
Sadece av tezkereli (ava giden gitmeyen, tezkeresini
yenileyen yenilemeyen) takriben 2½ milyon av tüfeği sahibi bulunan yurdumuzda
çok çeşitli av silâhları bulunmakta ve kullanılmaktadır. Bu av tüfekleri bazen
dededen, babadan kalarak veya başka birinden satın alınarak elimize
geçmiştir. Bazen de bir dükkânın rafından çil para gibi pırıl pırıl alınmıştır.
Bu silâhların tiplerinden çeşitli yerlerde defalarca bahsedilmiştir. Yine de av
ve silâh merakı yeni başlayanlar ve eski yayınlara ulaşmakta güçlük çekenler
için tekrar kısaca gözden geçirelim. (Bu yazıda maksat, kullanım ve imâlat
yönünden “yivli av tüfekleri”nden oldukça farklı olan “yivsiz av tüfekleri”nden
sadece “av tüfekleri” diye bahsedilecektir. A.K.)
Dolma
Tüfekler
Ülkemizde
artık büyük bir ihtimalle hiçbir avcının kullanmadığı bu silâhlar namlu ucundan
sırası ile karabarut, paçavra/kağıt/keçe tapa, saçma ve paçavra/kağıt/karton
tapa ile doldurulurlar. Kapsüllü olanlarda, kapsül namlunun gerisinde yukarıya
bakan memeye takılır. Taşlı çakmağı olanlarda ise falya çanağına bir tutam ince
baruttan ağızotu konulur. Bir veya iki namluları (pek nadiren daha fazla),
çifte ve süperposeleri tipleri vardır.
Ülkemizde,
müzeler dışında bu tip çakmaklı av tüfeğinin kaldığını dahi sanmıyorum. Bazı
yabancı ülkelerde (bilhassa A.B.D.de) biraz eğlence, biraz da nostalji
sebebiyle hem kapsüllü hem de taşlı çakmaklı dolma tüfekle atış yapanlar ve
avlananlar vardır. Dolma tüfek kullanan avcılar için daha uzun av mevsimleri
tanınmaktadır. Dolma tüfeklerle özel atıcılık yarışmaları yapılmakta, bazı
kişiler ve gruplar kullandıkları silah tipinin bulunduğu çağa göre kıyafetler
giyerek yarışmalara ve toplantılara renk katmaktadır.
En ünlü İngiliz
silâhçılarından Joseph Manton tarafından 1807’de yapılmış, Manton patentli
yüksek namlu şeridi ile mücehhez, taşlı çakmaklı sarma namlulu bir dolma
çifte. |

Tek
Namlulu, Tek Atışlı Tüfekler
Tek
atışlı tüfekler kırma, mavzer tipi sürgülü veya levyeli blok tipi olurlar.
Normal olarak mükemmel cephane tipinde av fişeği ile namlu arkasından, yani
kuyruktan, doldurulurlar. Ülkemizde bunların bazıları eski tek dolma tüfek
namlusu kullanılarak yapılmışlardır. Bu şekilde (bihassa sarma çelik
namluyla) yapılmış olanlar çok tehlikelidirler. Fişek yatağı açılırken zaten
ince olan atım yatakları cidarı daha da incelir. Ayrıca, piyasada bulunan bazı
70 ve
İki veya
Daha Fazla Namlulu Tüfekler
Çifte,
Süperpoze, Drilling, Vierling vb., olarak tanınan bu av tüfeklerinin hemen
hemen hepsi (Bazı antika sayılacak silâhlar ve Darne markalı Fransız çiftesi
aklıma gelen istisnalar) kırma olarak yapılmıştır. Bazı iki namlulu
tüfeklerin ve drillinglerin bir namlusu, vierlinglerin ise genellikle iki
namlusu yivli tüfek fişeği atacak şekilde yapılır. Bizi daha çok yan yana veya
üstüste (süperpose) namlulu kırma çifteler ilgilendirir.
Çeşitli
Mekanizma Sistemli Mükerrer Atışlı Tüfekler
Çoğunlukla pompalı
olmakla beraber (bunlara “el otomatiği” diyenler de vardır fakat bu yanlış bir
tabirdir), mavzer tipi sürgülü veya Winchester tipi levyeli olanları da vardır.
Her atıştan sonra mekanizma elle
çalıştırılarak şarjörde (fişek haznesinde) bulunan fişeklerden biri namluya
(fişek yatağına) sürülür.
|
10 ve 12
numara (1887’deki hediyesi $25) |


Otomatik
Doldurmalı (Yarım Otomatik) Tüfekler
Geri
tepme veya barut gazı basıncı ile çalışan bu av tüfeklerinde ilk fişek
atıldığı zaman boş kovan otomatik olarak dışarı atılır. Ve, yerine dolu bir
fişek sürülerek silâh atışa hazır olur.
(Mükerrer atışlı ve yarım otomatik av
tüfeklerinin yasal olarak avda kullanılabilmeleri için fişek hazneleri
ya takoz takılarak, ya da imâlat sırasında
veya sonradan tıkanarak sadece iki fişek alacak,
yani bir dolduruşta en çok üç atış
yapabilecek, şekilde yapılmış olmalıdır.)
