John Moses Browning

( 1855 - 1926 )

 

D

aha bütün ateşli silâhlar taşlı çakmaklarla ateşlenirken, 1805 yılında,  Amerika’nın Tennessee eyaletinde bu tarihten aşağı yukarı yüz elli yıl sonra “pop” ve “country” müziğinin  dünya başkenti olacak Nashville kentinde Jonathan Browning adı verilen bir bebek doğdu. Büyürken silâhçılık mesleğini seçti ve 21 yaşında kendi dükkânını açtı. O senelerde kapsüllü ateşleme yeni yeni başlıyordu. Buna rağmen Jonathan iki değişik mükerrer atışlı tüfek yapmayı başardı. Bir tanesinde yan yana duran  beş kubuz (daha doğrusu, ağızdan dolma atış yatakları) kayarak namlu arkasındaki yerlerini alıyorlardı. Diğeri ise, Collier ve daha sonra Colt tarafından da kullanılan döner silindir şeklindeki atış yataklarıyla donatılmıştı.

 

         Oğlu John Moses 1855 yılında doğdu. İlk tüfek mekanizması tasarımını 14 yaşında, tahtadan oyarak, gerçekleştirdi. Daha 20 yaşına gelmeden babasının el aletlerini ve ayak pedallı tornasını kullanarak kendi tüfeğini yaptı. 24 yaşındayken ilk “patent”ini tek atışlı bir tüfek mekanizması için aldı. O yıl babası öldü. John ve ağabeyi Matthew S. Browning babalarının Ogden kentindeki dükkânını işletmeye başladılar. John’ın patentini aldığı tüfekten 600 tane imal edip ondan sonra satışa başlamayı düşünüyorlardı. Bu süreç içerisinde, Connecticut eyaletinin New Haven kentinden T. G. Bennett adında bir ziyaretçileri oldu. BennettWinchester Mükerrer Atışlı Silâhlar Şirketi (Winchester Repeating Arms Company)”nin başıydı. Yapılan silâhlarda ne görmüştü ki kuş uçuşu 3125 Km.lik yolu gidip gelmeyi göze almıştı. Gördüğü, Batı’da bizon avcılarının, Doğu’da ise 1000 yarda (914 metre)  gibi uzun mesafe atışı yarışmacılarının favorisi olan ve çok güçlü fişekler atan düşer bloklu “Sharp’s” tüfeklerinin geliştirilmesiyle oluşmuş bir silâhtı. Sharp’s  tüfeklerinde kullanılan ve  her  atışta ağırlığı ile tüfeği sarsan kocaman horoz ve o horozun ucundan 3 köşe dönerek darbeyi fişek dibindeki merkezi kapsüle ulaştıran ateşleme iğnesi  Browning’in icadında çok ufaltılmış ve basitleştirilmişti. Bu silâh .22 Short ile .50-110 Express  arasında bir çok değişik çapta ve güçte fişek için 30 yıl boyunca imal edilecekti. O sıralarda Winchester’in yaptığı iki mükerrer atışlı tüfek de (Model 1873 ve 1876) böyle güçlü fişekleri ve hatta Ordu’nun beylik .45-70 fişeğini dahi atabilecek güçte değildi.

 

         1880-1900 yılları arasında John M. Browning, Winchester şirketinin en büyük demirbaşlarından biri oldu. Hiçbir zaman Winchester’in ücretli işçisi olmadı. Fakat senede bir kere Doğu’ya gelip Ogden’deki atölyede kardeşi Ed ile birlikte yaptıkları bir veya birkaç silâhı getiriyordu. Winchester bunlardan 40 kadarını 30 tanesi şu veya bu sebepten imalâta geçilmese de  bütün haklarıyla satın aldı. Winchester’in iki emeli vardı; rakip bir şirkete bir Browning tasarımı kaptırmamak, ve Browning’i memnun etmek.

 

         Bütün hesaplara göre, Browning de Winchester’i memnun tuttu. Winchester .22’lik bir pompalı tüfek istedi, Browning yaptı. Winchester pompalı bir av (yivsiz/saçma) tüfeği istedi, Browning yaptı. O tüfek, Model 1893 ve ufak tadilatlarla  Model 1897 olarak bir çığır açtı ve dünya avcılarının “av tüfeği” nosyonlarını ucu bu asrın sonlarında bize varıncaya dek etkiledi. O zamanlar standart Amerikan av tüfeği çifte idi. Bu gün ise, 1’e karşı 4 ihtimal bir pompalı veya yarım otomatik. Amerikalılar pompalı Winchester’lerin iyi bir çiftenin oldukça azı bir fiyata en azından onlar kadar iyi ve daha çok fişek attığını fark ettiler.

