfeğinin adı oldu.

 

         Modern “klâsik” kırma çifteler arasında ilk üst üste namlulu olanını bu asrın başlarında İngiliz Westley & Richards firması “Ovundo” (over-under veya alt-üst kısaltması)

 

 

 

adı ile çıkarttı. Belçika’daki Fabrique National firması ise John M. Browning’in icadı olan üst üste iki namlulu tüfeklerine “superposed” (super imposed veya üst üste konulmuş manasına) adını verdi. Çifte nasıl bütün av tüfekleri için kullanıldıysa, Süperpoze de bütün üst üste namlulu tüfekler için kullanılmaya başlandı.

 

Günümüzde halâ kullanılan, ve hatta “bir tüfekte maksimum 3 fişek” kuralı devam eder veya 2 fişeğe inerse eski popülaritesini yeniden kazanacak olan çifteler (yan yana veya üst üste) çakmak mekanizmaları (kurma ve ateşleme) üç ana kategoriye ayrılır. Dıştan horozlu çakmağın gelişmesi ile horozu da çakmak kapağı/plakası iç tarafına alınan Tam Çakmaklı” çifteler; daha sonra ortaya çıkan (çakmak aksamı baskül içinde bağlı) “Anson & Deeley  tipi Yarım çakmaklı” ve kurma levyeleri dışında çakmak aksamı tetik tablasına bağlı “Blitz tipi Yarım Çakmaklı” çifteler.

 

Bunların dışında, ufak tefek çakmak farkları olan, mesela; Amerikan (kurma levyeleri el kundağı metal aksamı yerine namlu altı kilit kamaları tarafından çalıştırılan) Parker sistemi veya tetik tablası bir mandalla açılıp silâha sadece bu tablanın yerinde tuttuğu çakmakların baskülden çıkartılabildiği Westley & Richards sistemi gibi, çifteler varsa da bunlar fazla yaygın kullanımı olmadığı için bizi çok ilgilendirmezler. Şimdi, bu sistemlere biraz daha yakından bakalım.

 

 

 

Tam Çakmak (Sidelock):  Yukarıda dıştan horozlu çakmağın gelişmesi ile ortaya  çıktığını belirttiğimiz bu çakmak Dünya silâhçılarının en kaliteli ve pahalı silâhlarında kullanılmaktadır. Avantajları; bilhassa iki çakmağı tüfeğe ve birbirlerine bağlayan tek vidanın özel bir levye (çıkıntılı veya gizli) ile alet kullanmadan elle sökülebildiği Holland & Holland ve benzeri silâhlarda çakmak temizliği, bakımı ve hatta yedekleri (tam çakmak olmayıp çakmakları alttan çıkan bazı Westley & Richards çiftelerinde olduğu gibi) var ise değişimi çok kolaydır. Silâh  çeşitli gravürlerle süslenirken “Çakmak Kapağı” bu süsleme için oldukça büyük ve göze çarpan bir alan temin eder.

 

 Aslında yarım çakmaklı olan bazı çiftelere sırf bu görüntü için gerçek işlevi olmayan ve sadece süs için sahte tam çakmak kapakları takılır (Mesela BrowningSuperposed”nin bazı gravür modellerinde olduğu gibi). Dezavantajları ise; parça fazlalığı ve dolayısıyla daha çok arıza ihtimali, kundakların kubuza bağlandığı en zayıf yerlerinin bu çakmakların kapak ve aksamlarına göre alıştırıldığı (oyulduğu) sırada  daha da zayıflamaları (bilhassa yivli büyük av çiftelerinde tam çakmağın baskülü de zayıflattığı göz önüne alınarak baskülün yanlarının oyulmasını gerektirmeyen “geriden yaylı “back-action” çakmaklar takılır), ve gerek çakmaklar gerekse kundak için gereken ekstra işçiliğin sebep olduğu yüksek fiyatlardır.

 

Anson & Deeley Yarım Çakmak (Boxlock):  Yurdumuzda yarım çakmak diye tanımladığımız ateşleme sistemi İngiltere’deki Westley & Richards firmasında çalışan Anson ile Deeley soyadlı iki silâh ustasının isimlerini taşır. Bu sistemde, tetikler haricinde tüm kurma ve ateşleme tertibatı baskül içine bağlanmıştır. Avantajları; imalat kolaylığı, parça azlığı, sağlam baskül-kundak bağlantısı ve rutubet/toz/toprak/vb.ne karşı direnç, dezavantajları ise;  tam çakmağa nazaran daha zor olan sökülmeleridir.

