
![]()
|
|
aha bütün ateşli silâhlar taşlı çakmaklarla ateşlenirken,
1805 yılında, Amerika’nın Tennessee eyaletinde ―bu tarihten
aşağı yukarı yüz elli yıl sonra “pop” ve “country”
müziğinin dünya başkenti olacak Nashville
kentinde― Jonathan Browning
adı verilen bir bebek doğdu. Büyürken silâhçılık mesleğini seçti ve 21 yaşında
kendi dükkânını açtı. O senelerde kapsüllü ateşleme yeni yeni
başlıyordu. Buna rağmen Jonathan iki değişik mükerrer
atışlı tüfek yapmayı başardı. Bir tanesinde yan yana duran beş kubuz (daha doğrusu, ağızdan dolma atış yatakları) kayarak
namlu arkasındaki yerlerini alıyorlardı. Diğeri ise, Collier
ve daha sonra Colt tarafından da kullanılan döner
silindir şeklindeki atış yataklarıyla donatılmıştı.
Oğlu John Moses 1855 yılında doğdu. İlk tüfek
mekanizması tasarımını 14 yaşında, tahtadan oyarak, gerçekleştirdi. Daha 20
yaşına gelmeden babasının el aletlerini ve ayak pedallı tornasını kullanarak
kendi tüfeğini yaptı. 24 yaşındayken ilk “patent”ini tek atışlı bir tüfek
mekanizması için aldı. O yıl babası öldü. John ve ağabeyi Matthew
S. Browning babalarının Ogden
kentindeki dükkânını işletmeye başladılar. John’ın
patentini aldığı tüfekten 600 tane imal edip ondan sonra satışa başlamayı
düşünüyorlardı. Bu süreç içerisinde, Connecticut eyaletinin New Haven kentinden T. G. Bennett
adında bir ziyaretçileri oldu. Bennett “Winchester Mükerrer Atışlı Silâhlar Şirketi (Winchester Repeating Arms Company)”nin başıydı. Yapılan silâhlarda ne görmüştü ki kuş uçuşu
1880-1900 yılları arasında John M. Browning,
Winchester şirketinin en büyük demirbaşlarından biri
oldu. Hiçbir zaman Winchester’in ücretli işçisi
olmadı. Fakat senede bir kere Doğu’ya gelip Ogden’deki
atölyede kardeşi Ed ile birlikte yaptıkları bir veya birkaç silâhı getiriyordu.
Winchester bunlardan 40 kadarını 30 tanesi şu
veya bu sebepten imalâta geçilmese de bütün haklarıyla satın
aldı. Winchester’in iki emeli vardı; rakip bir
şirkete bir Browning tasarımı kaptırmamak,
ve Browning’i memnun etmek.
Bütün hesaplara göre, Browning de Winchester’i
memnun tuttu. Winchester .22’lik bir pompalı tüfek istedi, Browning
yaptı. Winchester pompalı bir av (yivsiz/saçma)
tüfeği istedi, Browning yaptı. O tüfek, Model 1893 ve
ufak tadilatlarla Model 1897 olarak bir çığır açtı ve dünya avcılarının
“av tüfeği” nosyonlarını ucu bu asrın sonlarında bize
varıncaya dek etkiledi. O zamanlar standart Amerikan av tüfeği çifte idi. Bu
gün ise, 1’e karşı 4 ihtimal bir pompalı veya yarım otomatik. Amerikalılar
pompalı Winchester’lerin iyi bir çiftenin oldukça azı
bir fiyata en azından onlar kadar iyi ve daha çok fişek
attığını fark ettiler.
John M. Browning ilk yarım otomatik av tüfeğini başarıyla tasarladı
ve 1900 yılı civarında bu tasarımını Winchester’e
götürdü. Winchester’de tüfek çok beğenildi,
ve daha sonra yıllar boyu Winchester’in baş tasarımcısı
olarak görev yapacak olan T. C. Johnson çok detaylı ve dikkatli bir (sonradan
pişman olacağı) patent şartnamesi hazırladı. Ne var ki, bu sefer John tüfeğin
haklarını satmak yerine, muhtemelen işin mali yönünü idare eden kardeşi Matt’in etkisiyle, satışlardan kar payı istedi. Winchester o zamana kadar kimseyle böyle bir anlaşma
yapmamıştı ve Browning’in isteğini reddetti. Browning sıkıntılı bir şekilde yine aynı eyaletteki Remington fabrikasının başkanı Marcellus
Hartley’i görmeye gitti. Onun kısa zaman önce
öldüğünü öğrenince de, bir gemiye binerek Avrupa’ya, daha önceleri kardeşleri
ile bazı silâhlarını ithal ettikleri Belçika’daki Fabrique
National’e gitti. Orada yaptığı anlaşmayla, ABD
dışındaki bütün satış haklarını bu firmaya sattı. Browning’in
bu tasarımını alamayacağını anlayan Winchester
şirketi de kendi sistemini icat etmek için çalışmalara başladı.
|
|
Daha
sonraları, T. C. Johnson; “Browning için hazırladığım
patent şartnamesini ihlâl etmeyecek bir tüfek tasarlayabilmem 11 yılımı aldı”
diye serzenişte bulunmuştu.