John M. Browning ilk yarım otomatik av tüfeğini başarıyla tasarladı ve 1900 yılı civarında bu tasarımını Winchester’e götürdü. Winchester’de tüfek çok beğenildi, ve daha sonra yıllar boyu Winchester’in baş tasarımcısı olarak görev yapacak olan T. C. Johnson çok detaylı ve dikkatli bir (sonradan pişman olacağı) patent şartnamesi hazırladı. Ne var ki, bu sefer John tüfeğin haklarını satmak yerine, muhtemelen işin mali yönünü idare eden kardeşi Matt’in  etkisiyle, satışlardan kar payı istedi. Winchester o zamana kadar kimseyle böyle bir anlaşma yapmamıştı ve Browning’in isteğini reddetti. Browning sıkıntılı bir şekilde yine aynı eyaletteki Remington fabrikasının başkanı Marcellus Hartley’i görmeye gitti. Onun kısa zaman önce öldüğünü öğrenince de, bir gemiye binerek Avrupa’ya, daha önceleri kardeşleri ile bazı silâhlarını ithal ettikleri Belçika’daki Fabrique National’e gitti. Orada yaptığı anlaşmayla, ABD dışındaki bütün satış haklarını bu firmaya sattı. Browning’in bu tasarımını alamayacağını anlayan Winchester şirketi de kendi sistemini icat etmek için çalışmalara başladı.

 

John M. Browning dünyanın hemen her ülkesinde  kullanılan Model 1917 makinalı tüfeği ile

 

 



Daha sonraları, T. C. Johnson; “Browning için hazırladığım patent şartnamesini ihlâl etmeyecek bir tüfek tasarlayabilmem 11 yılımı aldı” diye serzenişte bulunmuştu.

 

Birden fazla ilerlere gittim. Eski rivayetlere göre 1880’lerde John M. Browning göl kıyısındaki kümesinde yüksek sazlıklar arasında avlanırken alçak uçan bir ördeğe ateş eder ve  sazların bir saçma huzmesinin geçebileceğinden çok daha geniş bir alanda öne doğru yattığını fark eder, ve bunu göz önüne alarak bazı çalışmalara başlar. Eve döndüğünde, oradaki eski bir .44-40 çaplı Winchester tüfeği alır, bir demir sac plâkaya .44 inçten az büyük yani kurşunun değmeden geçebileceği bir delik açar, deliği namluyla hizalayıp bir atış yapar. Plâka odanın karşı tarafına fırlar.  Bunun üzerine ortası yine delikli kepçe şeklinde bir parçayı  namlu ucuna bir levyeyle bağlar, bu levyeyi bir çubukla tüfeğin mekanizma levyesine birleştirir. Tüfekle ateş edilince barut gazının oynattığı kepçe ve ona bağlı parçalar mekanizma sürgüsünü geri götürerek boş kovanı boşaltır. Takılan bir yay, sürgünün ve kepçenin orijinal yerine dönmelerini ve bu arada namluya şarjörden bir fişek sürülmesini sağlar. Bu tüfekle bir şarjör dolusu –14 adet– fişeğin bir dakika içinde atılabildiği de rivayetler arasında. Bundan sonra da namlu altına bağlanan bir gaz silindiri ve içinde çalışan yaylı bir piston kullanır.