 

Tetik Tablasına Bağlı Çakmak (Blitz Action):   Bu sistemde kurma levyeleri haricindeki çakmak aksamı tetik tablası ortasından yükselen bir dikey plâkaya bağlıdır. Çakmak tertibatı yan plâkalara bağlı tam çakmağa çok benzer. Avantajları arasında, tam çakmak gibi kolay bakım/tamir olduğu gibi ayrıca tetikler ve emniyet sisteminin sürgü dışındaki parçalarının hep aynı plâka üstüne bağlı olması, ve bunun sebep olduğu tetik hassasiyeti vardır. Bu yüzden bazı yivli çiftelerde tercih edilen bir sistem olduğu gibi kaliteli Alman ve Avusturya av tüfeklerinde de çok popülerdir. Ne var ki, baskül tam çakmakta olduğu gibi zayıflamasa da, uzayan tetik tablası ve üzerindeki çakmak aksamı sebebiyle kundak yarım çakmağa nazaran daha zayıftır.

 

 

Kırma silâhlarda  patlama anında en çok yük binen yer baskülün yatay alt tabanı ile namlu kubuzunu örten dikey arka yüzeyin meydana getirdikleri dik açılı (90°) köşedir. Baskülün yatay kısmı alt kilitlerle kubuza bağlandığı için patlama sırasında oluşan basınç bu arka yüzeyi geriye doğru itmeye çalışır. Baskülün arka yüzeyi alttan oynayamayacağı için üst- ten ayrılmaya daha yatkındır. Bu da az önce bahsedilen köşeye hatırı sayılır bir arkaya kıvırma/yırtma etkisi yapar. Kurma levyeleri ve çakmak aksamı

 

 

için baskül içerisine açılan boşluklar en çok bu noktayı zayıflatır. Bu zayıf noktayı kuvvetlendirmek için baskülün iki yanına köşebende benzer takviyeler yapıldığı gibi, çiftelerde kubuz ortasından Greener  tipi (süperpozelerde kubuzun iki yanından Kersten tipi) arkaya uzanan çıkıntı(lar) baskülün dik yüzüne geçer ve tüfek kırma mandalının kumanda ettiği pimler bu  çıkıntı(lar)daki deliklere girerek kilitlenir. Bazı İngiliz çiftelerinde  ise, yine kubuz ortasından geriye uzanan ve “T” şeklinde veya doll’s head denilen yuvarlak bir şapkayla biten çıkıntı baskül arkasında bu çıkıntıya göre yapılmış bir yarığa geçer. Patlama sırasında Greener veya Kersten kilitleri veya “T” / ”” şeklindeki geçmeler kubuz ve baskülün üst kenarının birbirlerinden ayrılmalarını önler. Bazı çiftelerde, baskülün dik yüzeyinin iki yanına, üstten bakınca 45° açıyla, yandan bakınca daire arkları

 

 

şeklinde, öne doğru uzanan ve kubuzun iki yanına değen çıkıntılar da vardır. Bunlar da. sağ ve sol namluların patlama sırasında yanlara kaymasını önler. Tabii, günümüzde kullanılan ve 100 yıl öncesine göre çok daha yüksek kaliteli ve güçlü çelikler yukarıda anlatılan önlemlerin bir kısmını gereksiz kılmıştır (Mesela; Beretta süperpozelerde bunların neredeyse hiç biri yoktur. Sadece iki ufak pim kilit vazifesi görür. Fakat, gerek göbek mili ─aslında Beretta süperpozelerde gerçek bir göbek mili de yoktur ya, neyse─ pozisyonu, gerekse kubuz yanları ve baskül iç duvarları arasındaki geçmeler, bu kilitlere fazla yük binmesini önler).

 

Çiftelerin mekanik aksamı bu kadarla bitse iyi. Oldukça önemli bir parça da, ilk bakışta göze basit görünen, el kundağının madeni aksamıdır. Bu parça namlulara el kundağının ön ucunda bulunan yaylı bir düğme (Anson tipi), el kundağının alt ortalarında bulunan levyeli mandal (Deeley Tipi) ve Beretta, Savage, vb. tüfeklerde bulunan değişik tipte kilit mekanizmaları ile bağlanmıştır. İster Avrupa’nın tercih ettiği splinter(kıymık) tabir edilen ince ufak el kundağı, ister bazı Amerikalıların tercih ettiği beavertail(kunduz kuyruğu) denilen geniş, derin, el dolduran ahşaplı el kundağı olsun, vazifesi sadece sol el için bir tutma yeri olmak değildir. Av tüfeğinin ana hedef tevcih noktalarından biri olan el kundağı, aynı zamanda namluları baskül ve kundağa bağlar, normal kullanım sırasında namluların sadece belirli bir açıda açılmasına fakat gerektiğinde kolaylıkla sökülüp takılmasına imkân verir, tırnak (extractor) ve düz veya seçmeli otomatik fırlatıcı tırnak (ejector/selective ejector) parçalarını içerir, ve çakmak kurma levyelerinin hareketlerini (çakmakların kurulmasını) sağlar.