Yukarıda
tarif edilen av tüfeği tiplerinden dolma olanları, daha önce işaret edildiği
gibi, oldukça nadir ve kullanışsızdır. Bu sebeple bunlardan şimdilik
bahsetmiyeceğiz. Yurdumuzda da pompalı ve yarım otomatik tüfeklerin oldukça
kaliteli ve ithal mallarına göre daha hesaplı olarak yapılmaktadır. Bu yüzden
pompalı dışında mükerrer atışlı veya tek atışlı av tüfekleri oldukça az
kullanılmaktadır.
Yanyana
veya üstüste namlulu çifte, pompalı mükerrer atışlı veya yarım otomatik av
tüfekleri arasında yapılacak tercih tamamen avcının alışkanlıkları, iki veya üç
fişek (yasal olarak) atabilmek arzusu veya mali düşüncelerine bağlıdır.
Seçilecek silâh ne tip, çap veya marka olursa olsun, dikkat edilecek bazı
hususlar vardır.
Bir av tüfeği (ve
herhangi bir diğer ateşli silâh) ne maksatla olursa olsun ele alındığında ilk
ilk şey silâhın boş olup olmadığını kontrol etmek olmalıdır. Eğer niyetimiz
silâhı incelemek veya temizlik/bakım yapmak ise silâh doluysa boşaltılmalıdır.
Şayet atış yapılacaksa namlunun temiz ve boş olduğu kesin olarak görülüp uygun
fişekle doldurulmalıdır.
Dolu veya boş hiçbir
silâh vurmak istemediğimiz bir hedefe veya güvenle ateş edemeyeceğimiz bir yöne
çevrilmemeli, doğrultulmamalıdır. Hiçbir zaman unutmayın ki “Şeytan doldurur”
sözü boşuna söylenmemiştir. Son senelerin gazete, TV haberlerini bir
anımsayın; “arkadaşına silâhını
gösterirken .......”, “babasının boş sandığı silâhı ile oynarken ...........”,
“beylik silâhını temizlerken ..........”, “boş silâhla poz verirken ........”,
“nişanlısına şaka yaparken ..........”. Ufak bir ihmal
yüzünden benzer bir gazete veya TV haberi olmak arzu edilmese
gerek.
Bundan
sonra, incelenecek olan silâhın genel işçilik, bakım ve mekanik çalışma
durumuna, ölçülerine, markasına bakılır. Kaba işçiliği olan fakat sağlam ve iyi
bakılmış bir av tüfeği, mutlaka çok iyi imâl edilmiş fakat bakımsızlıktan
güvensiz veya hurda hale gelmiş av tüfeğinden daha makbuldür. Her ne kadar
tanınmış bir marka, kalitenin garantisi olarak bilinirse de meşhur markaların
düşük kaliteli taklitleri de bulunabilir. Bununla beraber, markası pek
duyulmadığı halde kalitesi iyi olan silâhlar da vardır.
Bu gibi
hallerde taklitlerin ayırdedilmesi için ilerde bahsi geçecek olan kontrol ve
imâlat damgalarının tanınmasının faydası olacaktır. Mesela, tanınmış bir
Belçika fabrikasının ismini fakat İspanyol kontrol işaretlerini taşıyan bir silâh
meşhur bir markadan istifade ederek gerçek değerinin üstünde bir fiyatla
satılmak istenilen bir taklittir.
Av için
kullanılacak bir silâh alınırken dikkat edilecek hususlardan biri de tüfeğin
yapılacak ava uygun olmasıdır. Bunu sağlayan özellikler şunlardır:
Çap
(Kalibre)
Av
tüfeklerinde çap, numara veya “gauge” olarak verilir. Günümüz av tüfekleri 10,
12, 16, 20, 28 gibi numaralarla çaplandırılır. Bu, eski ölçüm/imâlat
tekniklerine göre belli bir namlunun cidarına teğet geçen saf kurşun
kürelerin 1 libre (453.6 gr) ağırlığa düşen sayısıdır. Yani, 12 kurşun küre 1
libre geliyorsa bu kürelerin çapındaki namlu 12 numara, 28 kurşun küre 1 libre
geliyorsa bu çaptaki namlu da 28 numaradır.
Görülüyor
ki; bir av tüfeğinin çap numarası (kalibresi) ile gerçek çapı ters orantılıdır.
Numara veya “gauge” sayı olarak büyüdükçe 1 libre kurşundan yapılan kürelerin
sayısı artar. Yani kürelerin ve onları atacak namlunun çapı küçülür (Belçika
Standartlarına göre; 12 Numara=18.4mm., 20 Numara =15.6mm., 28 Numara=13.8mm. -
İngiliz Standartlarında bunlar 0.10-0.15mm. daha büyüktür).
Ondokuzuncu
yüzyılın ortalarında bilhassa fil, gergedan gibi büyük av için yapılmış yivli
ve yivsiz 4 ve 8 Numara tüfekler olmasına rağmen günümüzde kullanılan en büyük
av tüfeği çapı 10 Numaradır. Bunun da en güçlü dolusu 63 gr. (2¼ ounce) saçma
atan
ABD’de
bilhassa kaz avcılarının kullandığı bu çapta silâhlar gerek aşırı ağırlıkları
gerekse aşırı tepmeleri yüzünden başka bir avda pek kullanılamaz ve tavsiye de
edilmez. 16 Numara av tüfekleri yirminci yüzyılın ilk yarısında çok popüler
olmasına rağmen artık pek rağbet edilmeyen tüfeklerdir. Çünkü, artık daha hafif
ve daha zarif olan 20 numara tüfeklerle aynı sonuçlara erişmek, hatta daha iyi
neticeler almak mümkündür.