 

Namluya dik bir ufak silindir ile buradan aşağı bir pergel bacağı gibi çalışan mekanizma kollu ilk barut gazı tazyiği ile çalışan tam otomatik makinalı tüfek ise1890’da Colt firmasına teklif edilir. 1895 yılında ise ABD Bahriyesi tarafından resmen kabul edilir. Bu sırada Ordu halâ elle çevrilen bir krankla çalıştırılan Gatling makinalı tüfeğini kullanmaya devam eder (Gatling, Wilder, Mitraillause gibi tüfekler gerçek “makinalı” tüfekler olup geri tepme veya barut gazı tazyiği yerine insan veya elektrik motoru gücüyle çalıştırılan mükerrer atışlı silâhlardır. 1890’lı yıllarda 70 yaşını geçmiş olan Gatling bir silâhına elektrik motoru bağlayarak, dakikada 3000 fişeklik bir atış hızı elde etmişti. Bu silâhın modern versiyonu olan Vulcan ise dakikada 4500 adet 20, 25 ve 30 milimetre çapında top mermileri atıyor. Elektronik atış kontrolları ile jet avcı uçaklarında kullanılıyor. Bu 1 saniyede 75 fişek eder. Ne var ki takriben 1500 km/saat hızla bir birini yakalamaya veya atlatmaya çalışan iki jet uçağı bir saniyenin ancak küçük bölümlerinde birbirlerinin hedef sahasında kalırlar). 7.62x51 fişeği atan tipi ise pervaneli uçaklardan ve helikopterlerden yer hedeflerine karşı kullanılıyor.

 

ABD Deniz Piyadeleri Colt-Browning makinalı tüfeğini Pekin’deki Boxer İsyanı sırasında yabancı delegasyonların savunmasında etkili bir şekilde kullanırlar (Belki filmini de görmüşünüzdür. 55 Days in Peking, Charlton Heston, Ernest Borgnine, vs.).   

 

 

John M. Browning tasarımı çeşitli silahlar

 

Acaba, bugün ne icat çıkartsam?

Cloud Callout: Acaba, bugün ne icat çıkartsam?Browning ilk yarı-otomatik tabancasını 1897’de tamamladı. Fabrique Nationale, ana yay yuvası namlunun üzerinde olduğundan bizde “çifte borulu” diye tanınan, 7.65 çaplı bu tabancayı 1900 yılında piyasaya sürdü. Başka bir otomatik dolduruşlu tabanca da Colt firmasına teklif edilmiş-ti. ABD Ordu deneme-lerinden sonra  .45 ACP çaplı (11.48x23 mm) bu tabanca  Model-1911 olarak takriben 80 yıl (9x19 mm.lik 14’lü Beretta’nın denemeler sonucu kabulüne kadar) ABD Silahlı Kuvvetleri-nin standart beylik tabancası olarak kaldı.

Peki, bunu  nasıl yapıyordu?  Browning orada çalıştığı bir ara Colt fabrikalarının araştırma kısım şefi olan George Webb şöyle anlatıyor; “Bir çizim masası vardı ama hiç kullandığını görmedim. Aklına gelen şekilleri kaba  paket kâğıdı üstüne kurşun kalemle çizer, daima saat kösteği ucunda taşıdığı ufak makasla keserdi. Onları kendi düşüncelerine göre bir birine iğneler, ustabaşına gösterirdi. O da, ne kalınlıkta olacağını sorar, John’un baş ve işaret parmakları ile gösterdiği kalınlığı ölçer, parçaları yapardı. Bütün parçalar bir araya gelince John bir el ateş eder, bütün parçaları söküp inceler, gereken değişiklikleri söylerdi. Bunlara göre yapılan silahı 5-10 el atar, tekrar söker ve incelerdi. Bundan sonra parçalar  imalâta göre ayarlanıp sürtünen yerlerine göre çelik cinsi ve ısıl işlemlerine karar verilir ve silâh imalâta girerdi.”

 

 

Tasarladığı silâhların resimleri ve listelerini bu yazı içinde görüyorsunuz. 1926’da öldüğünde meşhur süperpoze av tüfeği üzerinde çalışıyordu. O tüfeğin bugün kullanılan tek-tetik düzeni ise oğlu Val A. Browning’in tasarımıdır.

 

John M. Browning

1855 - 1926

Ölümüne kadar John Moses Browning’in icat ettiği silâhlar veya kısmi sistemler o kadar çok ki, halen kullandığımız o kadar çok silâhta izi var ki insanın inanası gelmiyor. 1826 dan günümüze üç-dört nesil silâhçılık, daha doğrusu silâh mucitliği. 1875-1926 arası icatlar furyası bir yarım asır.

 

DÜNYANIN EN TANINMIŞ SİLÂHLARINDAN BİRİ DAHA

 

Model 1935 BrowningOndörtlü

(Ana Aksam Gurupları)