Dardick

 

Acaip mahlûkatı tarif etmek için İngiliz/Amerikan Frenklerinin kullandığı Shakespeare’den kalma bir tabir var; “Ne balık, ne kuş  (neither fish nor fowl)”.

 

Silâh aleminde 1950’lerin sonlarında ancak böyle tarif edilebilecek bir nesne dünyaya geldi; bir “şarjörlü revolver”. Tasarımcısı David Dardick’in soyadıyla tanındı; Dardick . Revolverdi, çünkü üç fişek yatağından oluşan bir döner kubuzu (yani topu) vardı. Şarjörlüydü, çünkü döner kubuza fişekler normalde olduğu gibi arkadan birer birer elle değil, alttan, bir kutu şarjörden doluyordu.

 

İsterseniz, baştan başlayalım. Silâhın silindirik olan topunda eşit aralıklarla, yani 120° aralıklarla, üç fişek yatağı vardı. Üçgenimsi (kenarlar düz değil, daire arkı şeklindeydi) kesitli olan yatakların iki kenarını topa açılmış olan oluğun kenarları, üçüncü kenarını ise silâh çerçevesinin, topu saran kısmı meydana getiriyordu.

         Silâha soldan bakıldığında, top şişkinliği ile kabzanın üst yanı arasında bir kapak bulunuyordu. Fişek yatağı kesitine uyacak şekilde üçgenimsi kovanlı fişekler teker teker veya bir bağ sürgüsü yardımıyla bu kapağın altındaki delikten şarjöre dolduruluyordu (1) . Kapak kapatıldıktan sonra, şarjör gerdelinin yukarıya ittiği fişekler sıraları geldikçe, şarjör kutusu üzerinde dönen topun kenarındaki oluklara giriyorlardı (3) .

 

         Fişek yatağı 180º dönüp çerçevenin üstüne geldiğinde (normal toplu tabancalarda olduğu gibi) namlunun arkasında endeksleniyordu (2)(3)(4)(5). Top tekrar dönmeye başlayıp üstte, namlu arkasında duran yatak sağ yana geldiğinde, silâh ateşlenmişse boş kovan, ateşlenmemişse dolu fişek, silâhtan dışarıya atılıyordu (4)(5) . Boşalan fişek yatağı tekrar şarjör üzerinden geçerek yeni bir fişekle doluyordu (3) .

11, 15

veya 20   fişeklik

bağ

sürgüsü

1

 

2

 

3

 

4

 

5

(Hareket sırası bozulmasın diye çok çizim konursa ya çizimler küçülecekti, ya da çizim sayısı

çok artacaktı. Bu sebeple bazı çizimlerin birden fazla konum göstermesini tercih ettim. A.K.)

 

Dardick aslında tek bir silâh değil, bir silâh ailesi veya takımı idi. İki ayrı çapta (5.6 mm / .22 inch veya 9 mm / .357 inch) ve  değişik boyda (7.5, 15 cm / 3, 6 inch) namluları vardı. Buna ilâveten 5.6 mm (.22 inch) çaplı ve 48 cm (19 inch) boyunda bir namlusu ile arkasına bağlı kundağı ve uygun nişangâhları da bulunuyordu. Kendi orijinal üç köşeli troundadı verilen 5.56 ve 9 mm.lik fişekleri olmakla beraber, çevre vuruşlu 5.6 mm. lik (short, long ve long rifle) fişekleri alabilecek bir adaptörü olduğu gibi,  9mm Kısa Browning (.380), 9 mm Parabellum ve .38 Special fişeklerini alabilecek üç tip plâstik adaptörü daha bulunuyordu. Gerek tround’ların kovanları gerek adaptörler Fortiflex® adında bir cins polietilen  plâstikten yapılmıştı. Daha önce aluminyum da denenmişti fakat başarılı olmamıştı.

 

                  Model 1100 tabanca 7.5 cm boyunda iki çapta namlusu ile 11 fişek kapasiteli,

                  Model 1500 tabanca 15 cm boyunda iki çapta namlusu ile 15 fişek kapasiteli,

                  Model 2000 tabanca ise 20 fişek kapasiteli idi.

 

         Bunlara tüfek tipi namluyu ve kundağı da eklerseniz, fişek kalibresi, namlu boyu ve şarjör kapasitesi kombinasyonları olarak kaç seçenek olduğunu varın siz hesap edin.

        

         Piyasada kaldığı 5 yıl içinde 40 modeli üretildi. Görüntüsü alışılmışın dışındaydı. Ya zamana göre fazla ileriye dönük olduğundan, ya fazla seçenek sunduğundan, ya da görüntüsü yüzünden çok alıcısı olmadı. Hiç “dandik” olmamasına ve çok da ilginç olmasına rağmen sivil veya askeri kullanım için fazla ilgi görmedi. Söndü, gitti.

 

         Aslına bakarsanız, tasarımın potansiyeli oldukça yüksekti. Bir zamanların “komik” Gatling makinalı tüfeği gibi bir çığır açıyordu. Arka arkaya 22 (veya uygun bir diğer besleme sistemi ile belki de binlerce) adet fişeği ileri-geri giden parçalar olmadan atıyordu. Toplu tabancaların en büyük avantajı olan; “fişeğin birini atmazsa bir sonrakini atar” prensibi Dardick’te de vardı. Üstelik Dardick, patlamayan fişeği de aynen boş kovan gibi dışarıya atıyordu. Bir silâh yazarına göre, “.. son asrın en ilginç 10 tasarımından biri” idi!