Daha ufak
çaplarda ülkemizde pek tutulmazlar. Ancak, 36 numara diye bildiğimiz (aslında
çapına göre 60 Numara olması gerekir) ve İngilizce literatürde .410
gauge diye anılan bir çap vardır ki, bu 410/1000 “inch” (takriben
Şok ve
Patern
Av
tüfeklerinin kullanılacağı ava göre istenilen randımanı vermeleri, çaplarına ek
olarak, “şok”larıyla sağlanır. Saçma atmak için yapılmış namluların en ucundaki
birkaç santimlik kısmında, bir miktar daralmalarına “şok” denir (bazı
tüfeklerde aynı sonuç namlu çapını önce iyice büyütüp sonra namlunun orijinal
çapından daha büyük bir çapa daraltarak sağlanır). Şoklar derecelerine göre
saçma huzmesini değişik oranlarda dağıtırlar. Saçmaların bu dağılma şekil ve
çapına “patern” denir. Uluslar arası standartlara göre,
Şoksuz
(cylinder choke)
tüfek, saçmalarının
% 40 ını
¼
Şoklu (improved cylinder
choke)
“
“ % 50 sini
½
Şoklu (modified
choke)
“
“ % 60 ını
¾
Şoklu (improved modified
choke)
“
“ % 65 ini
isabet ettirir. Yukarıda
belirtilen
Şoklar ve
patern av tüfeğinin etkili atış mesafesini de etkiler. Şöyle ki, “Silindir Şok”
ile
Vurulacak
hedefin büyüklüğüne göre saçma seçimi yapıldığında (skeet/trap plakası veya
bıldırcın için şoksuz veya ¼ şoklu bir tüfekle 9-10, kaz için tam şoklu tüfekle
2-0/2 ve arada kalan hedef boyları için de uygun şok ve 7-4 arası saçma boyları
seçildiğinde) ideal olarak hedefe 4-6 adet civarında bir saçma miktarı vurur.
Bu da “uygun” mesafede “uygun” saçma boyu ve düzgün bir atışla hedefin kesin
olarak düşürülmesini sağlar, pek yaralı bırakmaz.

Aynı
şekilde, 20 numara bir tüfek uzun mesafeli atışlarda (mesela; kaz avında) aynı
şoku olan bir 12 numara tüfek kadar etkili olamaz. Bunun yanı sıra, çok
yürünecek, ufakça hedeflere hafif dolular atılacak bir avda da hafif bir 20
numara tüfeğin yerini pek başka tüfek alamaz. Namlu şokları aşağıda görülen
şok işaretleri veya namlu altında kontrol damgaları yanında verilen çap
ölçüleriyle belirtilir. Bazı tüfeklerde ise aşağıdaki işaretler kullanılır:
Şoksuz
= Cylinder
veya
***
¼
Şok
= Imroved Cylinder
veya **‾
½
Şok
= Modified
veya
**
¾
Şok
= Improved Modified
veya *‾
Tam Şok
=
Full
veya *
(Değişik
markalarda başka şok işaretleri de kullanılmıştır)
Ağırlık
Av
tüfekleri için oldukça önemli bir unsur da ağırlıktır. Çok yürümek
gerektirebilen keklik, bıldırcın gibi avlar da hafif tüfekler tercih edilir.
Bunun maksadı hem avcıyı yormaması hem de ani kalkan kuşlar için tüfeğin çabuk
omuzlanması ve yönlendirilebilmesidir. Uzun bir av gününün sonlarına doğru bir
keklik parladığında ağır bir tüfeği omuza kaldırmak bile güç olur.
Lakin,
çok az yürünen ve genellikle sandaldan veya kümeden yapılan ördek, kaz
avlarında ağırca tüfekler daha uygun olur. Bu avlarda kullanılan sert ve ağır
saçmalı dolularla, ağır bir tüfeğin kullanılması avcıyı aşırı tepme etkisinden
korur. Geri tepme etkisi (en az silâh sesi kadar) avcıyı rahatsız edecek
dereceye varırsa baş ağrılarına ve kulak çınlamalarına sebep olabilir. Hatta,
zamanla avcının şuur altında bir geri tepme korkusu gelişmesine ve her atışta,
tetik çekme sırasında irkilmesine (ve hedefi ıskalamasına) sebep olabilir.
Namlu Boyu
ve Denge
Yapılacak
atışa uygun olarak seçildiğinde, namlu boyu ve denge de avcıya yardımcı olacak
av tüfeği özellikleridir. Eskiden, fişeklerde karabarut kullanılırken,
kullanılan barut miktarı, namlu boyu ve menzil az çok doğru orantılıydı.
Kuvvetli dolularda kullanılan iri taneli karabarut miktarı ancak uzun bir namlu
boyunda tamamen yanabilirdi. Bu sebeple uzun bir namlu uzun menzille eş anlamlı
idi.
Şimdi
kullandığımız dumansız barut için namlu boyunun
Ördek,
kaz gibi genelde geçit atışı yapılan kuşların avında ise uzunca bir namlu
dengeyi tetik köprüsünden 8-
Kundak
ölçüleri
Av
tüfeklerinde avcıya ve ava göre değişmesi gereken bir unsur da kundak ölçüleridir.
Uzun kollu bir avcı ile kısa kollu bir avcı aynı tüfeği aynı rahatlıkla
kullanamaz. Kundağı kısa olan bir tüfek acele bir atışta omuza tam oturtulmayıp
atılırsa çok teperek avcıyı rahatsız eder. Uzun kundaklı bir tüfek ise yine av
telaşı içinde gömlek veya ceketin kol altına takılıp omuzlamayı geciktirir,
kötü bir atışa ve/veya avın kaçmasına sebep olabilir.