 

Bütün bunların dışında, tüfeğin normal çalışması için önemli olmadığı halde, avcıların ve atıcıların kendilerinin olduğu kadar etraflarındaki insan, hayvan ve eşyaların güvenliğini sağlayan emniyet sistemleri vardır. Atıcının kontrolu altında olan emniyet sistemleri baskül üst kuyruğu uzantısı üstünde ileri geri kayan (bazı silâhlarda kırma mandalı çevrildiğinde kendiliğinden emniyete geçen) düğme veya yanda döner mandallıdır. Yalnız tetikleri veya horozları veya tetik ayaklarını bloke edenleri olduğu gibi, atıcı kontrolunda olmayan ve tetik ayaklarının kazara kayması halinde horozun düşmesini önleyen özel tipleri de mevcuttur. Ayrıca, belki “emniyet” sayılamayacak fakat horozların kurulu olup olmadığını Baskül üstünden yukarı çıkan pimler veya horoz eksenlerinin çakmak tablası dışına taşan uçlarına konulmuş girintili veya çıkıntılı çizgiler gibi) belli eden mekanik göstergeler vardır.

 

 

Yine tüfeğin normal çalışmasını etkilemeyen, fakat bazı atıcıların tercih ettiği, mekanik olarak veya tepme ile namluları daima aynı sırayla veya istek sırasına göre ateşleyen tek tetik mekanizmaları bulunur.

 

Bazı çift tetikli tüfeklerde ön tetik bir yaylı mafsalla öne bükülebilir ve arka tetik çekildiğinde ön tetiğin tepme ile tetik parmağına vurmasını önler. Yine iki tetikli olup da, ön tetiğin sırayla sağ ve sol namluları, arka tetiğin ise yine sırayla sol ve sağ namluları ateşleyen tipleri de vardır.

 

Görüntüsünün ve düzgün bir nişan hattı sağlamasının  yanı sıra özellikle arka arkaya çok atış yapacak tüfeklerde ısınan namlulardan yükselen sıcak hava dalgalarının görüşümüzü ve nişan almamızı engellememesi için namlu üzerine kalıcı şekilde bağlanmış düz ve ayaklı bantlar da isteğe göre silâhınıza imalâtçı tarafından eklenen aksesuarlar arasındadır.

 

Av yerine giderken kayış takılmasını ve av sırasında kayışın çıkarılmasını sağlayan geçmeli kayış halkaları, ve bilhassa Fransız tüfeklerinde bulunan ve ön halkadan sökülen kayışı dipçik içindeki yaylı makaraya saran mekanizma da bazı atıcıların aradığı aksesuarlar arasında sayılabilir.

 

Çiftelerin kolaylıkla sökülüp namlu boyu kadar bir kılıf veya kutu içine girebilmeleri, kubuz açık (kırık) taşındığında boş veya dolu olduklarının rahatlıkla görülmesi, bu durumda (kırık halde) atış yapılamayacağı için ilâve bir emniyet unsuru olması, av sırasında çok kolaylıkla fişek değiştirilebilmesi de çiftelerin diğer bazı avantajlarıdır.

 

Eskiden sadece tek namlulu tüfeklere takılabilen değişik “şok tüpleri” artık çiftelere ve süperpozelere de tatbik edilebilmektedir. Her ne kadar bu uygulama sonunda namlular normalden biraz daha kalın ve ağır oluyorsa da, namlu boyunun az bir miktar kısaltılması istenilen ağırlık ve dengeyi yine de sağlayabilir.

 

İşte size en ucuzundan en pahalısına kadar “çifteler”. Seçin, beğenin, alın, atın. Avın zevkine varın.

 

Bu arada; Huğlu’da ne kadar güzel çifteler yapıldığına hiç dikkat etmiş miydiniz?

 

Haydin, RASTGELE.

 

* Birinci sayfada bahsi geçen Darné. Kulaklı levye kaldırılınca baskül

 arka duvarı kızaklar üzerinde geri kayarken boş kovanları da çekip çıkartıyor.

Tüfek kırılmadan kuruluyor.