Birden
fazla ilerlere gittim. Eski rivayetlere göre 1880’lerde John M. Browning göl kıyısındaki kümesinde yüksek sazlıklar arasında
avlanırken alçak uçan bir ördeğe ateş eder ve sazların bir saçma
huzmesinin geçebileceğinden çok daha geniş bir alanda öne doğru yattığını fark eder, ve bunu göz önüne alarak bazı çalışmalara başlar. Eve
döndüğünde, oradaki eski bir .44-40 çaplı Winchester tüfeği alır, bir demir sac plâkaya .44 inçten az
büyük yani kurşunun değmeden geçebileceği bir delik açar, deliği namluyla
hizalayıp bir atış yapar. Plâka odanın karşı tarafına fırlar. Bunun
üzerine ortası yine delikli kepçe şeklinde bir parçayı namlu ucuna bir
levyeyle bağlar, bu levyeyi bir çubukla tüfeğin mekanizma levyesine
birleştirir. Tüfekle ateş edilince barut gazının oynattığı kepçe ve ona bağlı
parçalar mekanizma sürgüsünü geri götürerek boş kovanı boşaltır. Takılan bir
yay, sürgünün ve kepçenin orijinal yerine dönmelerini ve bu arada namluya
şarjörden bir fişek sürülmesini sağlar. Bu tüfekle bir şarjör dolusu –14 adet–
fişeğin bir dakika içinde atılabildiği de rivayetler arasında. Bundan sonra da
namlu altına bağlanan bir gaz silindiri ve içinde çalışan yaylı bir piston
kullanır.
Namluya
dik bir ufak silindir ile buradan aşağı bir pergel bacağı gibi çalışan
mekanizma kollu ilk barut gazı tazyiği ile çalışan
tam otomatik makinalı tüfek ise1890’da Colt firmasına teklif edilir. 1895 yılında ise ABD
Bahriyesi tarafından resmen kabul edilir. Bu sırada Ordu halâ
elle çevrilen bir krankla çalıştırılan Gatling makinalı tüfeğini kullanmaya devam eder (Gatling, Wilder, Mitraillause gibi tüfekler gerçek “makinalı”
tüfekler olup geri tepme veya barut gazı tazyiği
yerine insan veya elektrik motoru gücüyle çalıştırılan mükerrer atışlı
silâhlardır. 1890’lı yıllarda 70 yaşını geçmiş olan Gatling
bir silâhına elektrik motoru bağlayarak, dakikada 3000 fişeklik bir atış hızı
elde etmişti. Bu silâhın modern versiyonu olan Vulcan ise dakikada 4500 adet 20, 25 ve
ABD Deniz
Piyadeleri Colt-Browning makinalı tüfeğini Pekin’deki Boxer
İsyanı sırasında yabancı delegasyonların savunmasında etkili bir şekilde
kullanırlar (Belki filmini de görmüşünüzdür. 55 Days in Peking, Charlton Heston, Ernest Borgnine, vs.).

John M. Browning tasarımı çeşitli silahlar
Browning

Tasarladığı
silâhların resimleri ve listelerini bu yazı içinde görüyorsunuz. 1926’da
öldüğünde meşhur süperpoze av tüfeği üzerinde
çalışıyordu. O tüfeğin bugün kullanılan tek-tetik düzeni ise oğlu Val A. Browning’in tasarımıdır.
|
1855 - 1926 |
Ölümüne
kadar John Moses Browning’in
icat ettiği silâhlar veya kısmi sistemler o kadar çok ki, halen kullandığımız o
kadar çok silâhta izi var ki insanın inanası gelmiyor. 1826 dan
günümüze üç-dört nesil silâhçılık, daha doğrusu silâh mucitliği. 1875-1926 arası icatlar furyası bir yarım asır.
DÜNYANIN
EN TANINMIŞ SİLÂHLARINDAN BİRİ DAHA
|
(Ana Aksam Gurupları) |