Avın
yapıldığı mevsime göre giysilerimizin kalınlığı da çok farklı olabilir.
Kundak boyunu ölçmek için tetik kolu dirsekten 90 derece bükülüp tüfeğin kundak
tabanı dirsek bükümünün iç tarafının hemen üstüne dayanır ve tetik
parmağı tetik köprüsünün yanına uzatılır. Parmağın ilk boğumu tetik (çift tetik
varsa, ön tetik) hizasına geliyorsa kundak boyu uygundur. Bu denemeyi yaparken
avda kullanılacak giysilerin giyilmesinde fayda vardır. Bu ölçüde 1-1½ cm. bir
fark fazla etkili olmamakla beraber, daha büyük farklılıklarda kundak boyunun
kesilerek kısaltılması, veya bir türlü ekle uzatılması iyi olur.
Kol boyu
kadar boyun uzunluğu, yüz şekli, elmacık kemiğinin yeri gibi unsurların sebep
olabileceği atış bozuklukları çeşitli kundak ölçüleri ile oynanarak
düzeltilebilir. Bu konu daha ileride “Kundak” başlığı altında daha detaylı
incelenecektir.
İşçilik
Yukarıda daha çok av tüfeğinin ava ve avcıya
uygunluğuna bir göz attık. Şimdi de, işçilik, kalite ve sağlamlık gibi
özelliklere ve bunları nasıl tespit edeceğimize bir bakalım. Bu yönden
silâhların dış görünüşü bize oldukça fazla bilgi verebilir.
Tüfeğin namlusuna nişan alır gibi fakat az daha yukarıdan bakılınca namlu
düzgün, pürüzsüz ve ondülesiz (dalgasız) gözükmeli, namlunun etrafında çizik,
oyuk olmamalıdır. Ezik izleri bulunmamalı, meneviş veya kaplama tek renk ve
dalgasız olmalıdır. Namlu üzerinde veya namlular arasına bant veya köprü
konmuşsa, bu şeridin üstünün tırtıllı veya benzer işlemeli olması ışık
yansımasına mani olur, nişan alırken avcının gözünü almaz. Namlu, kubuz veya
mekanizma üstünde yazılar, rakamlar veya işaretler varsa; bunlar düzgün sıralı,
muntazam, temiz, okunaklı, keskin kenarlı ve doğru bir lisanla yazılmış
olmalıdır (Bazı kaçak Karadeniz yapısı silâhlarda “MzzMzzM
Baskülün
(kırma tüfeklerde namluların bağlandığı ve çakamakların bulunduğu kısım)
yanları ve altı, namlu ile baskül arasında kalan ve normalde görünmeyen
kısımlar, hep parlak ve temiz olmalı, eğe, freze ve diğer alet izleri
bulunmamalıdır. Buradaki deneme ve ölçü işaretleri yukarıda
namlu/kubuz/mekanizma için belirtildiği gibi olmalıdır. Yüksek kaliteli
tüfeklerde baskül ve çakmaklarda gravür bulunuyorsa, bu işlemelerin temizliği,
hatlarının düzgünlüğü ve keskin kenarlı olması, insan/hayvan figürlerinin
stilize dahi olsa karikatüre benzememesi, anatomilerinin doğru olması gerekir.
Kırma
tüfeklerde namlu ile baskül birbirine boşluksuz, pürüzsüz bir şekilde, sanki
tek parçaymış gibi yapışmalıdır. Namlular yerine kilitlendiğinde sağa sola veya
aşağı yukarı oynamamalıdır. El kundağı çıkarılıp tüfek kabzadan tutulup biraz
silkelendiğinde bu kısımdan tıkırtı şıkırtı sesleri gelmemelidir. İyi
yapılmamış veya kötü kullanılmış tüfeklerde bu kısımda bulunan göbek mili ve
kilitler ezilerek boşluğa ve dolayısıyla namlu sallanmasına sebep olur. Bu tip
boşluklar iyi değildir ve istenmez. (Fakat, tüfek aslında manen veya madden
değerli bir silâh ise ehil bir usta tarafından bu hataların çoğu giderilebilir.)
Tüfeğin dipçiğinde ve el kundağında (ahşap aksamda) çatlaklar olmaması, tahta
ve metal parçalar arasında boşluk bulunmaması lazımdır. Kundak tahtasının
cinsi, rengi, damarlarının güzelliği, cilasının temizliği, tırtıllarının
inceliği ve muntazamlığı bir av tüfeğinin değerini yükseltir. Tırtılların
baklavaları temiz, keskin, sivri uçlu olmalı, tırtıl hududu dışına
taşmamalıdır. Kundak cilası düzgün, dalgasız olmalı, tahtanın gözenek delikleri
görünmemeli, cila aşırı parlak olmamalıdır. Aşırı parlak cilalar güneş ışığını
yansıtarak avınızı ürkütebilir. Gözenekli bir cila ise kundağın su veya yağ
emmesine yol açar.