 

         Gerçekten, problem galiba görüntüsü ve fiatıyla ilgiliydi.  

 

7.5 cm namlu boylu

11 fişeklik Dardick

 

 

15 cm namlu boylu 20 fişeklik Dardick

 

 

Kundak + tüfek “kit”i

 

 

50 cm namlu

 

 

 

 

Yine 1950’lerde ABD Ordusu M-1’in yerini alacak bir piyade tüfeği için denemeler yapıyordu. Katılan tüfekler arasında Armalite, Fabrique National, Heckler & Köch gibi firmaların  AR-10, FAL, H&K-33 gibi tüfekleri veya prototipleri de bulunuyordu. Denemeleri

izlemeye gelen bir “büyük komutan”  bu tip tüfeklerin “Bay Tekin (Flash Gordon)” tüfeklerine benzediğini” ve seçilecekse “tüfek gibi bir tüfek” seçilmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine, Springfield Armory (Devlet Silâh Fabrikası) tarafından M-1’den geliştirilen T-44 (daha sonra M-14 tanımı ile “beylik” olarak kabul edildi) tüfeği seçildi.

 

“Bay Tekin” tüfeğini beğenmeyen merciler fişek çapı için de; “Öyle .257 (6.5mm), .276 (7mm) diye fişek olmaz. Oldumu 7.62 olmalı” kelâmını etmişlerdi. Seçilen fişek Winchester tarafından geliştirilen 7.62 çapında, kovan boyu 30-06’dan 12mm daha kısa fakat performansı (o zamanlar yeni icat edilen bir barut sayesinde) 30-06’ya çok yakın bir fişekti.

 

Bu fişek daha sonra 7.62 NATO veya 7.62 Å  veya 7.62x51 adıyla gerek ABD gerek bir çok NATO ülkesi tarafından kabul edildi. Aynı fişek av ve spor amaçlı olarak “.308 Winchester” adıyla ticari olarak piyasaya sürüldü. Denemeler için Winchester’in ilk sunduğu ve sonradan kabul edilmeyen 6.2mm çapındaki fişek ise daha sonra “.243 Winchester” adıyla  bir çok ticari/spor tipi silâhta kullanıldı.

 

Birkaç sene içinde bu tüfeğin yeni muharebe şartlarında yeterli olmadığı ortaya çıktı ve M-16’nın seçilmesiyle son bulan süreç başladı.          M-16 ise bildiğiniz gibi 5.56mm kalibre, yani .22’lik  bir fişek kullanmaktadır.

 

M-1’den muaddel Beretta BM59’un

katlanır kundaklı paraşütçü versiyonu

Dardick’le doğrudan ilgisi olmayan bu kısa tüfek hikâyesinin enteresan bir yönü daha var. İtalyan Beretta silâh şirketi ABD’nin elinde mebzul miktarlarda kaldığı için NATO müttefiklerine dağıttığı/sattığı M-1 tüfeklerinin bir kısmını M-14’e benzer şekillerde (20’lik şarjör,  kısmen çıplak namlu, fiber el kundağı, bazılarında tam otomatik atış sağlayan selektör, vs.) ve 7.62 NATO fişeğine göre tadil edip kendi ordusunda kullandı. Bazılarını tadil edilmiş şekilde ABD’ye sattı.

 

Enfield yapısı E.M.2

Bu arada ABD’nin empoze etmesiyle 7.62x51 resmen NATO fişeği olunca , İngilizler de o zaman denedikleri .276’lık (7mm) fişekten ve o fişeği atan Enfield devlet tesislerinde geliştirilen ve Bay Tekin’e bile fazla modern gelecek E.M.2 “Star Wars” tüfeğinden vazgeçip Fabrique National tasarımı FAL tüfeğini (bizde daha çok G-1 diye bilinir)  kabul ettiler.

 

Ancak daha sonra, E.M.2’ye çok benzer ve 4.85x49mm çapında bir tüfek geliştirdiler. Ve de, ondan sonra 5.56x45 fişeği atan SA80 diye bir tüfek  kullanmaya başladılar. Görüntü olarak o da E.M.2’den pek farklı değil.

 

Bahsi geçen tüfek seçiminde kullanılan kıstas, Dardick için de geçerli olabilir. Birkaç kanatçık ve neon lâmbası ilâvesi ile “Yıldız Savaşları” filminde kulanılabilecek bir görünüşü vardı. Tutucu sivil silâh meraklılarına görüntünün biraz  rahatsız edici geldiği muhakkak. Askeriye kesimi için ise tüyler ürpertici olsa gerek.

 

         Belki o kadar çok seçenek yerine sadece bir, iki seçenek olarak sunulsa daha başarılı olabilirdi. Kararsız insanların seçenek bolluğu karşısında bir seçim yapmaktansa seçimden vaz geçme meyli ticari başarısızlığın bir sebebi olarak günümüzde bilinen faktörler arasında.