Namlu ve çakmakların iç kısımları ve dahili metal aksam ne kadar parlak ve
temiz yüzeyli olursa aşınma ve paslanma o kadar zor olur. Av tüfeklerinin
ve diğer ateşli silâhların namluları için kullanılan çeliklerin cinsi
(bazı eski avcıların inandığının aksine) onların hedefi daha iyi vurmasına veya
avı “yakmasına” bir etkisi olmaz. Kaliteli, homojen bir çelik ile daha güçlü
dolular atacak namlularla veya normal doluları atabilecek daha ince/hafif
namlular yapmak imkanı olur. İyi cins çelikten yapılmış bir namlu diğerlerine
kıyasla daha zor yarılır veya parçalanır.
Nikel
çeliği namlular daha zor paslanır. Paslanmaz çelikten yapılan veya sert krom
kaplanmış namlular paslanmaya ve lekelere karşı daha da dayanıklı olur. (Av
tüfeği namlularında kullanılacak olan çelik takriben ‰ 3-4 karbon ve ‰
4-5 kükürt içerir. Bu karbon miktarı doluların darbesiyle sertleşmeyecek fakat
esnekçe bir çelik demektir. Kükürt miktarı ise sertleşme direncini artırır. BU
miktar kükürt bir bıçak çeliğinde olsa, su verilip sertleştirilemez. A.K.)
Tüfeklerin sağlamlığında en az namlu kadar önemli bir unsur da kilit
tertibatıdır. Çok çeşitli kilit sistemleri olmakla beraber bunların hepsi ait
oldukları silâhın, o silâh için öngörülen dolularla atılması halinde kolay
kolay bozulmazlar. Dikkatsizlik, kötü bakım, belirli bir silâh için aşırı sert
doluların atılması zaman içinde bir aşınma ve gevşemeye sebep olur. Bu boşluk
vaktinde önlenmez veya onarılmazsa gittikçe artan bir hızla büyür.
Namlu ile
kubuz arasında oluşan boşluk kovan diplerinin yarılmasına, kopmasına ve
boşluktan dışarıya tazyikli sıcak gazların ve ufak metal parçacıklarının
fırlamasına sebep olur. Bu gaz ve/veya parçacıklar atıcıyı veya yanındakileri
yaralayabilir, kör edebilir, hatta öldürebilir. Bu tip kazaların çoğunda neden
hafif dolular için tasarlamış ve imâl edilmiş silâhlarda sert dolular
atılmasıdır.
Her av tüfeğinin namlusu ve kilidi, belirli bir tazyik veren fişeklere (deneme
fişekleri –proof load) göre yapılmıştır. Hele sarma çelik namlular
sadece karabarutla doldurulmuş fişekler için yapılmıştır. Sarma namlular, bir
birine demirci ocağında ısıtılarak kaynatılmış yüzlerce sıra telden oluşur.
Bundan 200-300 sene önce sarma namlular tek bir çelik çubuktan delinerek
yapılan namlulara göre daha sağlam olurlardı. Fakat takriben 125 yıldır
sarmadan daha sağlam olan düz çelik namlular üretilmektedir. Sarma namlularda
dumansız barutlu (günümüzdeki bütün fişekler gibi) av fişekleri atıldığında
karabaruta nazaran çok daha yüksek ısıda bir gaz kitlesi yine karabaruta
nazaran daha yüksek tazyiklerde bu sarma tellerin kaynak gözenekleri arasına
sızmaya başlarlar. Bu gözle görünmeyen mikroskopik aralıklara sızan gazların
kalıntıları temizlenemez. Zamanla oksitlenme (paslanma) ile daha büyük
aralıklar meydana gelir.
Lafın
kısası, dumansız barutla atılan bir sarma namlu ER VEYA GEÇ PARÇALANMAYA
MAHKUMDUR! . . .
Soru
- Patlama sırasında bir namludaki en yüksek ısı ve basınç
nerededir?
Cevap- Namlunun en gerisindeki fişek yatağı ve bunun
önündeki 5-10 santimde!
Soru
-
Atış sırasında av tüfeği kabzadan başka nereden tutulur?
Cevap- Namlunun en gerisindeki fişek yatağı ve bunun
önündeki 5-10 santimden!
Soru - Dumansız
fişekle atılan sarma namlular genelde nereden parçalanır?
Cevap- Namlunun en gerisindeki fişek yatağı ve bunun
önündeki 5-10 santimden!
Hala,
bilhassa köylerimizde, kasabalarımızda, sol ellerinin bir kısmı veya bir kaç
parmağı olmayan yaşlı avcılara rastlarız. Eski av tüfeği namlularından
(bazıları sarma olan) tek kırma tüfekler yaptırmak bir ara çok popülerdi
(çünkü ucuzdu)!
Köye ava
gelen bir yabancı (Türk, Amerika’lı veya Avrupa’lı) avcı kendisini ağırlayıp
ava çıkaran köy avcılarına “iyilik” olarak birkaç “güzel” yabancı fişek bırakır.
Ondan
sonra bir gün; seyir eyle sen gümbürtüyü!

1- Önce
kaynatılıp çubuk halin getirilen teller
daha
2- Kaynak sırasında teller ve çubuklar
sonra yay gibi bükülerek birbirine kaynatılıyor.
arasında
kalan küçük gözenekler.
Yukarıda
“Her av tüfeğinin namlusu, kubuzu ve kilidi patlama sırasında belirli bir
tazyik veren fişeklere göre yapılmıştır” dedik. 19.yüzyılın sonlarında
karabarutlu av fişekleri 60-
{Toplu
tabancalara ve cephanelerine merakı olanlar iyi bilir; .357 Magnum fişeği .38
Special fişeğinin, .44 Magnum ise .44 Special fişeğinin 20. yüzyıl
ortalarında yüksek tazyikler ve çekirdek süratleri verilecek şeklinde
doldurulmasından başka bir şey değildir. Bu “Magnum” fişekler ticari hale
getirileceği zaman, güçsüz silâhlarda güçlü doluların atılmasına mani olmak
için .38 ve .44 Special kovanları bir miktar (2½-

Solda DOĞRU: 70mm (2¾”) yatakta 70mm {veya
75mm (
Sağda YANLIŞ: 65mm (2½”) yatakta 70mm (2¾”) /
70mm yatakta 75mm (
Günümüzdeki
yıldız kıvırma ile (daha önce yapılan karton tapa üstüne yuvarlak kıvırmanın
aksine) 70 hatta

N 12 Numara bir
“Winchester” önünde 20 numara bir “Federal” fişek! N
Fişek
yatağı boyu, kırma çiftelerde; fişek yatağı altında deneme işaretleri ve namlu
çapı ölçüleriyle beraber belirtilir. Pompalı ve yarım otomatik tüfeklerde ise
namlunun yanında ve tüfek sökülmeden rahatça görülebilecek bir yerde (imâlat
yerine göre 70-
Deneme İşaretleri

Kubuzdaki
damgaların bazılarının görünüşü

Yukarıdaki
Örnekler Arasında Bulunmayan Bazı İşaretler

( Deneme işaretleri
konusunda, çeşitli ülkelerin farklı tarihlerde ve farklı maksatlar için
kullanılan
bütün işaretleri
düşünüldüğünde, başlıbaşına bir kitap yazılması gerekir. AK.)
Ateşli silâhların namlu, kubuz ve mekanizmaları
imâlatın çeşitli safhalarında denemelerden geçerler. Standartlara
uygunluklarının ve sağlamlıklarının kontrol edildiği bu denemelerde yüksek
basınçlı özel fişekler kullanılır. Deneme atışlarından sonra çeşitli ölçümler
yapılır.
Bu ölçümlerde tespit edilen bilgiler ve deneme
atışlarının başarıyla yapıldığını gösteren işaretler çelik harf/rakam/işaret
zımbaları ile denenen aksama çakılır. ABD’de resmi bir devlet denemesi yoktur
ve denemeler imâlatçı firma tarafından yapılır. Avrupa’da her ülke kendisine
has, fakat sonuçta birbirine prensip bakımından az çok benzeyen devlet
denemelerini yaparlar.
Namlular delinip raybalandıktan ve dışları tornalanıp son ölçülerine geldikten
sonra (yani daha sonraki işlemlerin namluları zayıflatma ihtimali oldukça
azaldıktan sonra) fakat fişek yatağı daha açılmadan önce namlu içleri kuru ve
parlak bir durumda devlet deneme evlerine (Proof House)
gönderilirler.
Namlu
çapları burada ölçülür, ölçüler kuyruğa yakın bir yere çakılır. Dipleri
tıkanıp, karabarut ve kurşun misketle takriben 1000-1200 Kg/cm² basınç verecek
şekilde doldurulup, kum setleri üzerine yanyana yatırılır ve uzun bir fitille
arka arkaya ateşlenirler. Bu denemeden sonra şişme, yarılma, vb. arıza
buluınmayan namlular “İlk Deneme” damgası ile işaretlenip imâlatçıya iade
edilir.
Fişek
yatağı açılıp birbirlerine ve/veya bir kubuza bağlanan namlular ikinci bir
denemeye girip yine normal üstü basınç verecek şekilde ateşlenir ve denemeyi
geçen namlu/aksam “İkinci Deneme” işareti ile zımbalanır.
Tamamen
monte edilip son haline gelen (bu safhada silâhlar menevişli veya menevişsiz,
kundak takılmış veya takılmamış durumda olabilir) ve üzerinde başka mekanik
işlem yapılmayacak olan metal aksam kullanış maksadına ve o silâhta atılacak
olan fişekleri bağlı olarak 600-1200 Kg/cm² basınç verecek özel fişeklerle ülke
standartlarına göre bir veya birkaç defa atılıp kontrol edilir. Denemeyi geçen
silâhlara “Son Deneme” damgası vurulur.
Bazı
ülkelerde 1inci ve/veya 2nci deneme genelde (veya istek üzerine) yapılmayarak
sadece son deneme yapılır. Çeşitli ülkelerin yıllar boyunca geliştirerek
yaptıkları ateşli silâh sağlamlık denemeleri ve kullandıkları çeşitli maksatlı
işaretler o kadar çoktur ki oldukça hürmetli boyda bir kitaba konu olabilirler.
Bu yüzden bu konu oldukça yüzeysel geçilmiştir ve sadece tipik bir kaç örnekle
yetinilmiştir.
1- HER ATEŞLİ
SİLAHA DOLU BİR SİLAH MUAMELESİ YAP.
2- TETİĞİ
ÇEKMEDEN ÖNCE HEDEFİNDEN EMİN OL.
3-
SİLAHINI ASLA ATEŞ ETMEK İSTEMEDİĞİN BİR ŞEYE/YÖNE DOĞRULTMA.
4-
SİLAHINI, NAMLU UCU DAİMA KONTROL ALTINDA OLACAK ŞEKİLDE TAŞI.
5-
KULLANILMADIĞI ZAMAN SİLAHIN MUHAKKAK BOŞ OLMASINI SAĞLA.
6- NAMLU
VE MEKANİZMANIN TIKALI OLMADIĞINDAN EMİN OL.
7- YALNIZ
BIRAKTIĞIN SİLAHIN MUHAKKAK BOŞ OLMASINI SAĞLA.
8- ASLA
DOLU BİR SİLAHLA BİR ÇİTİN VEYA HENDEĞİN ÜSTÜNDEN ATLAMA.
9- YASSI
VE SERT ŞEYLERE VEYA SU YÜZEYİNE ASLA ATEŞ ETME.
10-SİLAH KULLANACAĞIN ZAMAN
ALKOL VE KEYİF VERİCİ MADDELER KULLANMA.
(Çok mühim olduklarına inandığım için bu
kuralları her fırsatta tekrar ediyorum. A.K.)
Silâh Tipi
İyi işçilik, sağlamlık, kalite ve ava uygunluk
her av tüfeğinde bulunması gereken hususlardır. Bir de, avcıdan avcıya değişen.
Fikir, tavsiye, tecrübe, alışkanlık, mali faktörler ve zevke dayanan konulara
göz atalım.
Burada akla gelecek en basit ve hesaplı olanları genelde tek atışlı kırma veya
mekanizmalı tüfeklerdir. Bunları sıra ile mükerrer atışlı mekanizmalı, pompalı,
yarım otomatik, yanyana kırma ve süperpose tüfekler izler. Bu sıralama ortalama
tüfeklere göre olup her tip içinde bulunan (tek namlulu kırma Winchester veya
Browning Amerikan Trap tüfekleri gibi) özel yüksek kalite ve fiyatlı
tüfekleri kapsamaz.
Av
sırasında silâhlarında 3 fişek olmasını isteyen bazı kişiler atış
kolaylığı yönünden yarım otomatik tüfekleri, bazıları ise fişek arızalarına
rağmen garantili çalışmasını tercih ettikleri pompalı tüfekleri tercih ederler.
İki
namlulu kırma tüfek meraklıları arasında ise, kaliteli bir yan yana namlulu düz
kabzalı “İngiliz” kundaklı çiftenin görünümünü sevenlerden tutun da iki namlu
arasından daha iyi nişan aldıklarını iddia edenler, namluların az bir
kırılması ile fişek boşaltıp doldurduklarını söyleyenler de vardır.
Süperpoze
meraklıları arasında ise tek namlu üstünden nişan almayı tercih edenler, atış
sporuna meraklı olanlar ve bu tip av tüfeklerinin el dolduran el kundağını
sevenler bulunur.
Çift namlulu tüfeklerde genellikle iki namlunun “şok”u farklıdır. Ayrıca, iki
namluya iki farklı numara saçmalı fişek konularak yakın veya uzak, küçük veya
büyük hedeflere göre bir tercih yapılabilir. Tek namlusu bulunan mekanizmalı,
pompalı ve yarım otomatik tüfeklerde ise (değişebilen şoklu olsa bile) arka
arkaya atışlarda aynı şokları kullanmanız kaçınılmazdır.
Eskiden
pompalı veya yarım otomatik tüfeklerin bir cazibesi de arka arkaya 5, 7 hatta 9
fişek atabilme imkanıydı. Ne var ki, daha önce de bahsettiğimiz gibi, şimdiki
durumda fişek hazneleri 2 den fazla fişek alan, yani fişek yatağına sürülenle
beraber 3 ten fazla fişek atabilen tüfeklerin avda kullanılması yasaktır.
Ekler ve
Değişiklikler
Tüfek tipinden sonra tercih sırası bazı eklere,
aksesuarlara, değişikliklere gelir. Pompalı, yarım otomatik ve süperpoze av
tüfeklerinin namluları üzerinde namlu boyunca uzanan şerit halinde ince tırtıl,
yekpare veya ayaklar üzerine bağlı bantlar gibi nişan almaya yardımcı olur.
Köprü tipi şeritler ard arda çok atış yapılan durumlarda namlu ısısının havayı
dalgalandırarak nişan hattını bozmasını önler. Skeet ve Trap tüfeklerinde,
irice olan (ön) arpacığa ek olarak, hizalamayı kolaylaştırmak için, namlu
ortasına ufak bir boncuk arpacık takılır.
Mekanik aksesuarlar arasında, çift namlulu kırma silâhlar için tercihli veya
tercihsiz tek tetikler ilk sırayı alır. Tek tetikle iki namluyu da sırayla
ateşliyen bu tertibat ile, eğer tercihsiz (non-selective) ise namlular
hep aynı sıra ile (örneğin; hep sağ-sol veya alt-üst) ateşlenirken tercihli (selective)
tek tetik atıcının isteğine göre bir ufak mandal veya düğme hareketi ile
namlu atış sırasını değiştirebilir.
Otomatik ejektörler tüfek kırıldığında kovan veya fişekleri normal tırnaklar
gibi sadece 5-
Bunların iyi tarafları kadar kötü tarafları da vardır. Mesela çift tetikli bir
çiftede tetik veya çakmaklardan biri arıza yaparsa öbürü tek başına
kullanılabilir. Ama, tek tetik bozulduğunda tüfek tamamen kullanım dışı kalır
(iğne veya horoz yayı kırılması gibi bir arıza maalesef bütün tek namlulu tüfeklerde
aynı sonuca sebep olur). Veya, boş kovanlarını yere düşmeden toplamak isteyen
bir atıcı (kendi fişeklerini dolduranlar gibi) kovanların birkaç metre geriye
fırlatılmasını istemiyebilir.
Genelde çok fişek atanların ve ağır dolu (bilhassa magnum) kullananların tercih
ettiği bir aksesuar da tüfeğin dipçik tabanına takılan lastik bir tampondur. Bu
tamponlar değişik kalınlıklarda ve sertliklerde olup , geri tepme anında tepme
enerjisinin bir kısmını emerek atıcının daha hafif (daha az sertlikte fakat
daha uzun süren) bir darbeye maruz kalmasını sağlarlar. Bazı durumlarda da,
lastik kaygan olmadığı için giysilere sürtünerek tüfeğin rahat omuzlanmasına
mani olurlarsa da, bu arka ve üst köşe yüzeylerine bir kat kaygan deri
yapıştırılarak telafi edilebilir.
Tepmeyi azaltmak için kullanılan diğer bazı çareler de vardır. Bunlardan biri
(çoğu zaman kundak içine delik delip kurşun, vb. parçalar konarak) tüfeğin
ağırlığını artırmaktır. Bu şekilde tepme azaldığı halde çoğunlukla tüfeğin
dengesi bozulur. Bazı durumlarda el kundağına da ağırlık eklenerek bu
dengesizlik düzeltilebilir.
Başka bir çare de son zamanlarda pek görülmeyen, namlu ucuna takılan etrafı
radyal yarıklı olan, “Cutt’s Compensator” ve benzeri tepme
azaltıcı ilavelerdir. Bunlar namlu ucundan ileriye doğru hızla çıkan barut
gazlarını yukarıya/yanlara çevirerek roket tepkisi ile tüfeği geri
itilmesini azaltırlar. Bunlar namlu çapından oldukça geniş olup,
uçlarındaki şok parçaları da “şok ve patern” konusunda bahsedilen bazı
şoklar gibi namlu çapından büyüktür.
Bir av tüfeğini namlu ucundan dipçiğine kadar iyi ve kötü yönleri ile
incelediniz ve karar verip aldınız. Bu silâh av yerine taşınırken bir aracın
içine konulacak ve muhtemelen yolculuk sırasında oraya buraya çarpacak
(yasalara göre de av silâhlarının meskun yerlerde bir kılıf veya bir
sert/yumuşak çanta içinde taşınması gerekir). Dışı sağlam bir branda veya
....... kumaşla, içiyse nem tutmayan ve lanolin veya silikonlu bazı sentetik
yağlarla hafifçe yağlanmış olan yumuşak sentetik (pazen, polar, vb.) kumaş veya
kısaca kırpılmış gerçek koyun postu ile kaplanmış bir kılıf/çanta yolda
silâhınızı dış etkilere karşı korur.
Silâh av
yerine giderken omuzda taşınacaksa, iyi bir kayış işinizi kolaylaştırır. Lakin,
size kolaylık sağlayan kayış av sırasında da oraya buraya takılıp size mani
olabilir. Bu yüzden kayışın veya kayış halkalarının kolayca çıkarılıp
takılabilmesi, ve silâha takıldığında kazara yerinden çıkmayacak veya
kopmayacak kadar sağlam ve güvenli olması gerekir.
Av sırasında, her ihtimale karşı yanınızda veya aracınızda bulundurabileceğiniz
portatif, av dönüşünde ise normal bakım için tek veya birkaç parçalı sağlam bir
harbi takımı ve gerekli temizlik uçlarını da unutmamak gerekir. Sıkışan bir
fişeği çıkartabilmek için bir domuz tırnağı, boşa tetik düşürmenin iğnelere,
yaylara vereceği zararı önlemek için birkaç tane özel tetik düşürme kovanı,
silâh temizlik solventleri ve yağları, silâhın üstünde toz/elyaf bırakmayacak
temizlik bezleri çoğu ihtiyaçlarınızı karşılayacaktır.
İyi bir temizlikten sonra, silâh kısa bir zaman içinde tekrar kullanılacaksa
çok hafifça yağlayıp kaldırmak, bir sonraki atıştan öncede bilhassa namlu içini
tamamen kurutmak iyi olur. Bir çoğumuzun inandığının aksine, silâh üstünde
kalan fazla yağ koruyucu olmaz, inadına paslanmaya sebep olabilir. Uzun süre
(bir daha ki av mevsimine kadar) kullanılmayacak silâhları ise ince yağ yerine
özel silâh gresleri ile hafifçe yağlamak yeterlidir.
Tüfeğinizin kundağı kalın bir vernikle korunmamış, yağlı cila yapılmışsa, ufak
bir şişe veya kavanozda bulunduracağınız biraz bezir yağı (kaynamış bezir
tercih edilir) ufak tefek cila bozukluklarına sürülürse tüfeğin görüntüsünü
düzelteceği gibi ileride ahşap aksamın korunmasını da sağlar. Yalnız bu durumda
da yine çok fazla yağ sürülmemeli, tahtanın emmediği bezir silinmelidir.
Şayet,
yapacağınız bakım bazı vidaların sökülmesini gerektirecek ise, en ve kalınlık
bakımından sökülecek vidaya tam tamına uygun iyi kaliteli tornavidalar
kullanmanız önemle tavsiye edilir. Kalitesiz veya uygun olmayan boyda bir
tornavida eğrilip veya kırılıp hem vidayı hemde etrafını çizebilir. Bu gibi
çiziklerin tamiri de gizlenmesi de hemen hemen imkansızdır.